İnternet teknolojilerinin gelişmesi ve telefon görüşmelerinin de, donanım yerine yazılımlar ile yönetilmeye başlanması sonrasında, hayatımıza büyük kolaylıklar geldi ama bu aynı zamanda bazı riskler içeriyor. Bu risklerin kötü niyetli insanlar ya da mafya türü organizasyonlar için kullanılması bir yana, asıl risk galiba artık hükümetlerden geliyor. Devletler artık, sadece suçlular için değil, olmayanlar için de, hem yabancı ülke vatandaşları, hem de kendi ülke vatandaşları hakkında hiç olmadığı kadar çok veriyi topluyor ve hatta ileriye yönelik olarak depoluyor. Bunları kullanıyorlar mı, ya da kötü niyetli olarak –mesela siyaseten sevmediklerini elimine etmek için– kullanabilirler mi? En önemli soru bu !!!
“Geçen yılın başında devreye alınan internet kanununa ilave maddeler hayatımıza bir farklılık getirmedi” diye düşünenleriniz olabilir. Ama 2 noktayı belirtelim; birincisi henüz devreyi tamamlayamadılar. Örneğin tam 30 aralıkta, BTK’nın yaptığı 2 yeni değişiklik var. Bu değişiklikleri aşağıda anlatıyoruz. İkincisi ise, bugünlerde hükümetin ya da iktidarın hedefi Gülen Cemaati. Yani henüz onlarla meşguller. Zamanı geldiğinde bu internet maddelerinin kullanılacağını görecek miyiz? Bunu bu yıl yapılacak olan seçim belirleyecek ve hatırlatalım; “kullanılmayacak olan maddeler için neden ısrar ediliyor olsun?”.
Bu arada bu olayların bir bacağında da “TİB’de Ne oluyor?” sorusu yer alıyor. Bu konuyu başka bir yazımızda ele alacağız.
Bugünkü konumuzla ilgili olarak, yayınladığımız diğer bir turk-internet.com haberinde, güvenlik uzmanı Mikko Hyponnen’in, global anlamda hükümetlerin vatandaşlarını takibine dair düşüncelerini okuyabilirsiniz[1]. Biz bu yazıda eksik olan “Türkiye’de neler olduğu” konusunu anlatacağız, 2015’e girerken ve TBMM’ye “Kişisel Verilerin Korunması Kanun Taslağı” gönderilmişken, acaba ülkemizde neler oldu ve oluyor? Bunları turk-internet.com okuyucuları için özetleyelim;
- Gezi Parkı Öncesi Türkiye’de Durum : TİB’in Kuruluşu
Türk devletinin vatandaşlarının haberleşmesini kayıt etme olayı 2005’de kurulan TİB ile başladı. Bugün 15-16 petabayt düzeyinde olduğunu TİB ile ilgili çeşitli haberlerden gördüğümüz bu kayıtların CDR denilen bilgileri depoladığı belirtiliyor.
CDR, İngilizce “Call Detail Record” kelimelerinin başharfleri ve basitçe telefon şirketlerinin faturalamada kullandıkları bilgiler anlamına geliyor. Yani arayan ve aranan telefon numaraları, konuşmanın başlangıç zamanı ve süresi olarak tanımlanır. Ama teknolojinin ilerlemesi ile, “telefon görüşmesi gerçekleşti mi?” gibi farklı bilgiler de alınabiliyor.
Bu bilgilerin kolluk ve istihbarat güçleri için anlamı; şüpheli kişilerin kimi aradığı ya da kim tarafından arandığı, nerede oldukları, belli saatlerde neler yaptıkları gibi bilgilerdir. Tabi bunun da mahkeme kararı ile alınması gereken bilgiler olduğunu hatırlatalım.
Suç şüphesi olmadan bu verilerin kaydedilmesi “kişisel verilerin ihlal edilmesi” anlamına geliyor. Bu konuda batı dünyasında da tartışmalar sürüyor. Telekom firmalarının ellerinde bir süre kalan bu veriler için istihbarat firmalarının kayıt yapması önemli bir soru işareti.
CDR kayıtları içeriği kastetmiyor. TİB’in de, içeriği 2013’e kadar kayıt etmediği düşünülüyor. Çünkü Gezi Parkı olayından hemen sonra, 2013 temmuzunda BTK bu tür bir kayıt için karar alıyor ve telekom operatörlerine bildiriyor. Gerçi konuya yakın uzmanlar, bu kararın sadece alternatif telekomculara yönelik olduğunu, bu tarihten önce Turkcell, Türk Telekom, gibi büyük operatörlerin içerik kayıtlarının alınmaya başlamış olunabileceğine dair şüpheleri olduğunu belirtiyorlar.
