2020’de başlayan Covid-19 salgını, sadece hastalık olarak değil, söylentiler olarak da çok büyük yaralar açtı. Bir kısmı bunun bir laboratuar ürünü olduğunu iddia etti. Bir kısmı aşıların amaçlı olduğuna dair iddialarda bulundu, ki bu iddialar hala sürüyor. Hatta 5G’nin Covid yarattığına dair komik hikayeler bile uyduruldu.
Şimdi bilim adamları bu söylentilerin, Covid ve benzeri araştırmalar açısından nasıl zarar verdiğini anlatıyorlar. Los Angeles Times’ın iş köşe yazarı olan Pulitzer ödüllü Michael Hiltzik, bu hafta COVID laboratuvar sızıntısı iddiasına karşı 41 bilim adamının ortak açıklamasını gündeme getirdi :
Çoğu Amerikalının, COVID’in bir laboratuvarda ortaya çıktığı hakkındaki teoriye inandığını kaydeden Hiltzik, bu teoriyi destekleyen kanıtların olmamasına karşın, iddianın kendisinin bilime ve bilim insanlarına yönelik saldırı dalgasını körüklediğini belirterek, bu durumun umut vadeden araştırmacıları pandemi epidemiyolojisi gibi kritik bir alandan uzaklaştırmakta olduğunu yazdı.
1 Ağustos’ta Journal of Virology Dergisin‘de yayınlanan ve 41 biyolog, immünolog, virolog ve hekimin yorumunu içeren bir makalede dile getirildi. Mesleki bir dergiden bahsediyoruz ama makale herkesin anlayabileceği bir dilde yazılmış ve sonuçları önemli.
41 bilim adamı, bilim karşıtlığının kısmen sosyal medya sayesinde yaygınlaştığını ve arttığını düşünüyorlar ve şunları belirtiyorlar :
“Laboratuvar sızıntısı anlatısı bilime ve halk sağlığı altyapılarına olan güvensizliği körüklüyor. Bilim insanları ve halk sağlığı uzmanları bizimle salgının patojenleri arasında duruyor; bu kişiler gelecekteki salgın tehditlerini öngörmek, keşfetmek ve azaltmak için olmazsa olmazdır.
Ama bu bilim insanları ve halk sağlığı uzmanları zarar gördü. Kurumları da, kanıt yokluğunda laboratuvar sızıntısı hipotezinin sürekli olarak teşvik edilmesiyle kışkırtılan çarpık kamuoyu ve siyasi görüşler tarafından zarar gördü…”
Çin ve ABD’deki bilim insanları ve Çin ve ABD hükümet yetkilileri var. Bunlar geniş bir komplo teorisini öne sürmeden, laboratuvar sızıntısı teorisi inanılır olamaz. Düşünün ki, dünya çapında 7 milyondan fazla ölüme yol açan bir laboratuvar olayının tüm kanıtları yaklaşık beş yıl boyunca tamamen nasıl bastırılabilirdi…
Laboratuvar sızıntısı hipotezini doğrulamak için WIV’nin pandemiden önce bir SARS-CoV-2 öncü virüsüne sahip olduğuna veya üzerinde çalışma yürüttüğüne dair istihbarat kanıtı gerekir.
Ne bilim topluluğu ne de çok sayıda batılı istihbarat teşkilatı böyle bir kanıt bulamadı. Buna rağmen, laboratuvar sızıntısı hipotezi medyada sürekli ilgi görüyor.
Virology makalesinde dikkat çeken şey, bilim camiasının bu tür davranışlara karşı kapsamlı ve uzun zamandır beklenen bir tepkiyi göstermesi. Daha da önemlisi, bilim karşıtı propagandanın yükselişinin halk sağlığı ve bilimsel misyon üzerindeki sonuçlarına odaklanıyor… Yazarlar şöyle diyor :
“Bilim insanları sosyal medya platformlarından çekildi, kamuoyunda konuşma fırsatlarını reddetti ve kendilerini ve ailelerini korumak için daha fazla güvenlik önlemi aldı. Bazıları çalışmalarını daha az tartışmalı ve daha az güncel konulara kaydırdı. Artık gelecekteki salgınları engellemeye yardımcı olabilecek çalışmalara katılacak uzman sayısının az olması gibi uzun vadeli bir risk görüyoruz…”
Son yıllarda, Covid-19 komplo teorileri yanısıra, küresel ısınma gibi konularda bilim karşıtı söylemlerin arttığını gözlemlemek mümkün.



Kaynak : 