TÜBİDER Akademi “Bilişim Sektörüne Giriş” Programı, bilişim sektörüne yeni insan kaynağı kazandırmak ve gençlerin sektöre daha bilinçli bir başlangıç yapmalarını sağlamak amacıyla 15 Haziran’da başladı. İŞKUR desteğiyle ve IncreaWorks tarafından hazırlanan program kapsamında katılımcılar, dört hafta boyunca bulut bilişimden siber güvenliğe, satıştan kariyer planlamasına kadar 18 farklı konuda ücretsiz eğitim alacak. Program sonunda başarılı adaylar sektör şirketleriyle görüşme fırsatı da yakalayacak.
Peki, bilişim sektörü bir yandan hızla büyürken ve her yıl binlerce genç ilgili bölümlerden mezun olurken, şirketler neden hâlâ nitelikli insan kaynağı bulmakta zorlanıyor? TÜBİDER Başkanı Tuncay Işık’a göre sorun tek bir nedene indirgenemez. Eğitim sisteminden kariyer planlamasına, sektörün hızlı dönüşümünden öğrenme kültürüne kadar birçok unsur aynı anda etkili oluyor. Türk İnternet’e konuşan Işık, sektördeki insan kaynağı açığını, üniversite-sektör arasındaki kopukluğu ve TÜBİDER Akademi’nin bu boşluğu nasıl kapatmayı hedeflediğini anlattı.
Işık’a göre sorun yalnızca eğitim sisteminde ya da gençlerin beklentilerinde değil; sektörün hızlı dönüşümü, kariyer planlamasındaki eksiklikler ve öğrenme kültürünün zayıflaması gibi birçok faktörün birleşiminden kaynaklanıyor.
“Sektörde Artık Kalifiye İnsan Çok Bulamıyoruz”
TÜBİDER Akademi fikrinin tek bir sorunun sonucu olmadığını belirten Tuncay Işık, yıllardır sektör temsilcileriyle yaptığı sohbetlerde benzer şikayetleri duyduğunu söylüyor:
“Kimse direkt ‘şöyle bir sorunumuz var’ demedi ama sohbetlerde ‘sektörde artık kalifiye insan çok bulamıyoruz’ ya da ‘yeni mezunlarda istediğimiz talepler yok’ cümleleri vardı. Gelenler bu sektörü çok anlamış insanlar değil. O yüzden kısa sürede ayrılıyorlar.”
Işık’a göre birçok genç bilişim sektörüne bilinçli bir kariyer tercihiyle değil, tesadüfen giriyor:
“Ben zabıta olmak istiyordum, olmadı, bilişim sektörüne başladım diyen insanlarla tanıştım. Zabıtalık kötü bir şey değil ama hedefinde zabıta olmak isteyen birinin bilişim sektörüne başlaması kötü. Demek ki kariyer planı yok.”
Tuncay Işık : Bilişim, Bir Saat Önce Öğrendiğinizin Eski Olduğu Bir Sektör
“Bilişim, Bir Saat Önce Öğrendiğinizin Eski Olduğu Bir Sektör”
TÜBİDER Başkanı’na göre bilişim sektörünün en önemli özelliği sürekli öğrenmeyi zorunlu kılması.
“Bilişim sektöründe dün öğrendiğinizin eski, hatta bir saat önce öğrendiğinizin eski olduğu bir sektör. Biz şu an yapay zekâ konuşurken Tayvan’da bir üretici başka bir şey çıkarmış olabilir.”
Bu nedenle sektörün en büyük sorunlarından birinin öğrenmeye açık insan kaynağı eksikliği olduğunu vurguluyor:
“Son dönemde bizim en çok yaşadığımız zorluklardan biri, öğrenmeye açık insanın çok az gelmesi. Oysa bizim sektörde başarılı olan insanların ortak noktası şu: Öğrenmeyi hiçbir zaman bırakmıyorlar.”
“Üniversiteler Bilgiyi Veriyor Ama Sindirmeyi Öğretemiyor”
Işık, üniversitelerin de çok zor bir denklemle karşı karşıya olduğunu düşünüyor. Çünkü bilişimde bilgi son derece hızlı eskiyor.
“Yılbaşında yaptığınız müfredat, dönem sonuna geldiğinde eskiyor. En yeni müfredatı yapsanız bile yıl içinde eskiyor. Ama biz ne yazık ki onu da yapamıyoruz. Dört beş sene geriden geliyoruz.”