- 18 Temmuz 2013’deki BTK Kararı
Gezi Parkı’ndan sonra oluşan kargaşa ortamında, hükümet içeriği takip etmesi gerektiğini daha kuvvetli düşünmeye başlıyor. Bu kararın detayını burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
Kısaca belirtelim, karar, telekom operatörlerinin hepsine, “bütün trafiğinizi Ankara’ya getirecek ve cihazları da siz temin edeceksiniz” diyordu. Bundan öncesinde, bütün telekom operatörleri –trafikleri ile orantılı büyüklükte– ile TİB arasında bir bağlantı bulunuyordu. Bu bağlantılardan, mahkeme kararı olan şüphelilerin telefonları dinleniyor ve kaydediliyordu (not : hukuki açıdan dinleme süreci bitiminde bu kayıtların silinmesi gerekli).
Ama 18 temmuz kararı, şüpheli olsun, olmasın tüm Türkiye’nin kayıtlarını talep ediyordu. Bu ise ilk paragrafta belirttiğimiz “siyasi açıdan uygun görülmeyenlerin elimine edilmesi” riskini taşıyor.
Karar gizli alınmış bir karardı. Firmalara baskı yapıldı ama firmalar hem gerekli yatırımın ağırlığı, hem de içeriği vermenin –özellikle yabancı firmalar açısından– bazı müşterileri nezdinde doğuracağı yasal sıkıntıları anlatarak, müzakereler yapmaya başladılar.
- 18 Temmuz Kararının Yeni Şekli ESB
Tam o dönemde –eylül-ekim 2013’de–, bir internet kanunu hazırlanmaya başlanmış olduğunu anlıyoruz. Bu taslak 14 aralık 2013 tarihinde AKP ŞanlıUrfa Milletvekili Zeynep A.Uslu imzasıyla TBMM’ye gönderildi[3]. Bu kanunun içinde “İnternet Erişim Sağlayıcılar Birliği” adı altında bir yapılanma söz konusuydu.
Eerişim Sağlayıcılar Birliği (ESB), kanunda “sivil kuruluş”MUŞ gibi kurgulanmıştı. Ama devlet eliyle kuruluyordu. Kuralları da devlet koyuyordu. Aslında 18 temmuz kararının bir başka şekliydi.
Derken ortaya 17 ve 25 aralıkta yapılan yolsuzluk operasyonları çıktı. Bu operasyonların paralelinde de, Twitter ve YouTube üzerinden bir takım ses kayıtları servis edildi. Bu ses kayıtları ve operasyonlar, hükümeti internet üzerindeki kontrolün artması için acele ettirdi. Yeni bir kanun taslağı yerine, halen komisyonlarda bulunan ve içinde de cazip başka maddeler olan bir torba kanun tercih edildi[5].
Üstelik bu kanun görüşülürken, ilk kanunda düşünülmeyen konular 2ci bir torba kanun içinde TBMM’ye gönderildi. Bu kanun içinde TİB’in kadrolarının olağanüstü düzeyde arttırılması, güçlendirilmesi ve yetkilerinin arttırılması, Daha da önemlisi TİB başkan ve yetkilililerinin “vatandaşları takip ederken, işlemeleri muhtemel suçlara karşı” zırha bürünmeleri yer alıyordu[6].
Her 2 torba kanun ve içindeki 5651’i genişleten maddeler, toplumun bütün protestolarına karşı TBMM’den geçti ve o dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den de onay aldı[7]. Bu kanunla ilgili olarak CHP (sadece onların başvuru hakkı vardı), Anayasa Mahkemesine iptal başvurusu yaptı ama bugüne kadar çıkan karar bir kaç maddenin iptali şeklinde[8].
- Mayıs 2013’de ESB Kuruldu
Arkasından da mayıs ayında ESB kuruldu. Üstelik, sektörün derneği olan Telkoder başkanlığında 100’den fazla firma tarafından imzalanan tüzüğe rağmen, BTK kendi hazırladığı tüzük ve kendi verdiği firma listesi ile ESB’yi kurdu[9][10][11].
ESB bugün, günde 30-50 arası URL bloklama talimatı gönderiyor. Ankara’da bir ofiste çalışıyor. Ne yapıyor derseniz, büyük bir soru işareti. Çünkü dışarıya kapalı bir sistemle çalışıyorlar[12].
ESB’nin kuruluşu ile, muhtemelen Avrupa Birliği ve Dünya’ya karşı, “siteleri biz kapatmıyoruz, sivil bir meslek örgütü kapatıyor” algısı yaratmak hedeflendi. Ama Sivil toplum örgütleri tarafından yapılan protestolar ile AB gibi yurtdışı organizasyonların bunun bir sivil örgüt olmadığını farkettiler.
