Lucent Technologies Mobil Çözümler Danışmanı Kamil Şahin, “GSM sistemi artık limitlerine yaklaştı. GPRS bir geçiş teknolojisi. Asıl gelişme, 3. nesil teknolojiler ile başlayacak. Lisansı kesinleşen firmalar, UMTS ekipmanlarını yeni yeni üretmeye başladılar. Bu nedenle 3. nesil’in ticari kullanımı 2003 – 2004 yılını bulur” diyor. Kamil Şahin, Lucent’ın geliştirdiği mobil çözümleri, turk-internet.com’dan Gülden Tozkoparan’a anlattı:
Lucent Dünya’da çok büyük bir şirket olmasına rağmen, Türkiye’de yeni kuruldunuz değil mi?
Kamil Şahin: 1996 yılından itibaren Lucent teknolojileri Türkiye pazarına girmeye başladı. Ancak şirketin kuruluşu, 2000 yılının Kasım ayında gerçekleşti. İstanbul ve Ankara ofisinde toplam 14 kişi çalışıyor. Kadro, satıştan, müşteriden ve çözümden sorumlu kişilerden oluşuyor. Türkiye’de telekomünikasyon alanındaki tekel’in kalkmasıyla çok büyük bir pazarın doğacağına inanıyoruz.
Kablosuz teknolojilerde Lucent’ın rolü nedir?
Şahin: GSM sektöründe Lucent fazla bilinmese de, aslında Lucent ve bünyesindeki Bell Laboratuvarları, mobil telekom sistemlerinin mucidi. 1. nesil denilen GSM hücresel tip cep telefonları sistemi, 1970’li yıllarda Bell Laboratuvarlarında geliştirildi. Aslında, 1940’li yıllarda mobil telefon kavramı doğmuştu. Ancak o zaman teknoloji yeterli olmadığı için teori – pratiğe dönüşemedi. Kablosuz teknolojilerde Lucent, ABD’de bir numaralı üretici ve pazarın yaklaşık yüzde 60’ına sahip. ABD’de, Avrupa’daki gibi bir teknoloji kısıtlaması yok. Operatörler, seçtikleri herhangi bir teknoloji ile hizmet verebiliyorlar.
Wireless alanında ne gibi teknolojiler geliştirdiniz?
Şahin: GSM’inde dahil olduğu çeşitli alt yapı teknolojileri, müşterilere sunuyoruz. ABD’de mobil telefon teknolojileri olarak CDMA ile TDMA kullanılıyor. ABD dışında yine Güney Amerika’da, Asya-pasifikte lucent bir numaralı üretici konumunda. Lucent’ın Avrupa ve Türkiye pazarındaki bir önemi de, 3.nesil teknolojiler. UMTS olarak adını sıkça duyuran teknolojinin Avrupa’da lisansları veriliyor. Türkiye’de de büyük bir olasılıkla önümüzdeki yıl lisansı verilecek olan UMTS, aslında CDMA tabanlı bir çözüm. Lucent, bu teknolojinin şu an pratik tecrübesine sahip ve ABD’e bu alanda lider konumda.
GSM sizce limitlerine yaklaştı mı?
Şahin: Evet, görülen şu ki, GSM sistemi artık limitlerine yaklaştı. İlk tasarlandığında ses hizmetleri vermeye yönelikti. Zaman içinde, yine ses kapasitesini artırıcı nitelikler göz önüne alındı. Ancak internetin gelişmesiyle birlikte insanların veri aktarma ihtiyacı doğdu. GSM’de hız 9600 bit/saniye. Ancak internetin hızlı gelişimi sonucunda, kablosuz olarak, bulundukları yerden de internete bağlanma ihtiyacı doğdu. Sonuçta 3.nesil teknolojilere olan ihtiyaç arttı.
ABD dışında, 3.nesil teknolojiler ne zaman devreye girecek?
