DigitalNet telsiz ve dijital bilgisayarcılıktan sorumlu başkan yardımcısı Bob Martin, 802.11 Planet Konferans ve Sergi sarayındaki panel oturumunda: “Bu işi ilk önce kendimiz yapmak istedik” şeklinde konuştu.
Wi-Fi’nin çalışanların verimliliğini arttırıp arttırmadığını ilk önce şirketin kendisi belirlemek zorundaydı – aksi halde daha baştan kaybedebilirdi. Çalışanlarının seyahat ederken e-postalarına ve dosyalara erişmesinde yarar olduğuna inanması ve de yönetim merkezleri ile bölgesel merkezler arasında oluşan işbirliği DigitalNet’i bu işi sürdürmeye ikna etti.
Bu işin kolay kısmıydı. DigitalNet’in alması gereken başka kararlar da vardı. Şirket toplam iş faaliyetinin yarıya yakınını savunma başkanlığıyla ve istihbarat teşkilatlarıyla yaptığı için güvenlik kaygısı herşeyin üstündeydi. Halkın duyacağı DigitalNet’te gerçekleşmiş bir güvenlik ihlali, şirketin itibarını sarsabilirdi.
DigitalNet’in FIPs 140-2’yle (federal hükümetin talep ettiği bir şifreleme standardı) tamamlayıcı nitelikte bir sisteme gereksinim duymakta. Bugüne kadar birçok hacker “üstad” ya da “herşeye burnunu sokan” kategorilerine girmiş olmakla birlikte DigiNet’in daha sert standartlara gereksinimi olduğundan bu değişecektir.
Ek olarak, şirket, kullanım kalıplarını saptamak için, davetsiz bir giriş olduğunda yöneticileri uyaran bir ağ görüntüleme yazılımı satın aldı.
Çalışanların kullanım politikaları, hem yerel ve ulaşılan verilerin şifreleri, ve şifrelenmeleri için yön gösterici ilkeleri hem de tüm mobil aygıtlarda virüs-karşıtı yazılım kurulması zorunluluğunu içerecek biçimde tasarlandı. Koşula bağlı diğer işlemler arasında özelleştirilmemiş ayarların değiştirilmesi ve ağın mola zamanlarının ayarlanması işlemleri var.
DigitalNet’in erişim noktalarının çoğunluğu Cisco donatısından oluşuyor ama şirket karşılaştırma yapmak adına birkaç Enterasys donatısı da kurdu.
Harvard Tıp Fakültesi’nde bilişim teknolojisi yardımcı dekanı Joseph M. Bruno, kurumun kablosuz sistemlerini tasarımını yaparken de aynı meselelerle karşılaşmış.
Okul düzinelerce binayı kaplıyor ve binlerce fakülte, çalışan ve öğrenci tarafından kullanılıyor ve ayrıca bir sistem oluşturulmadan önce laboratuarlarda güvenlik ve bağdaşma kaygılarına neden olan izinsiz kablosuz erişim noktaları türemişti.
Bruno: “Fiyat da önemliydi ama biz kolayca uygulanacak ve yönetilecek bir sistem istiyorduk” dedi. Amerika’nın sekiz seçkin üniversitesinde olan bu okul, yakın zamanda yeni kablosuz bilişim teknolojisi ve telekomünikasyon sistemlerine milyonlarca dolar harcadı, öyle ki, kablosuz sistem mevcut varlıkların yerine geçmek yerine tamamlamayıcı nitelikte oldu. Birkaç satıcı şirket hakkında değerlendirme yaptıktan sonra okul 40 Cisco Aironet 350 erişim noktası satın aldı ve onları altı binada çalıştırmaya başladı. Bu, iki Bluesocket WG 1000 geçidini birbirine bağlıyor.
İleride okul daha çok sayıda kullanıcıyı idare etmenin, donanım değiştirmenin ve ilave güvenlik önlemleri eklemenin yollarını da arayacak.
Panelistler, sadece doğru donatıyı seçmenin yeterli olmadığı konusunda uyarıda bulundular. Bilişim teknolojisini kuracak ve işletecek bilişim teknolojisi kadrosunu hazırlarken bu işi ciddiye alınmalı.
“Gidip de bilişim teknolojisi kadronuza artık kablosuz sistemden onların sorumlu olduğunu söyleyemezsiniz.” diyen Martin şöyle konuştu: “Mevcut becerilerini kısmen kullanabilirler ama bilişim teknolojisi çok farklı bir şeydir.”



Kaynak : 