Ağustosun son gününde Resmi Gazete’de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) 5G ihalesi duyurusu yayınlandı. Yani görünüşe bakılırsa, mobil hizmetlerde dünya 60.cılığında olan sıramızı, yukarılara çıkarmayı hedefliyorlar. Ama acaba öyle mi?
Şüphesiz ki, ülkemizde en son teknolojilerin, en optimum (yani ucuz ama kaliteli) şekilde verilmesini, ülkemizin yeniliklerden geri kalmamasını istiyorum. 25 yıldır da bunu yazıyor, zaman zaman –bazen depremler olduğunda, bazen normal zamanlarda) daha iyi haberleşme şartları için uyarılar yapıyorum. Şimdi yine bir uyarı yapayım ama bu sefer uyarım, sizi şaşırtabilir. Çünkü “5G’nin sırası mı?” diye soracağım.
Amacım yeni teknolojileri kötülemek ya da “Türkiye yeni teknolojilere geçmesin” demek değil. Özellikle, “Türkiye’de yeni teknoloji üreten yerli firma olmasın” demek hiç değil. Türkiye yeni teknolojilerin üreticisi ve satıcısı olmalı. Ama bunu ancak akılcı olursak yapabiliriz. Hamasetle, “Parayı bastırırsak yaparız” hayalperestliğiyle ancak bastırdığımız parayı çöpe atarız. Bunca zamandır yaptığımız gibi.
3G’den Bu Yana G’ler, Tüketicilerin Talepleri ile Değil, Pazarlamacıların İteklemesi ile Gelişiyor
Öncesinde telekomünikasyon üreticisi olan bir firma ile 2022 yılında, 6G konusunda yaptığım ama yayınlamadığım bir söyleşiden söz etmek istiyorum. Bu söyleşideki sorularımdan ikisi şu şekildeydi;
- 3G’den bu yana G’lerin gelişmesi tüketici talepleri ile değil, pazarlamacı iteklemesi ile oluyor. Sizce 5G ya da 6G almak için tüketicinin 4.5G’den fazla nasıl bir avantajı var?
- 5G, 2015 yılında konulan 2 hedeften latency (gecikme) ve kullanıcı sayısı (aynı anda 50 bin kişi gibi) özelliklerini yakalayamadı. O zaman 6G’nin bunları yakalayabileceğini nasıl iddia ediyorsunuz?
Bu ve diğer (hız vs gibi) sorularıma cevapları aldım ama yayınlamadım, çünkü üretici “vay be 6G ha” diye soru sormamı beklerken, yukarıdaki 2 sualle karşılaşınca şaşırdı ve bunun bir söyleşi değil, sohbet olarak kalmasını önerdi. Verdiği cevaplar da son derece sudan ve popülist idi (Türkiye’nin GSMH’sı şu kadar artacak vsvs). Sonuçta yayınlamamayı tercih ettim. Ama şimdi, o soruları siz okuyucuların (veya tüketicilerin) dikkatlerine sunuyorum.
Çünkü 5G, 2015’de 3GPPP komisyonu tarafından konulan “eşik atlama” hedeflerini başaramadı. Başardıkları şunlar;
- 4.5G’den basitçe 10 kat hızlı,
- Gecikme süresi daha düşük
- Hücre (baz istasyonu denebilir) başına daha fazla tüketiciye hizmet verebiliyor,
- 4.5G’den farklı olarak Network dilimleme sunuyor
Peki bu özellikler bireysel tüketici için çok fark yaratır mı?
Pek yaratmaz. Çünkü 4.5G günlük rutini karşılayabilecek durumda. Yani bireysel kullanıcıların günlük hayatı için 5G çok fark yaratmaz. Ama online oyun için, drone kullanımında, kalabalık alanlarda (stadyum, konserler, havaalanlarında, ve arttırılmış gerçeklik (AR / VR) kullanımlarında 5G’nin hızı ve gecikme süresi vs önemli olabilir.
5G’deki Ülkemiz Açısından Sorunlar
Ülkemiz açısından bakılınca;
- Baz istasyonlarını santrala bağlayan fiber hatların oranı % 90 olsa (operatörler % 55 diyor ama off the record konuşanlar % 30 ancak diyor),
- 3G tam kapsaması olsa, 4G kapsaması (9 sene sonra bile % 15-20 belki 30 gibi gözüküyor) tam olsa,
- Dolayısıyla da, Türkiye 4.5G hızında dünyada 60ıncı olmak yerine mesela 17inci olsa,
- Yerli teknoloji geliştirilmiş olsa (BTK güya % 45 diyor ama bu da başka bir imaj çalışması. Türkiye’de geçici olarak montaj hatlar kuran yabancı üreticilerin üretimini yerli diye sunuyorlar)
hadi hemen, şimdi 5G’ye geçelim derdim.