Şahin: Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü, CDMA kullanmaya karar verdi. Bu teknolojinin Avrupa’ya uyarlanmış ismi, UMTS olarak geçiyor. Bu sistem yeni frekanslar kullanıyor. Onun için lisans verilmesi gerekiyor. Avrupa’da lisanslar verilmeye başlandı. Hatta bu yaz ayları sonunda İspanya ilk olarak bu sistemi uygulayacak ülke durumunda. Gerçi Avrupa dışında Japonya’ya baktığımızda, Nisan ayında bu sistemin ticari olarak faaliyete girmesi planlanıyor. Japonya, 3. nesil sistemler konusunda çok büyük yatırımlar yaptı. Japonya’da, Japon üreticiler dışında bu sistemi kurma izni verilen tek şirket Lucent oldu. Bu da Lucent’in bu konuda ne kadar tecrübeli olduğunu gösteriyor. Ayrıca çoğunluğu Amerika olmak üzere sahada çalışan bu teknolojiye dayalı baz istasyonlarının sayısı, diğer rakiplerin ürettiği baz istasyonlarından çok daha fazla.
Lucent olarak Türkiye’de odak noktanız nedir?
Şahin: Lucent olarak ana odaklanma noktamız, servis sağlayıcıları alanı. Bunun içinde, GSM operatörleri, sabit telefon sistemi aboneleri bulunuyor. Ancak Türkiye’de tekel ortadan kalkana kadar, sabit telefonda sadece Türk Telekom var. Örneğin Siemens Business Servicess (SBS), bugün İxir’in teknik alt yapısını işleten firma. Lucent ekipmanları kullanıyor. Siemens IT hizmetleri vermek amacı ile kuruldu, ancak teknoloji seçmekte serbest ve marka bağımlısı değil. Yani çözüm sağlarken, Siemens ürünlerini de kullanabilir, başka bir markayı da. En iyi çözümün Lucent olduğunu gördü.
Gerçi Lucent’da aynı kararı Avaya için aldı. Avaya, Lucent’ın rakiplerine doğal olarak satış yapamıyordu. Avaya’yı bağımsız hale getirerek, çok daha karlı olması sağlandı. Aynı zamanda Lucent bünyesinde yine telekomünikasyon konusunda entegre devreler, yarı iletken cipler üreten Micro Elektronik Grubu da var. Lucent yine bu grubun da, daha bağımsız hareket edebilmesi ve daha karlı olabilmesi için ayrı bir firma haline getirmeyi kararlaştırdı. Bu yaz tamamen bağımsız hale gelecek. Bundan sonra Lucent, tamamen servis sağlayıcı odaklı olarak çalışacak.
Küçük firmalar yanı sıra, büyük firmalar için de çözüm ortaklıkları ön plana geçti değil mi?
Şahin: Artık, üretmek ve satmak önemli değil. Çünkü müşteriler toplam bir çözüm bekliyorlar. Lucent, operatörlere sağladığı toplam çözümlerde, kendisinin üretmediği veya uzmanlık alanına girmeyen bir çözümü de sağlamak zorunda kalabiliyor. O yüzden birçok ortaklıklar kurmak durumunda. Örneğin bugün Lucent’ın Sun Microsystems ile büyük bir ortaklığı var. Sunduğumuz birçok telekom alt yapısında, gerektiği yerlerde Sun’ın sistemlerini kullanıyoruz. Bunun üzerine kendi katma değerimizi ve yazılımlarımızı ilave ediyoruz. Bu artık günümüzde birçok telekom firması için de geçerli.
2001 yılı ve sonrasında Türkiye hedefiniz nedir?
Şahin: Servis sağlayıcıları, alt yapılarını oluşturmuş durumda. Ancak 3.nesil’e geçerken adaylar da mevcut. 3.nesil teknolojileri en büyük uygulayanlar, GSM operatörleri olacak. Biz burda Lucent olarak çok iddialıyız. Çünkü CDMA teknolojisini en uzun süre kullanan ve pratiği olan firmayız.
