Bu makalenin ilk bölümünü burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
I.TÜRKİYE’DE İLETİŞİMİN DİNLENMESİ İLE İLGİLİ MEVZUAT
Türkiye’de iletişime müdahale ile ilgili olarak, 1999 yılına kadar herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktaydı. 1999 yılında ise, 4422 Sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunun 2.maddesinde, ilk kez iletişimin dinlenmesi ve tespitine yer verilmiştir. Ancak yeni Ceza Muhakemesi Kanununu (CMK) yürürlüğe koyan 5320 Sayılı Kanun ile, 4422 Sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış ve 2004 yılında yeni CMK yürürlük kazanmıştır.Dolayısıyla 4422 SK’nın ilgili maddesinin de, bu tariten sonra uygulanabilirliği kalmamıştır.
Türkiye’de iletişimin denetlenmesi konusunda, CMK’da yer alan temel usuli düzenlemelerin dışında, ayrıca 5397 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile, dinleme faaliyetlerinin tek bir merkezi idari yapı tarafından gerçekleştirilmesi amacıyla, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) adı altında bir idari otorite ihdas edilmiş ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) bağlanmıştır.
Anılan yasa ile TİB’in kurulması dışında; 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapılmış, kolluk ve istihbarat kurumlarına, iletişimin TİB üzerinden dinlenmesi konusunda yetkiler verilmiş, CMK’da belirtilen “katalog” suçların hangi esas ve usuller dahilinde yerine getirileceğini düzenlemiştir. Anılan Yasa ve CMK’ya dayalı olarak da BTK tarafından “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi Ve Kayda Alınmasına Dair Usul Ve Esaslar İle Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik” (Yönetmelik) çıkarılarak, TİB’in yetki ve görevleri ile dinleme, tespit ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi, imhası ve işletmecilerin sorumlulukları ile alakalı ayrıntılar, hüküm altına alınmıştır.
Bu yazımızda Yönetmeliğin ayrıntılarına girilmeyecek, ve iletişimin tespit, değerlendirilmesi ve imhası gibi prosedürler aktarılmayacaktır.
Buraya kadar, yukarıdaki I nolu başlık kapsamında, dinleme ile ilgili mevzuatı kısaca listeleyecek olursak;
- * 5271 Sayılı CMK (Md.135)
* 5397 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Üç ayrı yasada dinleme ile ilgili kolluk/istihbarata yetki veren ve TİB’i kuran yasa)
* Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik’tir. (Yönetmelik olarak anılacak)
Burada öncelikle CMK’nın 135.maddesine kısaca bir değinmek gerekmektedir; bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması durumunda, hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir, şeklinde açık bir hüküm getirmiştir.
Maddeye göre, dinleme yapılabilmesi için;
- 1. Kuvvetli şüphe varlığı
2. Başkaca delil elde etme imkanın olmaması
3. Hakim veya acil hallerde Savcı kararı
Olması halinde;
- 1.İletişim tespit edilebilir,
2.Dinlenebilir,
3.Kayda alınabilir,
4.Sinyal bilgileri değerlendirilebilir.
Maddeyi incelediğimizde ilk olarak, dinleme faaliyetine sadece kuvvetli şüphe ve başka suretle delil elde edilemeyecek olması halinde başvurulabileceği görülmektedir. Kısaca bu hüküm aslında yedek bir norm olarak değerlendirilebilir. Yasa koyucu, bu şekilde delil toplamanın kişinin temel haklarına aykırı olduğu bilinci ile hareket etmiş ve yalnızca belirtilen durumlar dışında, “sınırlı” hallerde bu çareye başvurulabileceğini belirtmiştir.
Şahsi düşünceme göre yerinde bir hüküm olup, yasa koyucu Anayasal düzenlemenin ruhuna uygun bir hüküm ihdasında bulunmuştur. Ancak uygulamada dinleme faaliyetine, hükmün yedek olduğu düşünülmeden ve diğer deliller gerektiği gibi araştırılmadan, doğrudan başvurulduğu göz önüne alınırsa, bu yasa maddesinin pratik bir faydası olmayacağı da aşikardır. Bu durumda yasa koyucunun söz konusu iradesine karşı konulmuş olunacaktır.
