Bugün, telekomünikasyon vasıtasıyla kurulan iletişim sadece ses iletimini kapsamamaktadır. Hızlı internet çözümleri (DSL) ve 3G teknolojisi ile mobil cihazlar üzerinden ses iletiminin yanında, veri transferleri dahi hızlı bir şekilde iletilebilmektedir. Bu nedenle sadece ses iletimini kapsamayan ve daha önce kullanılan “iletişim-telekomünikasyon” tabiri yerine, artık IN (Intellicense Network-akıllı şebekeler) üzerinden, veri transferini de kapsayan bir anlam taşıyan, “Elektronik Haberleşme” terimi kullanılmaya başlanmıştır.
5809 Sayılı Elektronik Haberleşme Kanunun, bizzat adı ve Kanunun içeriğinde bu terime ve tanımına yer verilmesine rağmen, 5809 Sayılı Kanun’dan daha önce yürürlüğe giren bazı temel yasalarımızda, “iletişim” tabiri kullanıldığından, bu yazıda iletişim terimi kullanılacaktır. Bu yazıda kullanılan “iletişim” kavramından anlaşılması gereken, telekomünikasyon yoluyla yapılan ve her türlü veri iletimini de kapsayan elektronik haberleşme olmalıdır.
İletişimin denetlenmesi ise kısaca; devletin yetkili mercileri tarafından, kişilerin “telekomünikasyon yolu” ile gerçekleştirdikleri “iletişim”in, yine telekomünikasyon yoluyla iletişim sağlamaya yarayan araçlar arasına girmek suretiyle ve gizli bir şekilde dinlenmesi, gerektiğinde de kayıt altına alınarak, delil elde etme amacıyla kontrol altına alınması faaliyetidir.
Görüldüğü üzere kişiler arasında gerçekleşen ve kişiler arasında kalması gereken, kısaca mahremiyeti olan bu iletişime devlet tarafından doğrudan müdahale söz konusu olmaktadır. İletişime yapılan bu müdahale, Anayasa ile güvence altına alınmış ve kişiye sıkı surette bağlı haklardan olan, Özel Hayatın Korunması (Md.20) ve Haberleşme Hürriyetine (Md.22) yapılacak doğrudan bir müdahale olduğundan, konu oldukça hassasiyet arzetmektedir. Bu müdahale, aynı zamanda AİHS 8.maddesinde düzenlenen “Özel Hayatın Korunması” genel prensibinin de önemli bir istisnasını oluşturmaktadır. AİHS’nin Türkiye tarafından imzalanması ile, sözleşme hükümleri, Anayasa’nın 90/son.maddesi gereğince, kanun hükmündedir. Dolayısıyla, kanun niteliğinde olan AİHS 8.maddesine Türkiye’nin de uyumu tartışmasızdır.
İletişim özgürlüğü, özel hayatın gizliliği kapsamında üst normlar tarafından, temel bir insan hakkı olarak güvence altına alınmıştır. Ancak bu temel hakkın dahi, yukarıda belirtildiği gibi bazı istisnaları mevcuttur.
Aşağıda sırasıyla, bu istisnayı oluşturan ve yasal dinleme faaliyetlerini düzenleyen ilgili yasal düzenlemelere değinilecek ve ardından, iletişime müdahale edilerek dinleme yapılabilecek suçların kategorizasyonundan bahsedilecektir. Ardından, GSM Operatörlerinin bu konuyla ilgili sorumluluklarına göz atılacaktır. Bu bilgilere geçmeden önce, sadece dinlemeden oluşmayan ve “iletişimin denetlenmesi” olarak anılan faaliyeti, bu yazımızda “dinleme” olarak kullanacağız.
Makalenin “Türkiye’deki Telefon Dinleme Mevzuatını” anlatan devamını burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.



Kaynak : 