Şebeke planlama ve şebekeyi kurmada bugünkü GSM’den büyük farklılıklar gösteriyor. Bu konuda, pazarda büyük bir açık var. Örneğin büyük GSM üreticileri için bu yeni bir teknoloji. Henüz yeni yeni laboratuvarlarında test edip üretime geçmeye başladıkları bir teknoloji. Ancak Lucent nerdeyse 10 yıla yakın bir süredir bu teknoloji ile iç içe yaşıyor. Bu teknolojideki ürünlerini üretip pazara sunuyor.
3.nesil’e geçiş nasıl olacak?
Şahin: Aslında GSM sisteminden 3. nesil CDMA sisteme geçerken, bu geçiş birden olmayacak. Bugün Türkiye’de test edilen sistemler, 3.nesil sistemler değil. Daha lisansları verilmedi. 2.5 nesil dediğimiz GPRS sistemi söz konusu. Bu sistem 3.nesil’e geçiş için kullanılan bir teknoloji. Turkcell ve Telsim’in, test ettikleri GPRS sistemi.
Türkiye’deki GPRS uygulamalarında teknoloji kimden alındı?
Şahin: Turkcell Ericsson’dan, Telsim’de Motorola’dan bu sistemi temin ediyorlar. Dediğim gibi GPRS bir geçiş teknolojisi. Mevcut GSM şebekesi üzerinde çalışıyor. Avantajı şöyle: GSM’in sunduğu veri iletişim hızı 9.6 kilobit. Düşük bir hız. GPRS ile 100 kilobitlere kadar çıkılacak. Gerçi GPRS’de ilk aşamada 100 kilobitler görülmeyecek. Şu an testleri yapılan ürünler, 20-25 kilobitler civarında bir kapasite sağlıyor. Mevcut GSM’in 2 – 3 katına ulaşıyor. Ancak, daha büyük bir avantajı, veri bağlantısının sürekli olması. WAP’ın başarısız olması da GSM’in ücretlendirme sisteminden kaynaklandı. WAP dünyasında insanlar rahatlıkla dolaşamadılar. GPRS’de ise veri aktarımı gerçekleştiğinde ücretlendirme olacak. Bu da insanların dolaşımını hızlandıracak.
GPRS uygulamasında Türkiye’deki durum nasıl?
Şahin: Teknoloji hazır, testleri de uzun süredir yapılıyor. Ancak, terminal, yani GPRS destekleyen cihaz sıkıntısı vardı. Hala giderilmiş değil. Çünkü cep telefonu üreticileri, WAP’daki kısmı başarısızlıktan sonra tedirgin oldular ve erken yatırım yapmak istemediler. Piyasanın nasıl bir tepki vereceğini gördükten sonra girmek istediler. Ancak yavaş yavaş alt yapı tarafında bu teknoloji oturdu. Cep telefonu üreticileri de yakında bu cihazları piyasaya sunacaklar.
Lucent olarak 3.nesil’de nasıl bir yol izleyeceksiniz?
Şahin: Lucent olarak bizim rolümüz, 3.nesil’de pazar payımızı büyütmek. ABD’den sonra Avrupa’da da, daha büyük bir pazar payına ulaşmak. Bunun ilk örneklerini yakın zamanda yaşadık. UMTS lisansları verilmeye başlandı. Bu lisansları alan operatör firmalar, yavaş yavaş alt yapı sağlayacak firmaları seçmeye başladılar. Örneğin bunlardan İspanya telekom şirketi Telefonica, Almanya’da UMTS linansı aldı ve burdaki alt yapı ihalesini Lucent’a verdi. Ayrıca, 4 kıtada birden ilk defa 3. nesil denemelerini operatörlerle birlikte ilk yapan firma Lucent oldu. Lucent, Telefonica’dan önce Hollanda’da KPN, İngiltere’de Vodafone operatörlerle deneme yaptı. Japonya’da NTT Docomo ile, ABD NT&T ve Sprint ile denemeler yaptı.
UMTS yani 3.nesil uygulamalar, ticari olarak ne zaman devreye girecek?
