2016 yılını 724 milyon TL zarar ile kapatan [1] Türk Telekom’da tasarrufa yönelik organizasyon küçülmesinin devam ettiği duyuluyor. İsminin açıklanmasını istemeyen kaynaklar 2000 kadar kişinin işten çıkarılabileceğini iddia ediyor. Yanısıra çeşitli tasarruflar olduğunu duyuyoruz. Örneğin personelin şirket tarafından ödenen sağlık sigortası, bu yıl yarısı kişilerin kendisi tarafından ödenmek üzere Türk Telekom Sağlık ve Yardım Vakfına aktarılmış. Gelecek yıldan sonra hepsini kendileri ödeyecek. Direktör ve üstü için eski durum sürüyor.
Bu sefer ki uygulamanın arkasında, referandum sonrası değişen dengeler olduğundan bahsediliyor. ama zaten sürmekte olan şirketin “tek şirket” stratejisinin payı büyük. Tabi açıklanması yaklaşan çeyrek sonuçları da var.
Rekabet Kurumu, Telekom sektörünün hareketliliğinin başladığı 2000 yıllarının başlarında, pazarın sağlıklı oluşabilmesi için tersine bir duruma yani şirketlerin mobil-internet gibi alanlarda ayrı tüzel kişilik olmalarına işaret etmişti ama Türk Telekom geçen yıl ocak ayında Avea ve TTnet’i ana şirketin içine katarak, tek şirket haline geldi [2]. Bunun sonucunda ise, bazı elemanların işten çıkarılması gündeme geldi.
Saudi Oger’in Suudi Arabistan’da ve dolayısıyla da uzantısı Ojer Telekomünikasyon firmasının ülkemizde zora düştüğü geçen yaz ve ilaveten 15 temmuzdan bu yana başlayan dönemde, şirkette özellikle eski Avea Genel Müdürü Erkan Akdemir ile Türk Telekom tarafına taşınan Avea personelinin tasfiye edildiği anlaşılıyor. Bunun bir tarafında eleman sayısının fazlalığı tabi ki vardı –ki o dönemde Genel Müdür Yardımcısı sayısı 20’ye, direktör sayısı 140’a yaklaşıvermişti [3]–. Konudan bağımsız olarak Akdemir’in oluşturduğu ekibe yönelik pek çok spekülasyon da halen yüksek sesle konuşuluyor.
Dolayısıyla, geçen yıl başlayan konsolidasyon ve tasfiyenin, geçen hafta yazdığımız gibi bölge müdürlüklerinin de birleştirilmesi dahil daha da devam edeceği görülüyor [4].
Bu noktada Türk Telekom’a yakın –içerdeki ve dışarıdaki– kaynaklar pek çok yorum yapıyorlar. Mesela ;
“200 yıl yaklaşan tarihi ile 25 bin kişilik köklü bir şirket kendi içerisinden yönetici çıkaramıyorsa, çıkmasına müsaade edilmiyorsa, hep dışarıdan ithal ekip ve yönetim kadroları ile bir oradan bir oraya savrulup gidiyorsa bugünkü duruma şaşırmak gerekir mi? Dahası bu şirket nasıl düzelebilir?
Elbette bir şirkette yöneticiler gerektiğinde değişir. Makul sayıda aynı ya da farklı sektörlerden ekip ve yöneticilerle şirket yönetimi zenginleştirilebilir. Bunda bir sorun yok. Sağlıklı bir şey bu. Ama tüm yönetim kadroları dışarıdan geliyor ve gelen kadro şirketin mevcut çalışanlarını, emekçilerini kunta-kinte gibi görüyorsa o zaman burada bile bile bir yanlış yapılıyor demektir.”
Gerçekten de, Türk Telekom gibi stratejik ve telekom altyapısını halen yöneten bir şirketin, 2-3 yılda bir değişen yönetim kadroları ile yönetilmesi cidden endişe yaratıyor. Sonuçlarını hep birlikte görüyoruz [1].
