Bu güç oyunlarının teknoloji, fiyatlandırma, müşteri arzusu ya da wireless pazarında baş ağrısı yaratan diğer karmaşalıklarla ilgisi yok. Bu daha çok BT ve Yazılım sektörlerini yaralayan bir tartışma konusu. Yaşamımızın Mobil Multimedya Dünyası haline geldiği bugünlerde, gereken sistem zekası ve fonksiyonlar nerede yeralacak? Dijital el cihazları içerisinde mi, yoksa network üzerinde mi?
Borç içerisinde yüzen wireless operatörlerin istediği cevap, tabii ki, network. 3G için sahip oldukları vizyonda ise, network’larını yoğun olarak kullanmak için ücret ödeyen kullanıcılar var. “Killer Application” adı verilen, oyun, multimedya mesajlaşma, muzik ve cinsel eğlence gibi anahtar uygulamalar üzerindeki abartmanın çoğunun nedeninde, yeni servislere ulaşan kapıların network’lar olduğu varsayımı yatıyor. Ve bu kapıları tutacak olanlar da, kullanım ücretlerini belirleyecek olan, operatörler olacaktır. Bu durum, mobil iletişimde hep böyleydi; yani sistem zekası herzaman network olmuştur. Evet, cihazlar oldukça akıllı olabilir di, fakat üzerilerinde bilgi işlem ve ek fonksiyonlar için çok az alan var. Bu pazarın erken zamanlarında sunulan WAP servisleri, network’a olan bağımlılığı ortaya açıkça koydu. Yakın gelecekte neden bir değişme beklensin ki?
Dahası, dijital el cihazları şimdi artık daha akıllı ve güçlü yapılmaktalar. Yeni MSN ve Symbian işletim sistemlerinin sunulmaya başlanması ve Java’nın bu cihazlara entegre edilmesi ile, kullanıcılar network’tan uygulamalar download edebilecek, saklayabilecek, ve bunları cihazları üzerinde çalıştırabilecekler. Ayrıca, kullanıcılar bu uygulama ve servislere sadece cellular network üzerinden değil, birçok kaynaktan ulaşabilecekler (PC, kiosk, Bluetooth bağlantısı ve wireless LAN gibi)
Operatörlerin Karşılaştığı Zorluklar
Dijital el cihazlarının, network’un fonksiyonlarını tamamlamak üzere geliştirilmesi gerekiyor. Yoksa, eğer alıcı cihaz veriyi sadece küçük, siyah/beyaz bir ekranda sunabiliyorsa, iletişim hızı yüksek olan bir multimedya network ne işe yarar ki? Bir de bu durum çelişki doğuruyor: data servisleri için ideal olan ve tüketicilerin kullanıma adapte olmalarını sağlayan cihaz ceşitleri, operatörlerin kontrol gücünün abonelere geçmesini sağlar.
Wireless Oyun uygulamaları, çok geniş banda ihtiyaç duyan, değerli bir içerik oluşturmaktadırlar, ve bu oyunlar oynandığında, pekala operatörlerin kanallarını dolduracaklardır. Dahası, Java’nın el cihazlarına entegrasyonu ile, kullanıcılar bu oyunları kendi cihazlari üzerine download edebilecek ve oynamak için belirli bir aylık ücret ödeyeceklerdir. Böylece network’un aktivite sıklığı, ya da kullanıcıların online kaldıkları her bir dakika için oluşan masraf gibi sorunları olmayacaktır. En önemlisi de, kullanıcılar istedikleri oyun içeriği sağlayıcısını seçme ve farklı kaynaklardan download edebilme esnekliğine sahip olacaklardır.
Şimdi, eğer kullanıcılar istedikleri oyunu kiosk ya da wireless LAN kullanan oyun satıcısından daha ucuza download edebilirlerse, neden cellular network’u kullansınlar ki? Eger, bu senaryo göz önünde bulundurulursa, operatörler download trafiğinden ve abonelik ücretlerinden kazanç sağlayabilir, ya da tamamen by-pass yapılabilirler.