Ancak sorumluluğun yalnızca eğitim kurumlarında olmadığını da özellikle vurguluyor:
“Kimseyi suçlamak doğru gelmiyor bana. Üniversitenin eksik olduğunu düşündüğümüz taraflar var, öğrencilerin hayata bakışındaki değişiklikler var, sektörün yeterince önem vermemesi de var.”
“Bilişim Sadece Yazılımdan İbaret Değil”
Toplumda bilişim denince çoğunlukla yazılım geliştiriciliğinin anlaşıldığını belirten Işık, sektörün bundan çok daha geniş bir alanı kapsadığını söylüyor.
“Bilişim artık her sektörün içinde. İnşaatın içinde bilişim var, otomobil dediğimiz şey aslında yürüyen bir bilgisayar, cep telefonu bir bilgisayar. Bilişimle işi olmayan birinin olma ihtimali dâhil yok.”
Bu nedenle bilişim sektöründe yalnızca yazılımcılara değil; satış, pazarlama, finans, proje yönetimi ve iş geliştirme gibi birçok farklı alanda yetişmiş insanlara ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.
TÜBİDER Akademi Bir “Mihmandar” Olmayı Hedefliyor
TÜBİDER Akademi’nin amacının öğrencilere teknik bilgi yüklemekten ziyade sektöre bir yol haritası sunmak olduğunu belirten Işık, bunu bir bina benzetmesiyle anlatıyor:
“Hiç bilmediğiniz bir binaya giriyorsunuz. Biri size mihmandarlık yapmıyorsa bina içinde kaybolma ihtimaliniz çok yüksek. Biz aslında bir harita yayınlayalım istiyoruz. İnsanlar sektörde kimin ne iş yaptığını görsün ve ‘Ben bunu yapmak istiyorum’ diyebilsin.”
Bir ay sürecek ve yaklaşık 18-20 dersten oluşacak programın sonunda katılımcıların sektörü tanımasını hedeflediklerini belirten Işık, her dönem için yaklaşık 250 kişilik kapasite planlandığını söylüyor.
“Öğrencilerin talep etmesini sağlamaya çalışıyoruz. O işi alan arkadaşın ‘Ben bu sektörde çalışmak istiyorum’ demesini istiyoruz. Asıl önemli olan o.”
“Türkiye’nin Gidecek Çok Yolu Var”
Önümüzdeki dönemde yapay zekâ, siber güvenlik ve yeni teknolojilerin insan kaynağı ihtiyacını daha da artıracağını belirten Işık, özellikle siber güvenlik alanında büyük bir açığın bulunduğunu düşünüyor.
“Sadece Siber Güvenlik Başkanlığı’nın binlerce siber güvenlik uzmanına ihtiyacı var ve Türkiye’de hâlâ bu kadar siber güvenlik uzmanı yok.”
Bu tabloyu bir eksiklikten çok fırsat olarak gördüğünü belirten Işık şöyle devam ediyor:
“Hâlâ Türkiye’nin gidecek çok yolu var. İyi planlanmış, iyi eğitim veren kurumlarla biz dünyaya hizmet satabiliriz.”
“Artık Daha Büyük Bir Plan Gerekiyor”
TÜBİDER Başkanı’na göre bundan sonraki aşamada yalnızca sektörün ve eğitim kurumlarının çabası yeterli olmayacak.
“Şu an kopuk kopuk her yerde çeşitli ateşler yanıyor. Bu ateşleri birleştirip daha büyük bir ateş hâline getirmek lazım.”
Bu nedenle bilişim alanında daha güçlü bir kamu yapılanmasına ihtiyaç olduğunu savunuyor:
“Ben senelerdir söylüyorum: Bilişim Bakanlığı. Bilişim Bakanlığı kurulursa bilişime bakış değişecek. Bu işin en üstten başlanarak, bakanlık düzeyinde planlanması gerektiğini düşünüyorum.”
TÜBİDER Akademi de tam bu noktada, bilişim sektörünü tercih edecek gençlerle sektör arasındaki mesafeyi azaltmayı, kariyer yolculuğunu daha bilinçli ve sürdürülebilir hâle getirmeyi amaçlıyor. Tuncay Işık’ın ifadesiyle amaç, insanları aynı tornadan geçirmek değil; onlara doğru haritayı sunarak kendi yollarını bulmalarına yardımcı olmak.
TÜBİDER Başkanı’na göre Türkiye’nin bilişimde bölgesel ve küresel ölçekte daha rekabetçi bir konuma gelebilmesi için insan kaynağı planlamasının daha üst düzeyde ele alınması ve bilişim politikalarının uzun vadeli bir vizyonla şekillendirilmesi gerekiyor.



Kaynak : 