Telekomünikasyon sektöründeki hareketlilik, kulislere de yansıyor. UMTH işletmecileri, henüz lisans başvurularını bile tamamlayamadan, kendi aralarında çok önemli sayılabilecek sorunları tartışmaya başladılar. Bu konuların başında Telekomünikasyon Kurumu’na yapılacak başvuru ve ara bağlantı konusunda Türk Telekom v GSM operatörlerle tesis edilecek anlaşmalar ve.. hemen bunlardan sonra da rekabet var.
Telekomünikasyon sektöründeki serbestleşme ile doğal olarak rekabet’in de oluşması bekleniyor. Hatta sektörün itici gücü rekabet. Ancak rekabet koşullarında, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmecileri endişelendiren konu: Haksız rekabet!
Neden mi? Sektör kulislerinde bazı bankaların da UMTH lisans başvurusu yaptıkları konuşuluyor. Doğrulaması yapılan bu bilgi, hali hazırda birçok farklı sektörde yatırımları olan grupları da hesaba kattığınızda rekabette sorunların yaşanacağını şimdiden fısıldıyor.
Örneğin, perakende pazarda zinciri olan ya da müşteri veritabanında 1 Milyon kaydı olan bir işletmeci doğal olarak çapraz pazarlama ya da çarpraz sübvansiyon ile rekabette avantaj elde edebilir. Peki böyle bir durumda Rekabet Kurumu’na yapılacak başvurular pratikte, ne gibi bir sonuca bağlanabilir?
Telekomünikasyon Kurumu tarafından “2. Tip Telekomünikasyon Ruhsatı ve Genel İzin Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ”’de Madde 10. İşletmecinin Yükümlülükleri başlığı altındaki c bendi olan “Rekabet’in Korunması” konusunda “İşletmeci’nin başka bir sektörde hakim durumda olduğunun Rekabet kurumu tarafından belirlenmesi halinde, sözkonusu işletmeci 2. Tip TR ve/veya Gİ kapsamında yürüttüğü faaliyetlerini ayrı bir tüzel kişilik altında yürütmek zorundadır” şeklinde vurgulanan bir husus var.
Ancak başvurulardan önce bile öngörülebilen bu maddeye aykırılık teşkil eden işletmeci olması durumunda hepimiz biliyoruz ki küçük işletmecilerin, tüzel olarak “ayrı” faaliyet gösteren büyük telekom işletmecilerinin karşısında, bilhassa pazarlama süreçlerinde “büyüklerin” mevcut dağıtım kanallarında pek fazla şansı yok. Bu yüzden alternatif dağıtım kanalları oluşturmaları ya da “buluş” yapmaları gerekiyor. Hal böyle olunca, yasal anlamda rekabet korunuyor gözükürken; pratikte küçük ve orta ölçekliler haksız rekabete uğrayabilecek gibi görünüyor.
UMTH konusunda işletmeci adaylarına farklı bir açılım getiren bu konunun, Telekomünikasyon Kurumu, Rekabet Kurumu ve “büyükler” nezdinde değerlendirileceğini ümit ediyorum.
Not:
Büyük olan hep kazanır diye düşünebilirsiniz. Daha sonraki yazımda “küçüklerin” de rekabette büyükleri zorlayabilecakları konulara değineceğim.



Kaynak : 