İşin tehlikesi de burda zaten: Bu durum, yani operatörleri yüksek trafik gelirinden çok, küçük kazançlar yapma yönünde sıkıştırmak, sadece kazanç-modelini değiştirmiyor; aynı zamanda operatörleri, kullanıcıların dikkatini çekebilmek için, diğer servis sağlayıcılar ile rekabet durumuna getiriyor. Yani, ilişkinin sadece teknoloji veya erişim sağlama seviyesinde olmasından çok, marka gücü ve servis seçiliğinin de ön planda olduğu bir ilişki modeli ortaya çıkarıyor. Henuz cihaz ya da network’lar, büyük medya ve servis sağlayıcıların dikkatini çekebilecek kapasiteye ulaşamadıkları için, operatörler, bunlarla daha nasıl zor bir rekabet içerisine girebileceklerini hissetmemektedirler. Fakat, bu akıllı cihazlar geniş bir kitleye yayıldığı zaman, butun bu yayıncılık, oyun gibi medya hizmeti veren markalar, bulabilecekleri her kanaldan bu kullanıcılara ulaşmak için, pazara hücum edecekler. Bazıları operatörler ile çalışacak, bazıları da onları by-pass yapıp, network’tan çok, cihaz üzerinde optimizasyon sağlayan servisleri sunacaklar.
Bütün Cihazlar Aynı Değillerdir
Network-merkezli ve cihaz-merkezli ortamları, siyah ile beyaz’ı inceler gibi basite indirgemek saçma olur. Fakat başlangıc olarak, tüm cihazların aynı olmadığı belirtilmelidir. Telefon gibi cihazların, akıllı olanlarının bile, yapacağı işler belirlidir: ses veya video verileri iletişimi, ekranda görüntüleme ve kullanıcıların bu veriler ile interaktif olmasını sağlamak gibi. Bellek, veri saklama kapasitesi, ve işlem gücü özellikleri, bu cihazların network ile rekabet içerisinde olmaktan çok, onları tamamlamak üzere büyük rol oynamaya devam edeceklerdir. PDA gibi veri-merkezli cihazlar daha çok işlem gücüne sahiptirler, ancak daha pahalı ve uygulamaları özel olmak zorundadır. Ek olarak, birçok operator, kendi markalarını taşıyan mobil cihazların markete nasıl ve hangi kanallardan ulaşacağını oldukça iyi bir şekilde kontrol etmektedirler. Cihaz üreticilerinin, mobil marketinde kayda değer derecede kontrole sahip olmalarına rağmen, operatörler ile olan müşteri ilişkileri, baş başa rekabeti sınırlamaktadır.
Başarı İçin Operatörlerin Uygulaması Gereken Stratejiler
Eğer operatörler marketteki pozisyonlarını optimize edeceklerse, okların cihaz-merkezli bir pazara yönelmesi ihtimalini göz önünde bulundurarak, stratejilerini düşünmeleri gerekir. Seçeneklerden biri, download yapılarak off-line kullanılabilecek uygulamaların yerine, network kullanımını gerektiren uygulamalar üzerine odaklanmaktır. Bu uygulamalar aşağıdakiler gibidir:
Güçlü Bir Markanın Yaratılması Ana Gereksinimdir
Cihaz-merkezli mobil dünyası, operatörlerin, marka yaratılması ve pazarlama gibi konulara da dikkat etmesini gerektirir. Güçlü bir şekilde yaratılan marka, operatörlerin müşteri kazanmak, baglılık yaratmak ve pazar payı oluşturmak için verdikleri çabalar için çok büyük bir önem taşımaktadır. Operatörler, kullanıcılar tarafından, sadece aldıkları ses hizmetleri ve verdikleri vergi çerçevesinde düşünülmeleri yerine, yarattıkları marka ilişkisi ile, onların güvendiği bir servis sağlayıcı konumuna gelmelidirler. Aynı zamanda, müşteri ilişkilerini her noktada kontrol edebilmek için, operatörler yaptıkları ortaklıklarda esnek olmalıdırlar.
Ovum analistleri’nin de katıldığı görüş, belirli marketler için belirli özellikler taşıyan bir çok cihazin markete hızla gireceğidir (network-merkezli ya da değil). Operatörlar, pazarda kendilerini en iyi şekilde pozisyonlamak için herşeyin en iyisini abonelerine sağlama imkanına sahiptirler: Cihaz fonksiyonlarını tamamlayan bir network bağlantısı gibi. Fakat, network-merkezli hareket ederek tüm kontrolü sağlama stratejisini koruyacak olan operatörler, bir zamanlar baskın oldukları markette, çok kısa bir sürede bastırılma riski ile çok ciddi bir şekilde karşı karşıyadırlar.
Bu konuya dikkat edilmesinin, wireless operatörlerin faydasına olacaği inancındıyım.
Yeniden görüşmek üzere, herkese iyi e-işler.
Kaynak: ovum.com



Kaynak : 