Cumhuriyetin kurulduğu 1923 yılında başlayarak, özel tasarrufların yetersizliği nedeniyle devlet eliyle temel sanayi ve hizmet işletmelerinin kurulması-işletilmesi, devletin ekonomik hayatı sıkı bir şekilde düzenlemesi ve izlemesi temel taşlarına oturan savaş ve yeniden oluşum ekonomisi 1950’li yıllara kadar sürmüştür.
Ülkemizde 1950’ler sonrası “iç pazara dönük sermaye birikimi” ve sonucunda “iç pazarın genişliği ve canlılığına dayalı “ithal ikameci sanayileşme ve büyüme” modeli hayata geçirilmiştir.
Bu model tümüyle iç talebin canlılığına ve bu iç talebin ithal ikamesi sanayi ile doyurulmasına dayandığından, işçi ücretleri ve tarımdaki küçük üretici gelirleri, sanayi için hem maliyet unsuru, hem de talep öğesi; diğer bir ifade ile modelin önkoşuluydu. Bu nedenle, tarımda desteklenen ürün sayısı ve çeşitli sübvansiyonlar, kamu istihdamı hızla artırılmış; seçim öncelerinde taban fiyatları, piyasa fiyatının oldukça üstünde tutulmuştur.
Hammadde ve aramalı yönünden tümüyle dışa bağımlı hale gelen ve uluslararası rekabetle hiçbir ilişkisi olmayan ithal ikamesi sanayi de, yukarıda belirttiğimiz tarım ve kamu sektöründe yaşananlara eklenince, ithal ikameci model 1970 lerin sonlarına doğru sonuçlarını, şiddetli bir biçimde enflasyon ve döviz darboğazında duyuran yoğun bir bunalıma girmiştir.
24 Ocak Kararlarına doğru yaklaşıp, yeterince değerlendirebilmek için, 1950’li yıllarda başlayan ve gelişimini yukarıda vermeye çalıştığımız ithal ikamesi büyüme modelinin 70’li yıllar sonundaki sonuçlarına bir göz atmak faydalı olacaktır.
Yazının devamını 26.Yıl Dönümünde 24 ocak 1980 Ekonomik Kararları-2 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 