İzmir Barosu İnternet ve Bilişim Komisyonu 04.06.2001 Pazartesi günü yaptığı açıklamada: İnternet Üst Kurulu Yasa Tasarısını kınadıklarını, bu tasarıyı gerek anayasal hak olarak, gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesinde tanımlanan düşünceyi ifade etme özgürlüğüne getirilmiş bir kısıtlama olarak algıladıklarını kamuoyuna ve basına duyurdular.
Kamuoyunun ve Basının Dikkatine Sunuyoruz
İnternet Özgürlük Demektir…
Son 25-30 yılda insanoğlunun hayatına yepyeni bir olgu olarak giren internet, giderek yaygınlaşmakta ve içerik olarak zenginleşmektedir. İnternetin erişim dünyasına her gün yüz binlerce yeni ziyaretçi eklenmekte ve erişim ağındaki yerlerini almaktadırlar. Halen var olan milyonlarca web sayfasına her gün yüz binlercesi eklenmektedir. Giderek büyüyen sayılarda kitap, rapor, araştırma ve akla gelebilecek her türlü bilgi ve belge insanlığın kullanımı için yine o insanlarca internet ortamına sunulmaktadır. İnsanlık neredeyse tamamen kendi olanakları ile var olan bir teknik altyapı sisteminin geliştirilmesi ile, bu büyük sosyal olguya kavuşmuştur. İnternetin bu derece önemli ve yararlı olmasının en önemli nedenlerinden biri bilgi gereksiniminin kolayca karşılanabilmesi, bir diğeri ise kısıtlama olmaksızın karşılıklı iletişim ve etkileşim olanağıdır.
Ancak interneti henüz tüm insanlar öğrenmiş değil. Maddi olanaksızlıklar nedeni ile bu gelişmeden yararlanamayan çok sayıda insan var hala. Ancak daha da ciddi bir sorun, internetin ne olduğunu, olanakları olmasına rağmen anlayamayanlardan kaynaklanmakta. İnternet plansız ve hızlı gelişmesi, kimi yönleri ile düzensiz bir yapıya da bürünebilmektedir. Ek olarak sadece internet ortamında işlenmeye başlayan yeni suç tipleri oluşmaktadır.
Elbette bu yapı ve olgunun global bir hukuk altyapısına kavuşması gerekmektedir. Bu hukuk nasıl bir hukuk olacaktır? İnternetin bilgiye ulaşma ve ifade özgürlüğü yönünden anlamını ve kullanım değerini öne çıkaran ve internetin gelişmesini destekleyen bir düzenleme yaklaşımı, çağın yeniliklerinin gereğidir.
Bilgiye ulaşmanın kolaylığı, ifade özgürlüğünün yeni bir aracı olması gibi özellikleri ile inernete karşı şüpheci ve ne olduğunu bir türlü anlayamayan bir yaklaşım da var. Ve ne yazık ki bu bilgisiz, şüpheci ve yasaklayıcı yaklaşımın interneti kontrol altına almak niyeti ile karşı karşıya gelmiş bulunuyoruz. İnternet hakkında yapılması gerekli hukuki düzenlemeler bu türden bir yaklaşımın ürünü olunca da ortaya uygulanabilirliği olanaklı olmayan ya da kendi kendini mecburen ihlal eden bir hukuk çıkacaktır. RTÜK Yasa tasarısınının ek 9. maddesinde “Bu Kanun hükümleri bilişim teknolojileri ve internet ortamında sayfa açılması veya elektronik gazete, elektronik bülten vb. suretiyle yayınlanan her türlü yazı, resim, işaret, sesli veya sessiz görüntü, ileti ve benzerleri hakkında da uygulanır.” denmektedir. Dünyanın bir çok ülkesinde internet sitelerinin bir basın kuruluşu, web sayfası düzenleyicisinin basın kanunu anlamında yazı işleri müdürü sayılamayacağı açıkça belirtilmektedir. Çünkü web sayfaları akla gelecek her türlü içerik hakkında, bir çok değişik yol ve kaynaklarla hazırlanmaktadır. Bu sayfaları bir dergi ya da günlük gazete hükmüne bağlamak tamamen yanlıştır. Ayrıca İnternet Servis Sağlayıcılarının da yazı işleri müdürleri ile aynı konumda olmalarını var saymak doğru değildir. Bu kurumların kullanıcılarla yaptıkları sözleşmeler ve internet bilişimi sürecindeki yerleri oldukça değişken ve incelenmesi gereken özellikler barındırmaktadır.
Öncelikle internet dünyasının teknik ve sosyal yapısı değerlendirilmelidir.. Ek olarak global yapı göz önünde bulundurulmalı ve şu ana kadar yapılan hukuki düzenlemeler incelenmelidir. Bir çok ülke internetin teşvik edilmesi için gerekli çalışmalar yapılmasını kendi gelişme programlarına almışken, bizde ise forum sayfalarında devleti yıkmak için beyanda bulunanları nasıl etsek de cezalandırsak diye düşünmek açık bir tezat oluşturmaktadır.
Yapılmaya çalışılan kısıtlama ile internetin sadece yurtiçi kayaklarının kontrol altına alınmaya çalışılması yerli kaynakları yurtdışına doğru itecek bu büyük bilgi ağı ülkemizde gelişmeyecek güdük kalacaktır. Sadece bu bakış açısı bile çağın gelişmesini ve interneti ilk günden beri mevcut siyasi kadroların anlayamadığının en önemli göstergesidir.
Mecliste bulunan RTÜK Yasa Tasarısının interneti kısıtlayan ilgili maddelerinin kaldırılması, bu konuyla ilgili geniş ve bilgili bir platform oluşturulması ve internet hakkındaki düzenlemelerin bu platformda oluşacak görüş birliğinden sonra en doğru çözümdür. İnernetin insanlığa olan yarar ve gereğini anlayamayanlar tarafından yapılmak durumunda olan her türlü girişimin, yeni bir baskı ve engelleyici uygulama doğuracağı açıktır.
Bu bağlamda. 31 Mayıs 2001 tarihli gazetelerde yer alan ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın talimatı ile hazırlatılan İnternet Üst Kurulu Yasa Tasarısını kınıyoruz. Gerek Anayasal hak olarak tanımlanan ve gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesinde tanımlanan düşünceyi ifade etme özgürlüğüne getirilmiş bir kısıtlama olarak algıladığımızı kamuoyuna ve basına duyuruyoruz.

Kaynak : 