Ak Parti iktidarında TK’ya 4 kurul üyesi atandı. Kurul üye sayısı beşten yediye çıkınca, Ak Parti’nin atadığı üyelerin sayısı da kurulda çoğunluğa ulaşılmış oldu.
Telekomünikasyon sektöründe çözülmesi gereken onlarca sorun bulunuyor. Kurul, başkanı olmadan toplanamıyor. Alınması gereken kararlar bekletiliyor. AB’ye giriş sürecinde, bir çok konunun yanı sıra telekomünikasyon konusu da Türkiye’nin önünde dağ gibi bir sorun olacak. Bu konuda ne yazık ki TK’nın da Türk Telekom’un da hafızası hemen hemen yok gibi. Konuyu bilenler azaldığı gibi konuya geniş bir perspektiften, açıdan bakabilmek için deneyimde gerekmekte asıl sorunda burada.
Ulaştırma Bakanlığı’nın Cumhurbaşkanlığına gönderdiği iki isim; Tayfun Acarer ve Galip Zerey’in yanında bir isim daha olduğu sektör kulislerinde söyleniyor. Görüşlerini aldığımız sektör uzmanı, “devlet geleneğinde üçüncü bir isim isteniyor ve hala başkan atanmıyorsa, o zaman doğru isimler yok” diyerek uyarı da bulunuyor.
Peki TK Başkanı nasıl olmalı?
Biz de bir yandan TK Başkanı neden atanmadı diye sorararken, diğer yandan TK Başkanı “hangi özelliklere sahip olmalı”yı hatırlatalım..
TK başkanının yukarıda da ifade edildiği üzere sektörel bilgisi ve tecrübesi olmalı, aksi halde önüne gelen konuları ve özellikle sorunları anlamakta değerlendirmekte zorluklarla karşılaşması doğaldır.
Öte yandan yedi bölgeden ve merkez teşkilatında 450 civarında çalışanı yönetebilecek bürokratik tecrübe ve bilgi birikimine sahip olmalı. Hem sektör ve hem de diğer kamu kurum ve kuruluşları ile koordineli çalışabilecek uzlaşmacı kişiliğe sahip olmalıdır. Ancak uzlaşmacı kişiliğine rağmen ne sektörden ne de kamu kurum ve kuruluşlarından gelen haksız talep ve isteklere boyun eğmeyecek derecede Kurumun “Özerk” yapısını koruyan, kollayan ve halel getirmeyen yapıda olmalıdır.
Elbette alınacak kararlarda özellikle devletin makro ekonomik politikaları ile ters düşmemeye özen göstermeli DPT’nin kalkınma planlarını uygulamalı ve bu planların hazırlık çalışmalarına aktif olarak katılmalıdır. Eğer bu kararlarda veya siyasiler tarafından alınan kararlarda farklı düşüncelere sahip ise, bu makamları doğru bilgilendirmeli, Türkiye’nin geleceği için doğru olduğuna ikna etmeli ve imzasının arkasında durabilmelidir.
Telekomünikasyon sektöründe çeşitli uluslararası kuruluşlarla işbirliğinin zorunludur. 2006 yılında Telekomünikasyon sektörünün en büyük ve nerede ise en uzun toplantısı ülkemizde düzenlenmesi olasılığı bulunmaktadır. Bu nedenle, Telekomünikasyon Kurumu Başkanının uluslararası deneyiminin olması ülke için bir avantajdır.
Bunun yanı sıra sektörün sorunlarına kalıcı çözümler getiren biri olmalıdır. Sorunların arkasından giden değil sezgisel bir yaklaşım ve proaktif ile UMTH, internet sektöründe yaşanan sorunlara acil çözüm bulmalıdır. Kablo TV’ye TURKSAT gibi mevcut sistemlere çözüm bulurken, geçtiğimiz günlerde Güney Kore Cumhurbaşkanın ülkemizi ziyareti vesilesi ile değerlendirme ve karşılaştırma fırsatı bulduğumuz ve şu an için ülkemizde ancak hayal edebildiğimiz WIMAX, WIBRO ve DBM gibi geniş bantlı hizmetlerin bir an önce ülkemiz insanlarına serbest piyasa koşulları içinde sunulmasını sağlayacak etkin, verimli çalışma ortamını TK içinde hazırlayabilecek bir kişilik olmalıdır. Buraya kadar açıkladığımız bilgi ve tecrübe gibi özelliklerinin yanı sıra dürüst, tarafsız ve adil olması zaten olmaz ise olmaz koşullardır.
Telekomünikasyon sektörünün ülkelerin gelişmesine çağ atlamasına etkileri bugün herkes tarafından kabul gören en önemli olgudur. Telekomünikasyon sektöründe serbestleşme ve ülke içi katma değerin yaratılmasının bu gelişmenin en asli unsuru olduğu da yine genel olarak kabul edilmektedir. AB’ye giriş süreci, sayısal uçurumun azaltılması ile ülkemizin gelişmiş ülkeler arasındaki farkın ortadan kaldırılmasında TK’ya oldukça büyük işler düşecektir.



Kaynak : 