Şahin: UMTS sisteminin ticari olarak devreye girmesi 2003 – 2004 yılını bulacak. Avrupa’da UMTS lisanslarını almak için operatörler 5- 10 milyar dolarlar ödediler. Bu yüksek fiyatlar, yeni lisans satışlarını etkiledi. Ekipman fazlası şirketlerin hisseleri borsada düştü. Lisans alan firmaların ne zaman para kazanacakları tartışma konusu oldu. Lisansı kesinleşen firmalar UMTS ekipmanlarını yeni yeni üretmeye başladılar. Bu nedenle 3.nesil’in kullanılması 2003 – 2004 yılında gerçekleşir.
Türkiye’de en çok kullanılan mobil ürünleriniz hangisi?
Şahin: Türkiye’de en yaygın olarak Orinoco (kablosuz ağ çözümü) ürünümüz kullanılıyor. Kampüs ortamındaki şirketlerin, birbiri arasındaki data bağlantısını gerçekleştiriyor. Kablo döşemek yerine kablosuz ağ bağlantısı sağlamak, daha ekonomik bir yöntem ve daha çabuk kuruluyor.
Orinoco sayesinde, bilgisayara kart takılarak bina içinde mobil kullanım sağlanıyor. Dinamik ofis, şantiye, ambar ve depolama ortamlarında akılcı bir çözüm. Yunanistan bu çözümü, adalar arasında dolaşan feribotlarda kullanıyor.
Diğer mobil çözümleriniz arasında neler var?
Şahin: Kuruluşların data bağlantısını sağlamak için LMDS adıyla bilinen kablosuz çözüm, alternatif erişim sistemi sağlıyor. Farklı bir frekans kullanıldığı için lisans almak gerekiyor. Sadece veri iletiyor. Örneğin bir binanın yüksek hızlarda internete bağlanmasında uygun bir çözüm. Bu lisansı alanlar, LMDS operatörü olarak veri bağlantısı sunacaklar. Bu çözümü Türkiye’de kurmak için çalışmalar sürüyor.
En son hangi projeye imza attınız?
Şahin: Lucent Technologies, ABD’nin en büyük kablosuz iletişim hizmetleri firması Verizon Wireless ile üç yıllık bir sözleşme imzaladı. 5 milyar dolar değerindeki sözleşme ile Lucent, Verizon’un 3.nesil mobil iletişim ağı altyapısını kuracak. Böylece Verizon Wireless, ABD’yi batıdan doğuya kaplayan mobil iletişim ağı uygulamasının ilk aşamasını, bu yılın ikinci yarısında yaşama geçirecek. Yeni 3G mobil hizmetler, ABD’nin ilk ticari üçüncü nesil sistemi olacak.
Verizon Wireless, Lucent ürünleri, hizmetleri ve yazılımları sayesinde, yeni baz istasyonlarında ek yatırım yapmaya gerek duymadan, yüksek hızlı mobil İnternet hizmetleri verebilecek. Teknolojik altyapının yenilenmesiyle, mevcut ağın ses kapasitesi iki katına çıkarılacak; veri aktarımı 10 kat hızlanacak.
Projede ne gibi ürünler sunuyorsunuz?
Şahin: Verizon Wireless, Lucent’tan pek çok ürün ve sistem satın alacak. Bunlar arasında Bell Laboratuvarları tarafından geliştirilen, kablosuz erişim alanını ve kapasiteyi artıran, yüksek hızlı veri ve mobil İnternet uygulamalarını destekleyen bir yazılım da bulunuyor. Uygulamada, Lucent’ın 3G uyumlu Flexent mobil anahtarlama merkezleri ve baz istasyonları, IP (İnternet Protokolü) ve ATM (Asenkron Transfer Modu) uygulamalarına yönelik düşük maliyetli Softswitch tabanlı erişim ve aktarım sistemleri kullanılacak. Verizon Wireless’ın Lucent’a ait çeşitli mobil İnternet hizmetlerinden yararlanması da bekleniyor.



Kaynak : 