Bilişim vizyonSUZluğu konusunda yazdığım önceki yazılarımda altını çizdiğim üç husus vardı:
- 1. Sektör üretmiyor, ithal ediyor (30 Milyar Dolarlık sektörün %85’i ithalat).
2. Sektör de işsizlik var, vasıfsızlaştırma var (TÜİK’in 2010 raporuna göre .3 işsizlik)
3. Aç gözlü bilişim tacirlerinin desteğinde ihraç edilen ucuz yabancı insan kaynağı ve “offshoring” (bilişim projelerinin yabancı taşeronlara ihale edilmesi) ile sektörün kendisini imha etmesi.
Bilişim sektörünün büyümesi için ulusal yatırımlar şart ve burada da en büyük sorumluluk politika oluşturamamış siyasi iktidarda, AR-GE için finansal destek dağıtan Başbakanlığa bağlı TÜBİTAK’ta.
Aşağıdaki tablo TÜBİTAK’ın yıllara dağılmış olarak, projelere verdiği destek miktarını göstermekte[1]. 2009 yılındaki 416 Milyon TL desteği de eklersek 2005-2009 yılları arasında, son beş yılda, yaklaşık 2 Trilyon TL teşvik dağıtan TÜBİTAK’a rağmen bilişimde bir arpa boyu ilerleme yok. Aksine, işsizlik ve yoksullaşma var. İstihdam ve GSMH içerisinde bilişim payı uluslararası sıralamanın altlarında. İnsan, Başbakanlığa bağlanan bu TÜBİTAK’ın destekleri nereye gidiyor diye soruyor…

Hep deriz ya “senin, benim param” diye, bence demeyin çünkü o paralar ne senin ne de benim. O paraların gittiği yerleri ne sen ve ne de ben bilebiliriz. Ama bildiğimiz bir şey var, o da 2 Trilyonun bilişimde üretime ve büyümeye hiçbir katkısı yok.
Neden mi?
Bunun yanıtını OECD’nin 2008 BİT (Bilişim ve İletişim teknolojileri) raporundan verelim.
2005 yılında 6.1 Trilyon Dolar olan dünya BİT ticaret hacmi %18 büyüyerek 2007 yılında 7.2 Trilyon Dolar’a ulaşmış. Büyüme rakamlarının ülkelere göre dağılımına baktığımızda ise Slovak cumhuriyeti %68, Macaristan %40, Çek cumhuriyeti %32, Norveç %16 iken OECD ülkeleri listesinin en sonunda yer alan ülke ise Türkiye ve büyüme rakamı ise sadece %2.
2 Trilyon TL destek karşılığında yol alınan mesafe koca bir hiç!
Şimdi işin daha da dramatik tarafına, BİT sektörünün ülke ekonomilerinin katkılarına bakalım. BİT sektörünün ülkelerde yarattığı istihdam sıralamasında ülkemiz %1.7 ile yine OECD sıralamasının sonuncusu. Yani Türkiye BİT sektörü 9 Milyon kayıtlı çalışan nüfusun sadece 150,000’ini istihdam etmekte. Bu oran İsviçre’de %5.21, İsveç’de %4.7, kanada’da %4.24, Çek Cumhuriyeti’nde 4.49 ve bize en yakın rakam’a sahip Yunanistan’da %2.19.
Değerlendirmeye, BİT sektörünün ülkelerin gayrisafi milli hasılasına olan katkılarına göz atarak devam edelim. Dünya bankası verilerine göre BİT sektörünün yerli üretimine olan katkı ortalaması %4 seviyesinde. Gelişmiş ülkelerde, örneğin ABD’de bu oran %3.7, İngiltere’de %3. Üçüncü dünya ülkelerinde ise durum daha farklı. Endüstrisi rekabetçi olmayan ülkeler BİT sektörünün stratejik görüp, doğru yatırımlar ile sektörü ekonomik kazanıma dönüştürmeyi başarmış. Örneğin, Tunus’ta BİT sektörünün ülke GSMH ‘sına olan katkısı 2001 yılında %3.9 iken 2008 yılında %10’a yükselmiş. Mısır bu oranı %7’ye yükseltmeyi başarmış. Ucuz insan kaynağı ile BİT sektörünün en popüler ülkesi Hindistan’da bu oran %5.2. Ülkemizde ise BİT sektörünün ülke ekonomisine katkısı %1 seviyelerinde.
Büyük kısmı TÜBİTAK tarafında yürütülen AR-GE projelerinin desteklenmesinde uluslararası ölçekte üst sıralarda olan ülkemizin (2002-2007 yılları arasında gerçekleşen AR-GE yatırım artışılarında dünya 7.’siyiz) bilişim gelişmişliğinin en altlarda olmasını nasıl açıklanabilir?
Peki, bu gerçeklere rağmen, geçen eylülde yapılan Ulaştırma Şurası sırasında alınan kararlardan birisi olarak, Türk yazılım ihracatını 2023’e kadar 160 milyar dolara çıkaracaklarını söyleyenlere; “palavra sıkıyorsunuz” dersek yanlış mı olur?



Kaynak : 