Hükümetin, Gülen Cemaati ile yapılan savaş sırasında kafası hayli karışık gözüküyor. ESB’nin de bugünlerde fonksiyonları henüz fazla kullanılmıyor. Bir nevi postacılık yapıyor. Kendisine TİB’den ulaşan site ya da URL kapatma kararlarını, üyesi olan İnternet Erişim Sağlayıcı firmalara gönderiyor. Ama ileride,seçim sonrasında hükümetin eli kuvvetlenirse neler olur diye düşünmek lazım. Özellikle de, aşağıda göreceğiniz 2 yönetmelik değişikliğinden sonra.
- 30 Aralık 2014’de Resmi Gazetede Yayınlanan 2 BTK Yönetmeliği, 18 Temmuz Kararının Israrı Anlamına Geliyor
Bu gelişmeler sırasında, BTK aylardır işletmecilerle trafiğin tamamının kendilerine teslimini tartışıyor. İşletmecilerin gösterdiği hukuki sakıncalar var. AMa BTK illa bu 18 temmuz kararını uygulayacak.
Derken, tüm trafiğin kendilerine eksiksiz ve sürekli teslimi konusuyla alakalı olarak 30 aralıkta Resmi Gazete’de yayınlanan 2 yönetmelik değişiliği yayınladı[13][14].
Yani her durumda, devlet tüm vatandaşların kayıtlarını eline almak, merkezileştirmek, istediği zaman kullanmak istiyor. Bunu 18 temmuz kararı ile yapamadılar, ESB ile henüz yapamadılar. Şimdi “lisans iptali” tehditi ile yapmaya çalışıyorlar.
Çünkü bu yönetmeliklere bakıldığında, BTK işletmecilere, “ya tüm trafiğini, dinleme yapabilmem için bana vereceksin, ya da lisansını iptal ederim” diyor. Yani devlet vatandaşlarının her hareketini takip etmeye çok kararlı.
Bu doğru mu? Bunun cevabını Mikko Hyponnen’in dipnot 1’deki notlarından okuyun. Bakalım başkaları neler düşünüyor?
Ama biz de şunu belirtelim; bugün hepimizin seyrettiği bir meydan savaşı var. Bu meydan savaşı bittiğinde, ortada mücadele edilmesi gereken yeni düşman artık % 52 olacak. Yukarıda yazdığımız aşamaların henüz tam bir etkisini görmedik ama meydan savaşı sonrasında kullanılacak olan yöntemler yukarıda görülüyor. Adeta bir devre tamamlanıyor.
Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Biz yine de, vatandaşlar olarak bu konuda dikkat edilmesi gereken hususları özetleyelim;
- TİB’de 2005’den bu yana CDR kayıtları neden durmaktadır? Bunların silinmesi gerekir.
- Suç işleme şüphesi taşımayan kişilerin yani tüm vatandaşların telefon görüşmeleri neden kayıt edilmek istenmektedir? Bu konuda hukuki mücadele gerekir?
- Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bu dinlemeleri nasıl kapsayacaktır? İstisna denilen şey bütün bir ulusu kapsar mı?
- Kişilerin internet’teki hareketleri neden takip edilmektedir. Bunun kişisel veriler kapsamında sakıncaları yok mudur?
Bu yazıyı sonuna kadar okuyan siz okuyucumuza “Erdoğan ve FuatAvni’yi Bırak… Bugün Yeni Bir Söz Söylemek Gerek……“ başlıklı yazıyı da okumanızı öneriyoruz.
[1] İnternet’in Hayatımıza Getirdiği Sorun; Hükümetlerin Denetimi Altında Yaşamak
[3] 5651 Sayılı Kanunu Genişleten Yeni İnternet Kanun Teklifi Ne Getiriyor?
[5] Torba Kanun İçine Konulan Yeni İnternet Kanun Teklifi Alt Komisyondan Jet Hızıyla Geçti
[6] TBMM’de 2ci Bir Torba Kanun Teklifinde 5651’e Yeni İlaveler Yapılıyor, TİB Büyütülüyor
[7] Beklendiği Gibi Abdullah Gül İnternet Yasasını Onayladı
[8] Anayasa Mahkemesi CHP’nin İnternet Kanunu Başvurusunu İncelemeye Başladı
[9] Erişim Sağlayıcılar Birliği Kuruldu mu? Kurulmadı mı?
[10] BTK Tepeden İnme Tüzük için Bastırırken, İnternet Erişim Sağlayıcılar Kendi Tüzüklerini İstiyor
[12] İnternet Erişim Sağlayıcılar Birliği Konusunda Son Durum



Kaynak : 