Kanal Yapısındaki Değişiklikler
Bu arada sadece organizasyon yapısındaki değişiklik değil, kanal yapısındaki değişiklik de spekülasyonlara neden oluyor. Konuşulan konulardan birisi, Akdemir dönemiyle başlayan kanal yapısı değişikliği. Kaynaklarımız
“Neden uzun yıllar TT ve TTNET bayiliği yapan, şirketin gelirlerinin önemli bir bölümünü oluşturan sabit ürün portföyüne vakıf bayiler toptan bir şekilde sistem dışına atılıp yerine ağırlıklı olarak gıda sektöründen ve mobil ürün portföyüne hakim bayiler alındı?”
diye soruyor ve sisteme yeni enjekte edilen bu distribütörlerin ve 2015 yılında Londra’da kurulan Lityus isimli firmanın ortaklarının kimler olduğunun araştırılması gerektiğini belirtiyorlar.
Türk Telekom’un 2017 İlk Çeyrek Sonuçları Bekleniyor
Türk Telekom’da 2017’nin ilk çeyreğinin sonuçlarının açıklanması yakınlaştı. Bu çeyrekte nasıl bir sonuç geleceği merak ediliyor. Şirket özelleştirmenin ilk yıllarında otellerde basın toplantıları ile duyurduğu sonuçları, uzun zamandır sessiz sedasız KAP açıklamaları şeklinde yapıyor. Çünkü ilk yıllarda 2 milyar TL olan net kar’lar, sonraları 1 milyar TL gibi rakamlar düştü ve giderek de şirketin bir önceki çeyrekte yani 2016’nın son çeyreğinde 4,2 milyar TL satış cirosuna karşın 1,4 milyar TL zarar yaptığı görüldü [5].
Bu arada kayda değer bir not da şu; 724 milyon TL zarar eden bir şirkette, Genel Müdür Yardımcıları ve üstündeki yöneticilere verilen başarı primin 181,4 milyon TL olması da şaşkınlık yarattı [6]. Bu konunun tasarruf nedeniyle performans primlerinin yarısını aldığı belirtilen Türk Telekom personelinde de rahatsızlık yarattığını duyuyoruz.
Dolayısıyla 2017 ilk çeyrekte bilançonun nasıl bir seyir izleyeceği merakla bekleniyor diyelim. Ama bir yandan da bilançoda bazı kalemlerle ilgili spekülasyonlar olduğu iddiasını vurgulayalım. Personel giderlerinden, iptal edilen hatların gelirlerine kadar pek çok konuya işaret edenler var. Bunları inceliyoruz.
Fatih Projesi
Bu arada gündeme Fatih projesi yeniden giriverdi [7]. Ancak şekil değiştirerek; yani bu sefer operatörlerin üzerinden yürüyecek bir model kuruldu. Bu hafta sonuna kadar alınacak olan şartnamelerle 3 operatörün 6 bölgede hizmet vermesi bekleniyor. Hizmet dediğimiz ise 50.000 okula akıllı tahta ve tablet dağıtımı ile internet bağlantısının sağlanması. Detayını dipnottaki haberden okuyabilirsiniz. Burada ise, Türk Telekom’un mevcut bilançosu ile bu ihaleye pek mutlu bakmadığını yazalım. Toplantılarda, — halihazırda bağlantıların bir kısmını yaptığı için– bunun ihale olmasına karşı çıktığı duyuluyor [7].
Ojer Telekomünikasyon (OTAŞ) da Küçüldü
Bu arada herkes için şaşırtıcı olan; Türk Telekom’da çok başlılık olduğuna dair spekülasyonlar. Özelleştirmenin ilk yıllarında CEO olan Paul Doany, ekim ayında yeniden CEO olarak atanmıştı ama Başbakan Binali Yıldırım’a yakın olan Şükrü Kutlu’nun daha etkin olduğu belirtiliyordu [3]. Bugünlerde ise, Doany’nin çok mutlu olmadığı ve gelirken kendisine verilen sözlerin tutulmadığı gibi yorumlar var. Kendisi bu tür mesajlar vermiyor. Aksine herşeyin yolunda olduğunu söylüyor.
