Bugün 15 Milyar $ yani 20 Milyar TL’yi aşan telekom operatörlüğü sektörünün bayilik sistemi ile ilgili şikayetler her zaman kulağımıza gelir. Bu yazımızda daha eski ve cihaz satışları ile daha iyi bir gelir kaynağı olduğu için oturmuş gözüken mobil bayi sistemini bir kenara bırakıp, sabit telefon – ADSL tarafındaki bayilik sistemine bir göz atacağız.
Sabit tarafta bayilik sistemi, 1997’lerden 2004’lere kadar “çevirmeli (dial up) kutularını satan distribütör kanallarını saymazsak, 2001’de kurulmaya başlandı. Bugün aradan geçen 10 yılın arkasından bakıldığında, bu kadar büyük bir sektörün bayilik sisteminin genel anlamda, hala yerleşik olmadığı tam tersine “spot” çalıştığı, bu nedenle de, örneğin 100 milyon TL cirolu bir otomotiv şirketinin bayileri kadar bile prestijli olmadığı yorumuna varırız. Nitekim TTnet’in son olarak birkaç alternatif operatöre açtığı davanın detayına bakınca da bunu gördük. Zaten bu yazıyı düşündürten de bu dava oldu.
Önce size TTnet’in açtığı davanın içeriğini anlatalım, sonra da sabit-internet tarafındaki bayilik sistemini analiz edelim.
ADSL’de Operatör Değişikliği “Churn Arayüzü” ile Kolaylaştı
Operatörünü değiştirmek isteyen bazı aboneler ve onların geçmek istediği internet servis sağlayıcıların, son birkaç yıldır en önemli şikayeti, sürecin pratikte çalışamadığı şeklindeydi.
Bunu şöyle örnekleyelim, Internet Servis Sağlayıcı bir müşteri buluyordu diyelim, eğer bu müşteri halen başka bir operatörden hizmet alıyordu ise, illa fiziksel olarak o operatörün kendisine ya da bayilerine gidip, ıslak imza ile ayrılmak istediğini bir çok evrak eşliğinde (kimlik vsvs) ibraz etmek zorundaydı. Özellikle İstanbul’da trafiğin çile aracı olduğu, insanların evlerinin bir tarafta, işyerlerinin başka tarafta olduğunu düşünürsek, bu süreç pratikte yürümüyor ve tıkanıklık yaratıyordu.
Yani bu, alternatif ISS’ler ayaklarına gidip, imzalarını alsa bile, abonelerin bağlı bulundukları (ki bu genellikle, % 95 aboneye sahip TTnet oluyor) Internet Servis Sağlayıcısını kolay kolay bırakamamaları anlamına geliyordu.
İşte bu sistemden yükselen şikayetler sonucunda BTK’nın yol göstericiliği ile, kasım ayında, ADSL konusunda bir churn (hizmet alınan operatörden ayrılma) arayüzü oluşturuldu. Böylece abone bir operatöre ıslak imza verdiyse (satmak isteyen firma zaten abonenin ayağına gidiyor), o operatörün sisteme bu aboneyi tanımlaması ile işlem yapılabiliyor. Zaten devir işleminin 2gün içinde tamamlanması şartı var. Yani ADSL’de operatör değiştirmek sonunda kolaylaştırıldı, süreç rahatlatıldı.
Bayilerin Prim Oyunu
Yeni sistemi bir nevi “ADSL numara taşınabilirliği” gibi görmek mümkün. Neden böyle bir benzetme yapıyoruz? Çünkü, mobil numara taşımada meydana gelen prim oyunlarını aynen bu tarafta da yaşamaya başladık. Nasıl mobil numara taşınabilirliğinde bayilerin prim nedeniyle gerçekleştirdiği bir kısım anlaşmalı olaylar meydana geldiyse, ADSL churn sisteminde de aynısı görmeye başladık.
Bir farkla, burada bayilerin altında münhasır olmayan, yani onu da, bunu da satan altbayiler oluştu. Çoğunluğu Ttnet bayisi olan sabit telekom bayiliği sektöründe, alt bayilik kavramı var. Bu alt bayiler, aynı anda hem TTnet, hem de Alternatif Telekom firmalarının ADSL hatlarını, daha doğrusu kimin primi fazla ise onun hatlarını satabiliyorlar.
Bu durumda örneğin 24 ay taahhütlü ADSL abonesinin taahhütü bittiğinde, altbayi müşteriyi Türk Telekom çağrı sistemi üzerinden arayıp ama kendisinin daha çok prim alacağı bir operatöre yönlendirebiliyor.
İşte “spot çalışıyorlar” tanımlamamıza neden olan bu durum bir davaya neden oldu. Şimdi bu davaya bakalım;
Makalenin devamını yarın burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.



Kaynak : 