Türk Telekom’un % 55’nin özelleştirilmesi ve bu miktar hissenin ihaleyi kazanan Oger Telekom’a devrine ilişkin sözleşme 14.11.2005 tarihinde imzalandı. Böylece bu devir işlemi sonucunda ülkemizde bu güne kadar yapılan en büyük özelleştirme gerçekleşti.
Devrin yapılması ülkemizdeki özelleştirmeler açısından bir milat olduğu gibi, Oger Telekom açısından da bir milat olacağını düşünüyorum. Çünkü; Oger’in % 55 hissesini satın aldığı Türk Telekom bu gün 50.000 çalışanı ile dünyanın 13.büyük sabit hat telefon işletmesi durumunda. Bildiğim kadarıyla bu güne kadar Oger Telekom sabit telefon operatörlüğü konusunda, bu denli büyük bir operasyona ve özelleştirmeye ilk defa imza atıyor. Devirden sonra, öncelikle Türk Telekom çalışanları ve sonra da Oger Telekom açısından, devir sonunda içine girilecek olan süreçte önemli zorluklarla karşılaşılması kaçınılmaz gözüküyor.
Türk Telekom’un % 55’ni alan Oger Telekom’u bekleyen zorluklardan en önemli bir tanesi, bu gün için Şirketin 81 İl’de bulunan 82 İl Müdürlüğü ve bu Müdürlüklerin altında bulunan (D Sınıfı İl Müdürlüklerinde 5) 15-20 Kısım Müdürlüğü ile Telekom Müdürlükleri ve Müstakil Ünitelerinden oluşan son derece karmaşık ve bu karmaşıklığın sonucu, hantal bir organizasyon yapısının varlığı olacaktır. İşaret edilen bu organizasyon yapısının sonucunda 82 İl Müdürüne, 200’e yakın İl Müdür Yardımcısına (İl Yöneticisi ve Yardımcısı) ve ilave olarak, 1000’e yakın Müdür ve Müdür Yardımcısına sahip organizasyonda saymakla bitmeyecek derecede unvan çokluğu yeni yöneticileri nereden başlayacakları konusunda epeyce zorlayacaktır eminim ki..
Bu nedenle; yeni Türk Telekom yönetiminin ilk başlaması gereken iş karmaşık, bürokratik ve bu nedenle hantal bir görünüm arz eden organizasyon yapısının ele alınması ve Şirketin belirlenmiş olan vizyon ve misyonuna uygun mobil, sabit hat ve katma değerli hizmetlerde aranan bir operatör olarak pazardaki tüm müşterilere hitap edebilecek şekilde yaratıcı telekomünikasyon ürünleri ve hizmetleri geliştirerek bunları pazarlayabilecek ve aynı zamanda güvenirliliğini pekiştirecek dinamik bir organizasyon yapısı gerçekleştirmesi gerekecektir.
Bu çerçevede, iletişimde meydana gelen gelişmeler sonucunda ileri teknolojinin ve gelişmiş lojistik imkanlardan yararlanmanın mümkün olduğu, ihtiyaç duyulan bir bilginin ve ihtiyaç duyulan bir malzemenin kısa zamanda istenilen yerlere ulaştırılabildiği dikkate alındığında ve her şeyden önce abone sayısı bakımından bazı ilçelerin bile çok gerisinde olan ve sözüm ona hizmeti yaygılaştırmak adına İl Müdürlüğü olarak teşkilatlanan yerlerde, bu şekilde teşkilatlanmanın geçerli bir mantığı olmadığı düşünülmektedir. Keza; bazı yerlerde kurulu bulunan Telefon Müdürlükleri de benzer özellikler taşımaktadır. Bu nedenle; gerek İl Müdürlüklerinin, gerekse de Telekom Müdürlüklerinin hem sayısının hem de içeriklerinin sadeleştirilerek dinamik bir organizasyon yapısına kavuşturulmasının çok önemli bir adım olduğunu belirtmek isterim. Organizasyon yapısı değerlendirilirken en önemli amacın Şirketin içinde bulunacağı rekabet ortamında ayakta durmayı başaracak ve rakiplerinden bir adım önde olacak pazarlama anlayışına sahip bir organizasyon yapısı oluşturulması kaçınılmazdır.
Dünyanın 13.büyük sabit hat telefon işletmecisi olan Türk Telekom’un büyük ve son derece karmaşık bir organizasyon yapısını kısa bir sürede değiştirmenin kolay olmayacağı açıktır. PTT’nin ikiye bölünmesi sonucu Türk Telekom’un kurulmasının üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen daha bazı Kamu Kuruluşlarının bile telekomünikasyonla ilgili bir yazı yazdıklarında bazen PTT diye yazı yazabildikleri, halkın telefon denildiğinde akıllarına PTT’nin gelebildiği bir ülkede ve bu çerçevede oluşacak pazarda müşterilerin yeniden yapılanacak bir Türk Telekom’a alışmasının önemli bir engel teşkil edeceği, bu çalışmalar sırasında bazı müşterilerin diğer operatörlere kayma olasılığını önlemek elbette kolay olmayacaktır.
Ancak; bu noktada Türk Telekom’un ülkemizde Telekomünikasyon sektöründe marka olma yolunda önemli bir mesafe kat ettiği, bunun da çalışmalarda çok büyük avantaj sağlayacağı bilinen bir husus olduğu gibi Kamu Kuruluşu olmanın ve kendisini sınırlayan (Kamu İhale Kanunu vb) bazı düzenlemelerden kurtulmanın avantajlarını da unutmamak gerekir.
Yazının devamını Türk Telekom’un Devrinden Sonra Bizi Ne Bekliyor-2 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 