IV.GSM İŞLETMECİLERİNİN SORUMLULUKLARI
Bu bölümde, TİB öncesi ile ilgili olarak, kısa bir bilgi vermek yararlı olacaktır. Türkiye’de TİB kurulmadan önce, yasal dinleme faaliyetleri 4422 Sayılı Yasanın 2.maddesine istinaden yapılmakta idi. MİT, Emniyet ve Jandarma İstihbarat, 4422 sayılı yasaya göre aldıkları, mahkeme kararlarını, GSM operatörlerinin ilgili birimine yönlendirir, kararlar doğrudan operatörlerin ilgili departmanlarınca hedef gösterilen numaranın, kararı aldıran birimin hedeflenen telefon numarasını, dinleme yapacağı şekilde aktive edilmesiyle, sadece ve sadece ilgili istihbari ya da kolluk birimi tarafından, yine mahkeme kararına bağlı olarak dinlenirdi. Dinleme işleminin süresi bitince belirtilen hedef numara deaktive edilir ve dinlemeye son verilirdi. TİB sonrası, GSM operatörleri tarafından yasaya uygun taleplere ve sadece mahkeme kararına istinaden yapılan bu işlem, artık doğrudan yine yasa ve usullere uygun olarak TİB tarafından yerine getirilmektedir.
TİB’in kurulmasından sonra, operatörlerin, yetkili mercilerce mahkeme kararına istinaden iletilen hedef telefon numaralarını dinleme konusunda, doğrudan herhangi bir sorumluluğu kalmamıştır. Halihazırda, operatörler bu konuda TİB’e dolayısıyla BTK’ya karşı dolaylı sorumlu duruma geçmişlerdir. Kısaca ifade etmek gerekirse, GSM operatörleri, dinleme faaliyetlerinden dolayı eskiden doğrudan sorumlu iken, TİB sonrasında ve sadece TİB ve BTK’ya karşı dolaylı bir sorumluluk yüklenmiş durumdadırlar. Dinleme ile ilgili mahkeme kararları TİB’in devreye girmesinden sonra artık operatörlere gönderilmemektedir. Bu konu Yönetmelikte de açıkça düzenlenmiştir.
Operatörlerin bu konuda sorumluluklarını düzenleyen mevzuat hükümlerine aşağıda yer verilmiştir.
1-5809 Sayılı Yasa
5809 Sayılı Yasanın 6/ş. maddesinde BTK’nın görevleri arasında, elektronik haberleşme sektörüne yönelik olarak, milli güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla mevzuatın öngördüğü tedbirleri almak yükümlülüğü mevcuttur.
Aynı yasanın İşletmecilerin (operatörlerin) Hak ve Yükümlülükleri başlıklı 12/g maddesinde işletmecilere getirilen yükümlülüklerden biri de; Kanunlarla yetkili kılınan ulusal kurumlarca yasal dinleme ve müdahalenin yapılmasına teknik olanak sağlanması’dır.
2- Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ile ilgili Yönetmelik
Bu yönetmelikte, BTK’dan ayrı olarak sadece TİB’in görevlerini düzenleyen 17/e maddesine göre; TİB’in işletmecilere karşı, dinleme işlemleri ve 5651 Sayılı Yasa ile ilgili işleri yaptırtma konusunda yetkili olduğu ve aynı zamanda cezalandırma yetkisinin de olduğu görülmektedir. Buna göre; yapılacak tespit, dinleme, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınması faaliyetleri ile 5651 sayılı Kanunla ve diğer mevzuatla verilen görevlerin ifasını olanaklı kılacak her türlü teknik alt yapının, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu hizmeti veren kuruluşlar ve işletmeciler tarafından kurulmasını sağlamak, sağlatmak, gerekli alt yapıyı kurmayan işletmecilerin cezalandırılması yönünde girişimde bulunmak şeklinde olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
3- Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları İle Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik
Anılan yönetmelik, özellikle kamu düzeni ve milli güvenliğin ihlal edilmesi durumlarında ve bu ihlalin ağır kusur sayılması halinde, lisans iptaline kadar varan yaptırımları düzenlemiştir. Yönetmeliğin 19.maddesine göre; İşletmeci ve çalışanları milli güvenliğe aykırı davranışta bulunmamakla ve bu konularda gereken özeni ve önceliği göstermekle yükümlüdür.
Yönetmeliğin 20/1.maddesinde de; İşletmeci ve çalışanları, haberleşmenin engellenmemesi veya haberleşmenin gizliliğine veya içeriğine dokunulmaması ilkesine aykırı davranışta bulunamaz. İşletmeci bu kapsamda gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.
4- Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği
Yönetmeliğin, “İşletmecilerin Hak ve Yükümlülükleri” başlıklı 19/u maddesi, İşletmecilere özellikle iletişimin tespiti ve dinlemeye ilişkin konularda önemli yükümlülükler getirmiştir. Buna göre; 5397 ve 5651 sayılı Kanunlar ve ilgili diğer kanunlarda getirilen yükümlülükler: İşletmeciler, elektronik haberleşme sistemleri üzerinden milli güvenlikle, 5397 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve ilgili diğer kanunlarda getirilen düzenlemelerle ilgili taleplerin karşılanmasına yönelik teknik altyapıyı, elektronik haberleşme sistemini hizmete sunmadan önce kurumca belirlenecek usul, esas ve standartlarda, tüm harcamaları kendine ait olmak üzere kurmak ve güncellemekle yükümlüdür. Halen elektronik haberleşme hizmeti sunan işletmeciler de; söz konusu teknik altyapıyı, Kurum tarafından belirlenecek usul, esas ve standartlarda, tüm harcamaları kendilerine ait olmak üzere kurmak ve güncellemekle yükümlüdürler. İşletmeciler, 5397 ve 5651 sayılı Kanunlar ve ilgili diğer kanunlarda getirilen düzenlemelerle ilgili olarak, tüm harcamaları kendilerine ait olmak üzere; ilgili mevzuat gereği verilmesi gereken bilgi, belge ve veriyi kurum tarafından belirlenecek usul, esas ve standartlarda eksiksiz ve zamanında kanunen yetkili mercie teslim etmekle, her türlü sistemin işletilmesi bakımından, altyapı kullanımının sağlanması ile söz konusu sistemlerin çalışır vaziyette tutulması için gerekli donanım, yazılım, bakım, onarım, teknik destek gibi gerekli tedbiri almakla ve bunları etkileyen donanım, yazılım, altyapı ve şebekeye ilişkin değişiklikleri Kurum onayını alarak yapmakla yükümlüdürler.
5.İmtiyaz Sözleşmesi,
Yukarıda belirtilen temel yasa ve ikincil mevzuat dışında, operatörlerin imtiyazlı şirketler olduğu göz önüne alındığında ve sözleşmenin diğer tarafının da, BTK olduğu düşünüldüğünde, konuyla ilgili imtiyaz sözleşmelerinde de benzer hükümlerin olduğu düşünülmektedir.
V. SONUÇ
Yazımızda özellikle son günlerde Türkiye gündemini sürekli meşgul eden konulardan biri olan dinleme konusunda, günümüzde nasıl bir yol izlendiğini ve dinlemenin hangi merciler tarafından talep edildiğini ve merkezi olarak hangi otorite tarafından gerçekleştiğini ana hatlarıyla belirtmeye çalıştık.
Toplumda neredeyse bir paranoya halinde “bende dinleniyor muyum ?” sorusunun cevabı ise “hayır” olacaktır. Yazılanlardan anlaşılacağı gibi, herkesin dinlenmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı ortadadır. Bu durum, ilgili yasa ve ikincil mevzuat ile üst normlara açıkça aykırılık taşımaktadır. Kaldı ki, her suçta dahi dinleme yapılamamaktadır. Bir an için yasanın herkesi dinlemeye olanak sağladığı düşünülecek olsa dahi, bu sefer de karşımıza teknik yetersizlik ve imkansızlıklar çıkacaktır. Zira bu tip bir takibin yapılabilmesi için onlarca stadyum büyüklüğünde serverların kurulması gerekmektedir. Buna ayrılacak zaman, yatırım ve işgücünün sağlanması ise neredeyse olanaksızdır.
Dinleme işlemleri sadece belirli sınıf ve kategorilerde ve yerine göre özel olarak yetkilendirilmiş mahkemeler tarafından verilen kararlara istinaden yapılabilir. Aksi hal, TCK’nın 135 ve devamı maddelerince suç teşkil edecektir.
Operatörlerin kamu düzeni ve milli güvenliği gözetme yükümlülükleri kapsamında ise, dinleme işlemleri nedeniyle doğrudan bir sorumlulukları yoktur. Ancak, dinleme ve iletişimin tespiti işlemleri için BTK/TİB’e gerekli yazılım ve donanımı sağlamak yükümlülükleri mevcuttur. Bu yükümlülüklere uymayan operatörler, dinleme ve tespit işlemleri TİB tarafından yapılamayacağından ve adli makamlara karşı doğrudan sorumlu olan TİB olduğundan, operatörün yukarıda zikredilen sorumluluklarını yerine getirmemesi dolayısıyla, TİB’e yapılacak yasal işlemlerden dolayı, TİB’de ilgili hükümlere dayanarak, rücuen operatörlere karşı idari yaptırımlarda bulunabilecektir.



Kaynak : 