Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş TÜİK’in gerçeği yansıtmayan enflasyon hesabında hesaplamanın dayanağı olan –ve mahkeme kararlarına rağmen halktan saklanan– “madde fiyatları”nı yayınladı da TÜİK’in nasıl yanlış varsayımlarla hesaplamalar yaptığını görebildik. Ama TÜİK’in başka rakamlarında da sorun gözüküyor.
Mayıs ayı sonlarında biliyorsunuz Türkiye’de doğum oranlarındaki aşırı düşmeyi konuştuk. (Gerçi bu Türkiye’ye özel bir durum değil. Japonya’da aynı durumdan şikayetçi ve Tokyo Belediyesi bu nedenle bir flört sitesi bile açıyor).
2023’de yayınladığım seçmen sayısı ile nüfus artışı arasındaki fark yazısından beri, bu nüfus-seçmen rakamlarına kafayı takmış durumdayım. Zamanın CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu seçimden 10 gün sonra Sözcü TV’na verdiği söyleşide “seçmen listelerini (daha doğrusu nüfus kayıtlarını) denetleyemediklerini” açıkça söyledi (1:52 dakikada).
Aynı cümleyi YSK’dan bir yetkiliden de duydum. Sözleri şu şekildeydi;
“MERNİS tarafını elbette denetleme imkanımız yok. YSK adeta tüketici gibi gelen verileri alıp işliyor. Biz de işlenmiş verileri kontrol ediyoruz.”
Özetle nüfus kayıtlarında neler olduğuna yakından bakan yok. Nüfus kayıtlarına dikkatimi 2022 ekim ayında 8 partinin seçim/sandık güvenliğinden sorumlu başkan yardımcıları ile yaptığım röportaj dizisinde, Bağımsız Türkiye Partisi’nden Mustafa Pak söylemişti, bu nedenle verileri incelemiş ve seçmen-nüfus farkını YSK’ya sormuştum ama her önüne gelenden “şu şu kadar olsa, bu da bu kadar olsa, sonuç rakam şudur” şeklinde, oradaki-buradaki rakamlarla cevaplar alırken, sorunun asıl muhatabı ve seçim güvenliğinden sorumlu olan ve bu nedenle halka “asıl rakamlarla” cevap vermesi gereken YSK, duymamış taklidi yaptı ve açıklama yapmaktan kaçındı (sadece resmi olmayan yollardan rahatsız oldukları iletildi).
Bu arada ocak 2023 itibariyle yani çok kritik Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Nüfus İşleri Genel Müdürlüğünün işlerini yapan Kale Yazılım’ın Global IT diye bir şirketle değiştirilmesi de başka bir soru işareti idi.
Türkiye Nüfusu Nasıl Artar?
Bu nedenle nüfus kayıtlarına yakından bakmaya başladım ve çeşitli açılardan inceliyorum. Buna dair 3 yazımı hatırlatayım. Yerel seçimlerden sonra yaşlılık maaşının etkilerini incelediğim yazı burada. Arkasından deprem bölgesindeki nüfusa baktım. Bilahere bunu yeniden yorumlayacağım. Geçen yıl da Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarındaki 2,4 milyon farkın 2,3 milyonunu yaratan 1-2 sandıklı bölgelere bakmıştık.
Şimdi Türkiye’nin nüfusunu artıran 2 faktörden birisi olan doğumlara bakalım. Malum nüfus nasıl artar ; doğumlar+dışarıdan gelenler, nasıl azalır; ölümler+dışarıya gidenler.
Burada TÜİK nüfus portalinden 2009-2022 aralığında, doğan bebeklere ve 1 yıl sonra bu bebeklerin 1 yaşına ulaşabilenlerine bakalım. Aşağıda bebek ölümlerine dair grafik var. TÜİK’in ölüm ve ölüm nedenleri istatistiklerinden aldım. Gördüğünüz gibi, 2009’da binde 13,9 ile bayağı yüksekmiş, 2020’lere gelirken yüzde 50 civarında düşmüş.

Şimdi bu bebek ölüm istatistikleri dahil, her yıl 1 yaşına ulaşan bebek sayısına bakalım.

Bu tabloda her yıl doğan bebek sayısını ve bu bebeklerden 1 yıl sonra 1 yaşına ulaşanların sayısını görüyorsunuz. Mesela, 2009 yılında 1.2 milyon bebek doğmuş ve bunların 17.607 tanesi 1 yaşına gelmeden vefat etmiş. Bu durumda 1 yaşına ulaşan 2009’luların sayısı 1.200.635 – 17.607 = 1.183.028 olmalıydı. Ama o da nesi? Nüfus sayım raporunda 2010 için verilen 1 yaşındaki bebek sayısı 1.230.628 yani olması gerekenden 47.600 fazla.
Üstelik bu sadece 2009 yılında değil, diğer yıllarda da hep 40-50-80 bin gibi fazlalıklar gözüküyor. Bunun mantıklı bir açıklaması var mı?
1 yaşına ulaşan bebek sayısı, 1 sene önce doğduğu ve öldüğü raporlanan bebek sayısından neden fazla? Öyle ki bu sayı toplamda yani 2007-2022 arasında olması gerekenden 946 bin yani yaklaşık 1 milyon daha fazla. Bu neyi gösteriyor?
Bunlara Suriyeli sığınmacı bebek midir diye baksak, değil. Çünkü Suriye savaşı 15 mart 2011‘de başladı ve sığınmacıların ancak ondan sonraki tarihlerde gelmeye başladılar. Dolayısıyla 2007-2008-2009-2010-2011 rakamları sığınmacı bebekle açıklanabilir durumda değil.
TÜİK’İn bu farkı açıklamasını bekliyoruz. Neden bebekler olması gereken sayıda her sene ilk zamanlar 100 binler, sonraki yıllarda 50 binler düzeyinde farklı. Bu bebek sayısı farkı nereden geldi? Ya da atladığımız bir şey mi var?
Method : 2007’yi Başlangıç Almamızın Nedeni, yeknesaklık
Tabloda 2007 almamızın nedeni yeknesaklık. Yani adrese dayalı nüfus sayımının başlatıldığı yıldan itibaren aynı şartlar altında alınmış rakamlara bakıyoruz. Yukarıdaki rakamları, doğum için buradan ve ölüm rakamları için buradan aldık.
2007-2023 aralığında, Türkiye’nin 18 yaşa kadar nüfus sayısı aşağıdaki tabloda var;

TÜİK, 1 yaşına gelen bebek sayısındaki yıllık ortalama 50 bin kadar fazlalık için bir açıklama yapmak zorunda. Yoksa akla bir sürü şey geliyor.
Bir sonraki yazıda bu tablolardan başka bir analiz vereceğiz.



Kaynak : 