İnternet özgürlüğünü, içerik özgürlüğünü ve siber güvenlik konularındaki tartışmaları şekillendirmiş, küresel ölçekte etkili ancak ABD ile kavgalı 3 kişinin son zamanlarda ne yaptığına yakından bakalım dedik.
Edward Snowden – Mahremiyete Karşı Devlet Gözetimi
Snowden, dünyanın kitlesel gözetime bakışını 2013 itibariyle, kalıcı olarak değiştirdi. NSA programlarını ifşa ederek, hükümetleri ve teknoloji şirketlerini devlet gözetiminin ölçeğiyle yüzleşmeye zorladı ve internet genelinde varsayılan şifrelemeyi tetikledi.
Gizlilik, şifreleme, devlet gözetimine sınırlamalar için hala savaşıyor. ABD tarafından hain ilan edildi ve ülkesine dönemiyor. 2013 yılında sığınma hakkı istediği Rusya’ya taşındı. Rusya’da yaşaması ve vatandaş olması, kendisini savunmayı karmaşıklaştırsa da, başka çaresi yok gözüküyor.
Her gün haberlerde yer almasa da, Snowden özellikle yapay zeka ve gizlilik endişeleri etrafındaki dijital haklar tartışmalarına katılmaya devam ediyor. 2025 yılında, yapay zekanın genişlemesinin derin gizlilik ve seçim riskleri oluşturduğu konusunda kamuoyuna uyarıda bulunarak daha güçlü güvenceler ve yönetişim çağrısında bulundu.
Edward Snowden bugün Rusya’da sürgünde bir vatandaş olarak kalıyor, gizlilik ve teknoloji hakkında kamuoyuna açıklamalarda bulunuyor ve dijital gözetim, yapay zeka ve sivil özgürlükler hakkındaki küresel tartışmalarda bir sembol görevi görüyor. Rolü artık aktif istihbarat çalışması veya yeni sızıntılardan ziyade düşünce liderliği ve savunuculuktan ibaret.
Eylemleri, demokratik yetki olmaksızın yapılan istihbarat normlarını yeniden şekillendirdi. Onu eleştirenler bile onun yüzünden yeniden tasarlanmış sistemleri kullanıyor.
Julian Assange — Şeffaflık’a Karşı Ulusal Güvenlik
Assange, 2006’da kurduğu WikiLeaks yoluyla, devletlerin savaş ve diplomasi hakkındaki bilgilerin yayınlanmasını kontrol etmesi gerektiği fikrine meydan okudu. Kamuoyunun neyi bilmesine izin verileceğine kimin karar vereceği konusunda küresel bir tartışma başlattı. Şeffaflık, yayıncının korunması konularında savaşıyor.
Yaptığı şey, ABD’nin Afganistan ve Irak savaşında askerlerin adeta keyfi bir şekilde ve hukuksuz öldürmeler yaptığını, Guantanamo kampındaki esirlere uyguladığı muamelerin arka planını yayınlamaktı. 2010 yılından itibaren kendisini karalama çalışmaları görüldü. Kaynakları tehlikeye attığı suçlamaları yapıldı.
Ayrım gözetmeksizin yayınladığı büyük ifşalar nedeniyle neredeyse 14 yıl sıkıntı yaşadı. İsveç’teki sorunlu cinsel taciz iddiaları çerçevesinde tutuklanmaktan korunmak için 2012’de Ekvador Büyükelçiliğine sığını ve yönetimin değiştiği 2017’ye kadar orada kaldı. Sonradan Londra polisi bir nedenle kendisini Büyükelçilikten aldı ve tüm itirazlara rağmen 7 yıl hapsetti.
ABD savcılarıyla yaptığı bir anlaşma sonucunda Haziran 2024’te serbest bırakıldı; gizli bilgileri elde etme ve yayınlama ile ilgili bir suçlamayı kabul etti ve cezasını çektikten sonra Avustralya’ya döndü. O zamandan beri eşi ve küçük çocuklarıyla birlikte yaşıyor ve uzun yıllar süren gözaltından sonra normal hayata uyum sağlıyor.