Bir telekomünikasyon ağı uç uca eklenmiş su borularından oluşan su şebekesi gibidir. Bu boruların çapını telekomünikasyon ağındaki kabloların veri hızı gibi düşünebilirsiniz. Şebekedeki suyun akış hızını evinize giren borunun çapı değil, su kaynağından evinize kadar olan hat boyunca en dar borunun çapı belirler. Buna iletişimde darboğaz (bottleneck) denilir. Eğer darboğaz ilçenize gelen hatta ise eve giren borunun çapını artırmak aptalca bir yatırımdır; musluğunuzdaki suyun akış hızı değişmez.
Benzer şekilde, internet altyapısının diğer bileşenleri olan Veri Merkezleri ve Trafik değişim noktaları (IXP) konusunda en ufak çalışma yok. 25-30 yıl geçmesine rağmen, Türkiye’de tarafsız bir IXP sorunu ısrarla çözülmedi. Bu sorunlar yerinde dururken 5G baz istasyonu kurmak, sadece eve gelen boruyu değiştirmek anlamına geliyor. 5G ile baz istasyonuna hızlı gitseniz de baz istasyonundan sonra internete giden sıkışıklık aynen devam edecek. Çünkü asıl sorunu inkar etmekte ısrar ediyoruz.
Tabii bir de temel konu; ekonomimiz harika olmasa da, idare eder olsa, pahalılık tüketicinin sırtına bu kadar binmemiş olsa, mevcut internet ve telefon tarifeleri ödenebilir düzeyde olsa, hadi şimdi 5G’ye geçelim derdim.
Ama olacak olan şu; operatörlerden bir ton para, hükümete akacak ve bunun finansmanı da tüketicinin sırtına binecek. Karşılığında, alacağımız farklı bir hız da olmayacak. Çünkü 5G hala Standalone (SA) ve Non-Standalone (NSA) şebeke tartışmalarının ortasında bir teknoloji (bunu başka yazımda açacağım). Henüz SA (yani tamamen 5G) şebeke diğer ülkelerde de yok. Dolayısıyla gelecek olan şebeke NSA olacak. Yani 5G hızı hayal.
Ama Bakan Bey, yine hızımızın 10 kat artacağını söylüyor sanki önceki ihalelerde de, her yeni G’ye geçildiğinde, Türkiye’nin internet hızı hemen 10 kat artacakmış gibi açıklamalar yapılmamış gibi. 4.5G için de ekonomiyi uçuracak, GSYH’ya şu kadar katkıda bulunacak filan denmişti. Somut bir ölçüm var mı? Lisansın milyar dolarları alıp götürdüğü gerçek (-ki ölçümü çok kolay) ama katkısı olmuş mu? Olduysa ne kadar? Madem hızı ve GSMH’yı bilmem kaç kat artıyor, bugün internet hızında neden 10-15.sırada değil de 60.sıradayız?
Şimdi bu 5G ihalesinin durumunu iyi anlamak için siz okuyucularıma önce 4 sual sorayım;
- Bugün telekom servislerine (cep telefonunuza, sabit telefonunuza ve internet hattınıza) kaç TL ödüyorsunuz? Bu ödeme rakamından memnun musunuz?
- Fatura tutarınız içindeki vergi oranından haberdar mısınız? (% 10 özel iletişim vergisi (eski deprem vergisi), BTK masraflarına katkı payı, telsiz ücreti ve faturalardan kaldırılan ama cirodan ödenenen % 15 Hazine payı, tabii ki KDV)
- Bu kadar ödemeye karşı aldığınız servisten memnun musunuz ?
- Telekom hizmetlerini seçmekte özgür müsünüz? Yani bu operatör iyi değil, şunu seçme özgürlüğünüz ne kadar var?
Şimdi 5G ile neler olacak bakalım;
- Operatörler, frekanslar için ihaleye katılacak ve en az 2,125 milyon $‘ı (yani bugunku kurla 87 milyar TL’yi) ya da daha fazlasını devlete verecekler. Bilin bakalım bu parayı operatör kimin cebinden ödeyecek?
