Yazının ilk 3 bölümünü
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
SONUÇ:
Yukarıdaki söylemlerin ve tanımlamaların hemen hemen tamamı ayağı yere basmayan, havada kalan, doğru dürüst dayanağı olmayan tanımlamalar.
Bugün dünyada kendi milli uydu sistemine sahip 15 ülke bulunmaktadır. Halbu ki hemen bütün dünya ülkeleri haberleşme ihtiyaçları için uydulardan yararlanmaktadırlar. Yani uydu hizmetlerinden yararlanmak için mutlaka kendi uydu sistemine sahip olmak gerekmemektedir. Uydu haberleşmesi için ihtisaslaşmış bazı şirketler bütün dünyaya hizmet vermekte olup; son yıllarda transponder kira ücretleri de oldukça düşmüştür.
Tabii bu konu Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerin vereceği bir karardır. Milli uydu sisteminin olması –her şeye rağmen (maliyet, fizibilite, gereklilik gibi)- tercih ediliyorsa buna diyecek birşey yok. Ancak, siyasiler lütfen insanımıza gerçeği söylesinler: Evet, desinler, Türkiye bu şekilde kendi uydu sistemini işletmeye devam etmek istiyor, bunun için bir miktar “Devlet zararı” söz konusudur, ancak ülke politikası açısından bu gereklidir. Hatta şunu da eklesinler; “Ey millet, unutmayın ki Silahlı Kuvvetlerimiz de bu uydulardan faydalanmaktadır ve bu ülke güvenliğimiz için önemlidir. Başka şirketlerden temin edilecek transponderler ülke güvenliği açısından sakıncalıdır. Ayrıca, yıllarca uğraşarak elimizde tuttuğumuz 31 ve 42 derece (doğu) uydu pozisyonlarımızın kaybedilmemesi için de kendi uydularımızın atılması zaruridir”. Ama lütfen, sanki garanti imiş gibi, 9 yılda maliyetini amorti edecektir vs gibi gerçek olmayan beyanlarda bulunmasınlar. Bunun hiçbir garantisi ve bu garantiyi gösteren hiçbir delil yoktur.
Ama bunların hepsinden vahim olanı, muhtemel Türksat 4A uydusunun yarısını, yine muhtemel Türksat 5A uydusunun tamamını Türkiye’de üretme ütopyasıdır. Hatta bunu ütopya olarak nitelendirmek bile mümkün değildir. Çünkü, bu şekildeki bir düşünce, arkasında hiçbir fizibilite çalışması ve hiçbir rasyonel destek bulunmayan, sadece tribünlere hitabeden bir düşünce tarzıdır.
Onun için, Devlet’in yetkililerini sadede davet ediyorum. Lütfen biraz insaflı olun. Bu ülke zaten ekonomik bir kıskacın içerisinde neredeyse bağımsızlığını yitirmiş durumda. IMF’e, Dünya Bankasına olan borçları yüzünden adeta dışarıdan yönetiliyor, Avrupa Birliği hayali ile bağımsızlığının her noktasına saldırılıyor, bir de bu şekilde hiç de gerekmeyen ütopik yaklaşımlarla zaten kıt olan kaynaklarımızı har vurup harman savurmayın.
Ancak son olarak Türkiye için gerçekten de gerekli olduğuna inandığım olumlu bir noktayı da vurgulamam lazım.
Yetkililerin açıklamalarında yer alan;
Turksat 3A uydusunun ardından, sivil ve milli güvenlik amaçlı ihtiyaçlara cevap verecek bir alçak yörünge gözlem uydusunun Türkiye’de yerli ve yabancı kaynaklarla üretileceğini ve böylece uydu üretimi ile ilgili altyapı ve birikimin yanı sıra, Türksat bünyesinde kurulacak olan Ulusal Uygulamalı Uydu ve Uzay Teknolojileri Merkezinin de ülkemize kazandırılacağı
ifadesi Türkiye’de yıllardan beri olmayan bir eksikliği giderme açısından gayet yerinde bir girişimdir. Uydu ve uzay teknolojilerinin ülkemize mutlaka bir türlü getirilmesi şarttır, bu nedenle de bir değil, bir sürü araştırma ve gözlem uydusunun Türkiye’de yapılması ve kullanılması çok yerinde bir niyettir. Çünkü bu uydular çok küçük, alçak yörüngeye atılan ve maliyeti çok düşük uydulardır. Üretim için kurulacak laboratuvarlar için de çok fazla yatırıma ihtiyaç yoktur. Ayrıca, atılış amaçları ile ilgili konularda üreteceği bilgileri belirli kullanıcılara satmakla uydunun üretimi için yapılan yatırımın geri dönüşü de mümkün olabilir.
Sonuç olarak, Türk teknik elemanlarının eğitimi, Türksat Uydu ve Uzay Teknolojileri Merkezinin oluşturulması, küçük çaplı uyduların Türkiye’de üretilmesi olumlu girişimlerdir, ama haberleşme uydularının Türkiye’de imal edilmesi düşüncesi hiç de yerinde değildir, uygulanabilirliği yoktur ve bu düşünceden vazgeçilmelidir.



Kaynak : 