Assange, kamuoyunda ve siyasi ortamlarda yeniden ortaya çıkmaya başladı. Mayıs 2025’te, yasal mücadelesini ve basın özgürlüğü üzerindeki etkilerini yeniden ele alan, kendisi hakkında bir belgesel olan “Altı Milyar Dolarlık Adam”ın prömiyeri için Cannes Film Festivali’nde yer aldı. Uzun hapis cezasının etkilerinden tamamen kurtulduktan sonra tekrar siyasi olarak aktif olmaya dönmek istediğini söyledi.
Aralık 2025’te, Nobel Barış Ödülü’nün Venezuelalı muhalefet lideri Maria Corina Machado’ya verilmesi nedeniyle İsveç’te Nobel Vakfı aleyhine suç duyurusunda bulundu ve ödülün İsveç yasalarını ihlal ettiğini ve savaş suçlarını kolaylaştırabileceğini savundu. 2025’in sonlarında, Assange ile bağlantılı avukatlar, Ekvador büyükelçiliğinde görev yaptığı süre boyunca kendisini gözetlediği iddia edilen bir güvenlik taşeronuna karşı da yasal işlem başlattı.
Bu adımlar, Assange’ın özellikle hesap verebilirlik ve küresel adalet konularında aktivizmini sürdürmek için hukuki yolları ve kamu platformlarını kullandığını gösteriyor.
Assange’ın davası ve mirası, basın özgürlüğü, gözetim ve devlet sırları hakkındaki daha geniş tartışmalarda yankı bulmaya devam ediyor. Hakkında çekilen 2025 belgeseli ödüller kazandı ve gazetecilerin korunması ve bilgi şeffaflığı hakkındaki küresel tartışmayı yeniden alevlendirmeye yardımcı oldu. Savaş, barış ve hesap verebilirlik konularıyla ilgili devam eden ilgisini yansıtan yasal ve savunuculuk faaliyetlerinde bulunuyor.
Assange’ın rolü yasal bir çileden aktivizme ve kamuoyu etkisine kaydı ve tutuklu veya iade tehdidi altında olan biri olmaktan ziyade, yorumcu ve eleştirmen olarak dünya sahnesinde giderek daha görünür hale geliyor.
İhbarcılığı ve basın özgürlüğünü yeniden tanımladı ve aynı zamanda etik sınırlarını da ortaya koydu.
Kim Dotcom — Telif Hakkı Haksızlığı ve İnternet Kültürü
Dosya paylaşım sitesi Megaupload’un kurucusu olarak tanınan Alman-Finlandiyalı internet girişimcisi Kim Dotcom, ABD’ye iade konusunda uzun süredir devam eden bir hukuki mücadeleye karışmaya devam ediyor. 2025 yılında Yeni Zelanda Yüksek Mahkemesi, telif hakkı ihlali, kara para aklama ve haraç toplama gibi suçlamalarla ABD’ye iadesini durdurma yönündeki son girişimini reddetti; bu, on yıldan fazla süren bir savaşın parçası. Dotcom ve hukuk ekibinin, yasal seçenekler daralırken, kararı muhtemelen Yeni Zelanda Temyiz Mahkemesi’ne veya daha üst bir mahkemeye temyiz etmesi bekleniyor.
Dotcom’un yarattığı Megaupload, eğlence sektörünün dağıtım üzerindeki kontrolüne meydan okudu. Davası, telif hakkı uygulaması ile internet paylaşımı arasında bir vekalet savaşına dönüştü.
Dotcom, 2024 yılının sonlarında ciddi bir felç geçirdi ve rehabilitasyon sürecini kamuoyuyla paylaştı. 2025 yılının sonlarında, güç kazanma, hareket kabiliyetini geliştirme ve tekerlekli sandalyeye bağımlılığını kademeli olarak azaltma da dahil olmak üzere devam eden iyileşmesini gösteren güncellemeler paylaştı. Hem fiziksel ilerlemesini hem de denge ve konuşma konusunda hala karşılaştığı zorlukları vurgulayan videoları ve mesajları sosyal medyada paylaştı.