- Operatörler 5G için yeni cihazlar alacaklar, bu rakamın en az 5 milyar $ ve hatta 10-15 milyar $ değerinde ve neredeyse tamamının ithalat olması bekleniyor yani 200-500 milyar TL’lik yeni bir cari açık (ve muhtemelen yeni faizler) rakamı oluşacak. Bilin bakalım bu parayı operatör kimin cebinden ödeyecek?
- İhale kurallarına göre, operatörler bugüne kadar olan vergilerden başka bir vergiyi yani ciro üzerinden yeni bir % 5’i BTK’ya verecekler. Bilin bakalım bu parayı operatör kimin cebinden ödeyecek?
- Ülkemizin 1800’lü yıllardan bu yana gelen altyapısının imtiyazı 2005’den bu yana Türk Telekom’daydı. Şubat 2026’da sona erecek olan bu imtiyazın 2,5 milyar $ karşılığında 24 yıl uzatıldığını, 2 hafta önce öğrendik. Bilin bakalım bu parayı operatör kimin cebinden ödeyecek?
- Tüketicilerin kaç tanesinde 5G telefonu var? Ülkemizde yeni bir cep telefonu ithalatı furyası ve yeni bir cari açık kapısı mı olacak? Bu ekonomiye nasıl etki yapacak?
Hızlar Değişecek mi?
Doğrusunu isterseniz, benim düşüncem 5G ihalesinin, hükümete yeni bir fon sağlama operasyonu olduğu ama hızlarımızın bugünkünden çok daha farklı olmayacağı şeklinde.
Bunu nereden biliyorum derseniz; ülkenin mevcut fiber altyapısının ne kadar zayıf olduğunu en az 15 yıldır yazıyorum. Sadece ben mi yazıyorum. Devletin dokümanlarında 11inci ve 12nci Kalkınma planları Özel İhtisas Komisyonu raporlarında da altı kalın kalın çizilerek yazılıyor ve olması gereken rakam da veriliyor. Bunun birden değişmesi beklenebilir mi? Ya da işaretler değişim gösteriyor mu?
Ha tabii ki operatörler, Ulaştırma Bakanlığı ve asıl sorumlu olan BTK tersini yani fiber altyapının yeterli olduğunu iddia ediyorlar. Ama benim “madem öyle neden sabit internette 100cü sıralarda ve mobil internette 60cı sıralardayız?” soruma cevap veremiyorlar. Aşağıda dünyanın ortalama ve en yüksek hızları ile karşılaştırmayı görüyorsunuz.

Diğer yandan, Türk Telekom’un imtiyaz uzatma açıklamalarına bakın. Önümüzdeki 24 yıl için 17 milyar $ yatırım (bakan tarafından ihale bedeli ile birlikte 20 milyar $’lık katkı diye sunuldu) yapacağı söylendi. 17 milyar $ / 24 yıl = 680 milyon $ eder. Aşağıdaki tabloya bakın, Türk Telekom son 10 yıldır zaten 500 milyon $ civarı yatırım yapıyor ve ülke olarak biz bu yatırımla aldığımız (ya da alamadığımız fiber) hizmetlerden yakınıyoruz, memnun değiliz.

Aşağıda 3 operatörün toplam gelirini ve de yatırımlarını görüyorsunuz:

Ama bu yatırım düzeyinin, yeni bir teknolojiye uygun şekilde yükselmeyeceği aynen süreceği anlaşılıyor. Yani 3G kapsamının yarım kalması, 4.5G kapsamasının onun kadar bile olmamaması gibi, “mış gibi” bir 5G sahibi olacağız ve karşılığında inanılmaz paraların ödeneceği günleri göreceğiz.
Bunu kaç kişi istiyor?
Biliyorum bu yazı sizleri şaşırttı. Ben de en güzel, en yeni teknolojileri kullanmak istiyorum ama birilerinin “kral çıplak” demesi ve durumu tariflemesi, bu kadar paranın uçmasının yanlışlığını anlatması, göz göre göre kandırılmaya dur demesi lazım. Acaba 5G şu anda Türkiye’nin şartlarına ne kadar uygun? Bu kadar para harcayacak lüksümüz var mı? Devlet bunu görmüyor mu? 5G konusunda farklı yaklaşımlar daha doğru olmaz mı?
Neler yapılmalı, başka bir yazıda anlatacağım…


Kaynak : 