Diğer yandan, yasa hükmünde dinleme faaliyetinin dışında başkaca unsurlara da yer verildiği görülmektedir. Bu unsurlar Yönetmelikte daha ayrıntılı şekilde düzenlenmiş ve tanımları dahi yapılmıştır.
Dinlemenin CMK 135’e göre unsurları ve yönetmeliğe göre tanımları;
- 1.İletişimin tespiti : İletişimin içeriğine müdahale etmeden iletişim araçlarının diğer iletişim araçlarıyla kurduğu ve iletişime ilişkin arama, aranma, yer bilgisi ve kimlik bilgilerinin tespit edilmesine yönelik işlemlerdir. Tespitin tanımında yer verilen unsurlara da kısaca aşağıdaki gibi değinilmiştir.
- 1.1.Arama : Mobil cihaza ait hattan başlatılan çağrı ya da internet üzerinden karşı IP numarasına gönderilen iletidir.
1.2.Aranma : Mobil cihaza ait hattan başlatılan çağrının, çağrı yapılan hedefteki diğer mobil cihaza ait hat/IP’de sonlanması
1.3. Yer bilgisi : Mobil cihazların hangi Baz İstasyonun bölgesinde olduğuna dair lokasyon bilgisi
1.4.Kimlik Bilgisi : Mobil cihazlara ait MSISDN-IMEI-IMSI vb, cihaz/hat kimlik kodları
2.İletişimin dinlenmesi ve kayda alınması (Kayıt ve Dinleme) : Telekomünikasyon yoluyla gerçekleştirilmekte olan konuşmalar ile diğer her türlü iletişimin (iletilen her türlü veri ve içerik) uygun teknik araçlarla dinlenmesi ve kayda alınmasına yönelik işlemlerdir.
3.Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi : Bir şebekede haberleşmenin iletimi veya faturalama amacıyla işlenen, her türlü verinin yetkili mercilerce delil olarak incelenmesi faaliyetidir.
Görüldüğü üzere dinleme faaliyeti sadece taraflar arasındaki iletişimin dinlenmesi değil, iletişimin tespitinin de yapılarak, karşılıklı aramalara ait ayrıntılı bilgileri ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesini de kapsayan genel bir denetleme faaliyetini kapsamaktadır. Yetkili kolluk güçleri tarafından bazen sadece iletişimin tespiti ile de yetinilebilmektedir. İletişimin tespiti GSM işletmecilerinde oluşan ve faturalamaya yarayan CDR (Call Detail Record-Arama ayrıntı kayıtları) bilgilerinin toplanarak yetkili adli merciye iletilmesini kapsar.
İşte tam bu noktada, önemli bir ayrıntıya değinmekte fayda vardır. CMK Md. 135/6’ya göre dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler, ancak aynı maddede belirtilen katalog suçlar için söz konusu olabilirken, iletişimin tespiti tüm suçlar için söz konusu olabilmektedir. Zira, madde metninde “iletişimin tespiti” ifadesine yer verilmemiştir. CMK’nın 135/6.maddesinde; “Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir” şeklindeki hükümde; dinleme, kayda alma, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi belirtilmiş olmasına rağmen, iletişimin tespiti, yani iletişim araçlarının diğer iletişim araçlarıyla kurduğu iletişime ilişkin arama, aranma, yer bilgisi ve kimlik bilgilerinin tespit edilmesine yönelik işlemler maddede belirtilmemiştir. Bu durumda iletişimin tespiti katalog suçların dışındaki suçlar için dahi talep edilebilecektir.
Uygulamada bazen bu hususun karıştırıldığı ve iletişimin tespiti için de, katalog suçların varlığının arandığı görülebilmektedir. Oysa Savcılar ve Hakimler, CMK’nın kendilerine verdiği yetkiye dayanarak soruşturma ve kovuşturma evreleri içerisinde bir suçun aydınlatılması ve maddi gerçeğe ulaşmak adına, bu çareye başvurabilirler. Ancak şahsi düşünceme göre, tabiki bu delil toplama yöntemi de, iletişimin özgürlüğüne müdahale olduğundan, ancak ve ancak kuvvetli şüphe halinde ve başkaca delil olmaması halinde uygulanmalıdır.
Makalenin “Dinleme Yapılabilecek Suç kategorilerini” anlatan devamını burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.



Kaynak : 