İş girişimleri zirve noktasını çoktan geçmiş olsa da, Dotcom, dijital haklar ve finansal trendler de dahil olmak üzere çeşitli konularda yorumlar yayınladığı X (eski adıyla Twitter) ve Instagram gibi sosyal medya platformlarında aktif olmaya devam ediyor. Bu paylaşımlar hem kişisel görüşlerini hem de zaman zaman jeopolitik ve ekonomiye yönelik daha geniş eleştirilerini yansıtıyor.
Kullanıcı özgürlüğü, telif hakkı yasasının aşırılığı konularında savaştı. İsmini Kim Dotcom olarak değiştirdi. Gösterişli hayatı nedeniyle iddiaları biraz bulanıklaştı. Çünkü özgürlük ve kâr arasındaki çizgide kaldı.
Etkisi, tayın akışına ve platform tabanlı lisanslamaya doğru geçişi hızlandırdı. İronik bir şekilde, karşı çıktığı şirketleri güçlendirdi.
Bu üçü Modern internetin 3 fay hattını temsil ediyor
Snowden Devlet gözetimine karşı kişisel gizlilik, Assange Bilgi özgürlüğüne karşı ulusal güvenlik ve Dotcom internet kullanıcı kültürüne karşı telif hakkı uygulaması.
Üçü de, ağır kişisel bedeller ödediler. Şu anda da tam olarak etkili oldukları için tartışmanın içinde kalıyorlar.
ABD’de Suçlamalar Nelerdi?
Edward Snowden, Aktif ceza davaları yürürlükte kalmaya devam ediyor. 2013 yılında Casusluk Yasası kapsamında ve ulusal savunma bilgilerinin yetkisiz olarak iletilmesi, gizli materyalin kasten saklanması ve iletilmesi ile suçlandı. O zamandan bu yana, anlaşma yok, duruşma yok, af yok. Gerçi 2020’de Snowden’in açıkladığı NSA programı mahkeme tarafından yasadışı ilan edildi. Ama Casusluk Yasası’nda zaman aşımı yok.
Snowden, ABD adaletinden firari olarak kabul ediliyor. ABD yargı yetkisine veya müttefik bir iade ülkesine girerse tutuklanır ve geri iade edilebilir. Rus vatandaşlığı ABD suçlamalarını etkilemiyor
Julian Assange, Sorun güya hukuken çözüldü, ancak mahkum edildi. Haziran 2024’te Assange, ABD Adalet Bakanlığı ile “suçlamaları kabul etme karşılığında” bir anlaşma yaptı. Gizli bilgileri elde etme ve yayınlama ile ilgili bir ağır suçtan suçlu olduğunu kabul etti. Cezası, zaten yattığı süre olarak sayıldı.
ABD’nin iade talebi geri çekildi. Başka bir kovuşturma yok. Kaçak değil yani ABD yetkilileri tarafından aranmıyor. Bunda taraftarlarının baskısının payı büyük.
Ancak ABD’de ağır suçtan mahkumiyeti var. Yani ABD’ye seyahat edemiyor. Assange hukuken özgür, ancak damgalanmış durumda. Sorunu çözüldü, ama aklanmadı.
Kim Dotcom için ise iddianame hazırlandı, iadesi hala isteniyor. Organize suç (RICO), telif hakkı ihlali, kara para aklama, dolandırıcılık ile suçlanıyor.
ABD iddianamesi hala geçerli. ABD, Yeni Zelanda’dan iadesini aktif olarak istiyor. Çok sayıda temyizden sonra iade işlemleri devam ediyor. Anlaşma yok. Dava düşürülmedi. İade edilirse yargılanacak
Davası, ifade özgürlüğü veya ihbarcılık değil, suç örgütü olarak ele alınıyor. Yani Dotcom yasal olarak risk altında ve ABD mahkemelerinde çözüme kavuşturulmamış durumda.



Kaynak : 