Genel olarak Doany, sektörde olumlu karşılanan bir yönetici. Konuşulabilen ve çözümler oluşturabilen bir kişiliği var. Sektörün ve Türk Telekom’un problemlerini bildiği ve bir kaç adım da olsa, bazı şeyler yapabildiği konuşuluyor. Örneğin, tekel kalmasına devlet tarafından verilen büyük desteğe rağmen, bu tekel durumun pazarlama ile biryerlere gitmediğini farkettiği konuşuluyor. Çünkü son dönemde küçük operatörleri yanına almaya ve onları kanal yapmaya yönelik bir yaklaşımı var. Bunun ilk günlerde beri olması gerekirdi. Olmamasının sonuçlarını görüyoruz. Türk Telekom daha çok abonelik satabilmiş değil.
Ama gecikmiş de olsa Doany’nin küçük operatörlerden kanal yaratma inisiyatifi olumlu bir yaklaşım. Dolayısıyla Doany’nin farkındalığının iyi olduğunu düşünen ve kalmasında yarar görenler çok fazla.. Çünkü yerine gelecek birileri muhtemelen yeniden aynı hatalara düşecek, baştan başlayacak ve anlamsız reklamlarla ve kampanyalarla pazarlama yapmaya çalışacak.
Pazarlama demişken, geçen yıl CEO olması spekülasyonları ile Digitürk’ten gelen ve Berat Albayrak’a yakın olduğu konuşulan Ümit Önal’ın [8] CEO’luk için isminin –özellikle referandum sonrasında– yeniden geçmekte olduğu iddiaları yükselmiş durumda. Buna karşılık sektördekiler Önal’ın telekom sektöründen gelmiyor olmasının negatif bir durum olduğunu düşünüyorlar. Sektörün içinden gelmeyen bir Genel Müdürün nasıl bir etki yarattığı, İnsan Kaynakları yöneticiliğinden bu pozisyona atanan Gökhan Bozkurt örneği verilerek anlatılıyor.
Kaynaklar; “Ne olacak, Genel Müdürlük değil mi? Reklamı da yönetir, telekom’u da yaklaşımı doğru değil” diyorlar ve şirketin bugün geldiği duruma işaret ediyorlar. Bu kadar hassas bir noktadan dönüşün ancak işleri bilenlerle mümkün olabileceğini belirtiyorlar.
Hem eylülde, hem de mart ayında 290 milyon $’lık 2 farklı kredi taksidini ödeyemeyen ve hala hisselerinin Saudi Telecom tarafından alınıp, alınmayacağı belirsiz olan Ojer Telekomünikasyon’a (OTAŞ) gelirsek, onun da iyice küçüldüğü belirtiliyor. Kayıt için hatırlatalım, OTAŞ’ın ödeyemediği taksitler 2007 yılında Türk Telekom’un geriye kalan özelleştirme bedelini ödemek için alınan bir kredinin, ödenemeyen bölümünün ödenmesi için 2013’de yeniden alınan 4,75 milyar $ eşdeğeri krediye ait [9].
Bu kredinin teminatı ise Türk Telekom’un hisseleri. Yani OTAŞ’ın ortada kalmasının yarattığı büyük bir borcun devam ettiği ve zaten kendi borçları olan Türk Telekom’un borçlarının üstüne kaldığı anlaşılıyor. İlerleyen yıllarda lisans süresini taşan vadedeki borçların devlete mi kalacağı da ayrı bir soru? Bu nedenle şirketin uzun vadeli borçlanmasını sağlayabilecek şekilde lisans süresinin uzatılması konusu da konuşulan konular arasında…
[2] Türk Telekom, ‘Tek Telekom’ Diyerek Tek Marka Altında Birleşti
[3] Türk Telekom’da Yeni Organizasyon Çarşamba Sonrası Açıklanır
[4] Türk Telekom’da Bölge Müdürlükleri Birleşiyor
[5] Özet Finansallar
[6] Türk Telekom’un 724 Milyon TL Zarar Açıkladığı 2016 Bilançosuna Yakından Bakalım
[8] Digitürk İcra Kurulu Başkanı Ümit Önal Türk Telekom’a Transfer Oldu



Kaynak : 