Makalenin önceki bölümlerini
- Web 2.0 Nedir – 1
- Web 2.0 Nedir – 2
- Web 2.0 Nedir – 3
- Web 2.0 Nedir – 4
- Web 2.0 Nedir – 5
- Web 2.0 Nedir – 6
- Web 2.0 Nedir – 7
- Web 2.0 Nedir – 8
- Web 2.0 Nedir – 9
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
4. Yazılım Sürümü Döngüsünün Sonu
Önceki bölümde, Netscape’e karşı Google tartışmasında belirtildiği gibi internet çağı yazılımlarının belirleyici özelliklerinden biri bir ürün olarak değil bir hizmet olarak iletilmesidir. Bu gerçek böyle bir şirketin iş modelinde bir dizi köklü değişikliği de beraberinde getirmekte:
- İşlemler ana rekabeti oluşturmalı; Google ya da Yahoo!nun ürün geliştirmedeki uzmanlıkları günlük işlemlerdeki uzmanlıkta karşılık bulmalı. Yapay olgu olarak yazılımdan, yazılım gündelik bir temelde tesesi edilmemişse çalışmayacağı hizmet olarak yazılıma geçmek son derece önemlidir.
Google sürekli olarak webi taramalı ve endekslerini güncellemeli, sürekli olarak spam bağlantılarını ya da sonuçlarını etkileyecek girişimleri süzmeli, sürekli ve devingen biçimde yüz milyonlarca eşzamansız kullanıcı sorgusuna yanıt vermeli ve bunları eşzamanlı olarak bağlama uygun reklamlarla eşleştirmelidir.
Google’ın sistem yönetimi, ağ oluşturma ve yük dengelemesi tekniklerinin belki arama algoritmalarından da sıkı saklanan sırlar olması tesadüf değildir. Google’ın bu işlemlerin otomasyonundaki başarısı rakipleri karşısındaki avantajının kilit bir parçasıdır.
Ayrıca Perl, Python, PHP, ve şimdi de Ruby gibi yazı dillerinin web 2.0 şirketleri için bu kadar büyük bir rolü olması da tesadüf değildir.
Perl’in, Sun’ın ilk web sorumlusu Hassan Schroeder tarafından yapılan ünlü tanımı şöyledir: “internetin koli bandı”. Dinamik diller (genelde betik dilleri denen ve yapay olgular yazılımı döneminin yazılımcıları tarafından üstten bakılan diller) sürekli değişimi gerektiren dinamik sistemler kuran uygulama geliştiricilerinin olduğu kadar sistem ve ağ yöneticilerinin de tercihidir.
- Açık kaynak yazılım pratiklerinin yansıması olarak (söz konusu yazılım açık kaynak lisanslı altında çıkarılmayacak bile olsa) kullanıcılara ortak-geliştirici gibi davranılmalıdır. Açık kaynak özdeyişi ”erken sürüm ve sık sürüm” aslında aylık, haftalık ve hatta günlük olarak çıkarılan yeni özelliklerle ürünün açık olarak geliştirildiği daha da radikal bir konuma gelmiştir: “daima beta”. Gmail, Google Maps, Flick, del.icio.us ve benzeri hizmetlerin birer birer yıllarca “Beta” logosu taşımasının beklenmesi bir tesadüf değildir.
Hangi yeni özelliklerin kullanıldığını ve bunların nasıl kullanıldığını görmek üzere kullanıcı davranışının gerçek zamanlı izlemesi böylece gerekli ana rekabetler arasında yerini alıyor. Büyük bir çevrimiçi servisin web geliştiricisi şöyle diyor:
Sitenin bir yerlerine her gün bir ya da iki yeni özellik koyuyoruz ve kullanıcılar bunları benimsemezse kaldırıyoruz. Eğer beğenirlerse bunu tüm siteye yayıyoruz.
Flickr’ın baş geliştiricisi olan Cal Henderson geçenlerde her yarım saatte bir yeni yapılar açtıklarını açıkladı. Bu belirgin biçimde radikal bir gelişim modeli! Tüm web uygulamaları Flickr kadar uç bir tarzda geliştirilmiyorsa da nedeyse her web uygulamasının PC ya da müşteri-servis sağlayıcısı döneninden tamamen farklı bir gelişim döngüsü var.İşte bu yüzden geçenlerde ZDnet başyazısında Microsoft’un Google’ı yenemeyeceği öne sürüldü:
Microsoft’un iş modeli her iki ya da üç yılda bir bilgisayar ortamlarını yükselten herkese dayanmaktadır. Google’ınki ise her gün bilgisayara ortamlarında yeni ne olduğunu araştıran herkese dayalıdır.
Microsoft ders çıkarmada büyük maharet göstermiş olsa da ve rekabette sınır tanımasa da bu kez rekabetin Mirosoft’u (ve daha genel olarak da varolan tüm yazılım şirketlerini) tamamen farklı türde bir şirket olmaya iteceği çok açıktır. Yerel Web 2.0 şirketleri doğal bir avantajın keyfini sürüyor çünkü üzerlerinden atmaları gereken eski motiflere (ve de buna denk düşen iş modellerine ve gelir kaynaklarına) sahip değiller.
Bir Web 2.0 Yatırım Tezi
Girişimci sermayedar Paul Kedrosky şöyle yazıyor: “Kilit nokta konsensusa katılmadığınız suçlanabilir yatırımları bulmak”.
Web 2.0 tarafının nasıl konsensusa karşı çıkışa dahil olduğunu görmek son derece ilginç: herkes veriyi saklı tutmaya önem veriyordu, Flickr/Napster vd. bunu kamuya açtı. Bu yalnızca size katılmayabileceklerine katılmak değildir (hayvan maması! anında!) bu farklılıklardan bir şeyler inşa edebileceğiniz yerde katılmamaktır. Flickr topluluk oluşturuyor, Napster derleme serbestliğini oluşturdu.
Meseleye bir başka yaklaşım da şirketlerin pahalı bir şeyden vazgeçtiği ama bir zamanlar pahalı olan bir şey ücretsiz olduğunda değerli bir şey elde etmeyi riskli buldukları şeklindedir.
Örneğin Wikipedia hız ve serbestlik karşılığında merkezi yayın denetiminden vazgeçiyor. Napster katalog (satıcının sattığı tüm şarkılar) fikriyle uç verdi ve serbestlik kazandı.
Amazon fiziksel bir vitrin fikriyle uç verdi ama tüm dünyaya hizmet etmek zorunda kaldı. Google büyük müşterilerle uç verdi (başlangıçta) ve ihtiyaçları karşılanmayan 80%’i kazandı.
Şöyle demek aslında son derece aikido’ya özgü (düşmanının gücünü ona karşı kullanmak): “doğru, haklısın – dünyadaki tüm herkes bu makaleyi güncelleyebilir. Ama biliyor musun, bu senin için kötü bir haber.”
–Nat Torkington
Yazının devamını Web 2.0 Nedir – 11 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 