Öncelikle şirketleri kurumsal olan / olmayan diye iki gruba ayıralım. Aslında belli başlı holdinglerin dışında, kurumsal yapıya sahip fazla şirket olmadığını düşünüyorum. Bu yazımın konusu işte çoğunluğu teşkil ettiğini düşündüğüm bu kurumsal olmayan şirketlerden bilgi işlem yöneticilerinin ayrılması olacak.
Kurumsallaşmamış şirketlerde, diğer yöneticiler gibi bilgi işlem yöneticisi de, kendi işini alıp götürmektedir. Bölümlerin bilgileri, o bölümün yöneticilerinin etrafında, odasında, dağınık ve ekseriyeti kafalarda dosyalanmaktadır (!).
Her ne kadar bilgisayarı çok iyi kullanmamız gerekiyorsa da “terzi kendi söküğünü dikemez” özdeyişiyle paralel olarak “bugünün işini yarına bırakma” alışkanlığı ile projeler, yazışmalar, sözleşmeler vb. oralarda, buralardadır. Bunların bir araya getirilmesi, güncelleştirilmesi sırasında neler olur neler ama bugün bunu anlatmayacağım.
Bilgi İşlem Yöneticisi kendi ayrılıyorsa, öncelikle görevi alacak kimsenin belirlenmesinde sorunlar yaşanır. Pat diye iş değişikliği yaşanmışsa, bilgiler aceleyle akla ilk gelene aktarılır… Unutulanları ya da aktarılması ihmal edilenleri bulmak arkada kalanların, ya da yeni gelenin görevi haline gelir. Bu arada aksamalardan dolayı patronların / genel müdürlerin sesleri üst katlardan duyulur. Hele bir de ayrılanı bulamamak, bulup ta bilgi alamamak varsa vay haline yeni yöneticinin…
Eğer şirket bir nedenle bilgi işlem yöneticisinin görevine son verecekse, o zaman da sorunlar arka arkaya sıralanır; “güvenlik nasıl sağlanacak?”, “Kızan yöneticinin bildiği şifreler, erişim hakları nasıl kontrol altına alınacak?”, “Hele bu yetkiler sadece onda toplanmışsa ne olacak?”, “Şirket bilgilerini korumak için onca yatırım yapılarak kurulan dış duvarlar (firewall) şimdi kimi kime karşı koruyacak?”…….
Demek ki neymiş : “İçerden gelebilecek saldırı olasılıkları da hesaba katılmalıymış…”
Diyelim zaman geçti ve birgün ancak eski yöneticinin çözebileceği bir sorun ortaya çıktı; “Çözüm için acaba yardımcı olacak mı?”, “Yeni şirketi izin verecek mi?”, “Herşey olumsuzsa sorun nasıl ortadan kalkacak?”, “Yatırımlar çöpe mi atılacak, yoksa yeni baştan mı yazılacak?”, “Harcananlar, maliyetler, zaman ve iş gücü kayıpları ne olacak?”.
Bir de diğer yandan bakalım… Yönetici, ayrılırken yaptığı projeleri, programları yanına almak isterse ne olacak? Belki hatıra, belki sonradan kullanırım düşüncesiyle veya rakip firmaya verme hınzırlığı ile…Buna kim, nasıl engel olabilir ki…
Yönetici, özellikle iyi bir internet kullanıcısı ise (aramızda böyle biri var mı?) şirket ismiyle özdeş e-mail adresi kullanıyor demektir. Peki ayrıldıktan sonra bu kişiye gelen mesajlar ne olacak? Yeni bir mesaj adresi alınırsa eskisine gelenlerin yönlendirilmesine şirketi izin verecek mi?
Yazışmaları, adresleri, favori siteleri taşımak (ne program kullanılıyorsa kullanılsın) o kadar zor ki.
Aslında hepimizin bildiği şeyleri içimden geldiği gibi kağıda döktüm. Listeyi uzatmak mümkün. Ülkemizde sıkça bu tür problemlerin yaşandığını da biliyoruz. “Enkaz devir aldık” sözünü eskiden politikacılar kullanırdı. Bugün bilgi işlem departmanlarında popüler.
Şirketlerimiz artık bilgi teknolojilerine çekinmeden yatırım yapıyorlar ama hala çalışanlarına hiç önem vermiyorlar. Hele yaptıkları yatırımları, gerçekleştiren, kullanılır hale getiren bilgi işlem yöneticilerinin sahip oldukları “önem ve bilgi hazinesinin” farkında bile değiller.
Bilgi işlem departmanlarını –kar merkezi olmaması, nbominal para kazandırmaması nedeniyle– önemsemeyenler mevcut. Böyle düşünen ve buna göre davranan şirketler de var. Oysa bu bir hata. “Bilgi işlem departmanları, lojistik departmandır, direkt olarak şirket kazancını arttırmaz aksine şirket harcamalarının önemli bir yüzdesini oluşturur” görüşünü savunanlar hala bir hayli çok.
Benim amacım da, dikkatleri bu yöne çekmek. Bu şirketlerin sayısı oldukça fazla ve burada yaşanılanlar ne yazık ki açık yüreklilikle yazılmıyor, dile getirilmiyor. Toplantılarda, dergilerde hep yenilikleri, güzellikleri, idela olanı duyuyoruz, okuyoruz. Bunlara itirazımız yok ama hayat o kadar pembe değil. Hele ülkemizde…
Ülkemizi bir yerlere getirme uğraşı içindeyiz hepimiz. En azından kendi görevlerimizi layıkınca yapmak peşindeyiz. Öyleyse olayları heryönüyle incelemek gerek. Bilgi teknolojilerini sağlıklı olarak kullanan şirket sayısı arttıkça, ondan en iyi verimi nasıl alınacağını bilen kişiler arttıkça yaşanılan bu sorunlarda zamanla çözülecek. Ama eminim ki yerine de başkaları alacaktır.
Sizin fikriniz nedir ? Sadece okuyan ama katılımcı olmayan, bilen ama paylaşmayan kesimden misiniz ? Bu konuda düşüncelerinizi yorum yazarak ya da mail atarak paylaşmak ister misiniz?



Kaynak : 