Geçtiğimiz aylarda IBM bir Linux yarışması duyurusu yaptı. Geçtiğimiz günlerde de öğrendik ki, 12 üniversiteden toplam 21 proje seçilmiş (Bkz : IBM Linux Yarışmasında Final Yaklaşıyor. Sonbahara kadar uzatılan proje teslim süresinin sonunda ise oylamalar yapılacak ve jüri ilk üçü seçecek.
Yarışmayı kazananlar sevinecek, kazanamayanlar ise belki gelecek yıl şanslarını tekrar deneyecekler.
Yarışma jürisinde ITÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.Dr.Eşref Adalı, Koç Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Yaman Arkun, Koç Üniversitesi Bilgisayar Fakültesi Öğretim Görevlisi Deniz Yüret, Linux Kullanıcıları Derneği’nden Ahmet Derviş, AISEC’ten Tuğba Sert, NTV’den Siren Uludağ, Capital dergisinden Hande Demirel, Sabah gazetesinden Timur Sırt, Globus dergisinden Ersun Erdinç ve IBM Türk’ten Kamer Gürbakır yer alıyor.
Öncelikle IBM’i Linux desteklemek adına bir etkinlik yaptığı için tebrik ederiz.
* * *
Internet ortamında onbinlerce Linux yazılımı ve milyonlarca web sayfası var. Bu sayfaların tümünden haberdar olmak mümkün değil. Ürünlerde kullanılan program parçalarının kopyalanmış olması ve telif haklarına saldırı pekala mümkün. Eğer gerekli araştırma ve Internet taramasını nasıl yapacaklarını bilmiyorlarsa, jüri üyelerinin daha ileride başlarının ağrıması muhtemel.
Ancak asıl sorun, jürinin çalışma alanında başlıyor. Ister film festivali olsun, ister bir hikaye, roman ya da şiir yarışması; bu alanda karar verici olan seçilmiş kişilerin mutlaka konu hakimiyetinin en üst düzeyde olması gereklidir.
Ama yarışma için seçilen 10 jürinin 5’si, bu alanda uzman olmayan kişilerden oluşuyor! Ne tesadüf ki tamamı da basın kanalından. Jürinin bu sektörden gelmesi, aslen bu yarışmanın ekonomiye katkı, yaratıcılık ve yenilik boyutunun IBM tarafından göz ardı edildiğinin en önemli göstergesi. Bu çalışma artık bir yarışma olmaktan çıkmıştır. Konu, sadece lansmanlaşmaya dönüşen bir sürece girmiştir. Ödül verme töreninde ise yarışmaya kazananlar IBM gözüyle birer poster çocuğu olmaktan öteye gidemeyeceklerdir.
Jüri üyeleri elbette (kendi açılarından) objektif kararlar verecektir. Aksi zaten düşünülemez ve iddia da edilemez. Ancak, Linux ve açık kaynak kodlu yazılımlar sektöründe fiilen çalışmamış, dolayısıyla bu alanda uzmanlığı şüpheli olan bu kişilerin, yarışmaya katılan yazılımların kod kalitesi, modülerlik, dokümantasyon nitelik ve niceliği ile performans ve kullanıcı arayüz yeterliği konularında not vermesi pek mümkün değildir.
Yazılım yarışmalarına katılan eserlerin değerlendirilmesi büyük ciddiyet ve sorumluluk ister. Asli görevleri gazetecilik olan bu jüri üyelerinin, böyle kritik bir süreçte kendilerine önerilen bu görevi seçmemeleri gerekiyordu. Bu alanda yarı düzmece ve “zaten sahibi yok, yaparım olur” yaklaşımındaki her türlü etkinliğe karşıyım. Eğer tepki gösterilmezse IBM her yarışmasında Amerikan mahkemesinde bir masaya sıralanan jüri uyeleri misali, yarım düzine gazeteciyi sadece gösteri amaçlı olarak tribüne oturtacak, kendilerine zamanı gelince “oylayın bakalım” diyecektir.
Gazeteciler yarışma sonunda biraz mecburi, biraz kasti olarak sonuçları çalıştıkları medyadan duyuracaklardır.
IBM, Bilişim sektörüne yön veren bir firma olma geleneğini, Türkiye’de de ihmal etmeyerek, en kısa zamanda jüri üyelerini Linux konusunda teknik geçmişi olan kişilerden seçmek zorundadır, yoksa Sezar’ın hakkı Sezar’a verilemeyecektir.
turk-internet.com’un Notu : Linux camiası adına Kerem Çalışkan’ın bu yazısını yayınladığımız gibi IBM şirketinden Linux yarışması ve Jürisi ile ilgili açıklama gelirse “cevap hakkı” çerçevesinde yayınlayacağız.



Kaynak : 