Ünlü yönetmen Mike Figgis ve Sony Ericsson, katılımcıların Londra’daki büyük bir ekranda kendilerini, arkadaşlarını ve ailelerini izleyebilecekleri, daha önce denenmemiş ‘Life Captured’ projesini hayata geçiriyor. Projeyi yeni yetişen film yapımcıları ile birlikte yürüten Mike Figgis, hayatını bir film hikayesine dönüştürmek isteyenlerin hayallerini gerçekleştiriyor.
Hikayeler, yönetmenin belirlediği kategoriler çerçevesinde cep telefonu çekimlerini içeriyor. Gönderilen öyküler, Hollywood’un büyük isimlerine kadar pek çok kişi tarafından keşfedilme şansı taşıyor.
Yönetmenin Seçimi
Mike Figgis, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’daki katılımcı ülkelerden gönderilen bütün öyküleri izledikten sonra, Türkiye de dahil olmak üzere her bir katılımcı ülkeden en iyi potansiyeli gösterenler arasından bir ülke birincisi seçti. Türkiye’den de Yurdagül Yurtseven, Life Captured (Hayatı Yakala) kısa film projesi için fotoğraflarını çekmeden önce yönetmenden kişisel bir brifing aldı.
Her bir ülke birincisi bu brifinge, kameralı cep telefonu fotoğrafçılığında rakipsiz bir hız seviyesine ve doğal yaratıcılığa izin veren Sony Ericsson Cyber-shot™ C902 kullanarak, 8 Eylül 2008 tarihine kadar yanıt verecek. Ardından yönetmenin seçtiği fotoğraflar ‘Life Captured’ filmini oluşturmak için bir araya getirilecek.
Mike Figgis tarafından belirlenecek beş seçkin yarışmacı adayı, 2008 Ekim’de Londra’da düzenlenecek Raindance Film Festivali’nin galasına katılmak için bir arkadaşı ile birlikte bir VIP seyahati kazanacak. Ayrıca yarışmacılardan biri de, Raindance seyahati ile birlikte tüm masrafları karşılanacak olan bir film yapım kursu kazanacak.
1977’de İstanbul’da doğan Yurdagül Yurtseven, Anadolu Üniversitesi AÖF Halkla İlişkiler bölümünü bitirdi. Pera Güzel Sanatlar Okulu’nda Tiyatro Dili, Diksiyon, Şan, Seslendirme eğitimi aldı. Ankara’da yayımlanan Ulus Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmaya devam eden Yurtseven ayrıca, 1996’da deneme amaçlı bir kitap yazdı ve ikinci kitabı da hazırlık aşamasında.
Yurtseven sinema ve fotoğrafla ilgisini ise şu sözlerle açıklıyor: “Farklı kültürlerden insanları tanımayı ve kültürel geziler yapmayı seviyorum. Kamera arkasını, yani sinemanın mutfağını tercih ediyorum. Kısaca yazmak ve görüntülemek hayatımın parçası. Bana göre fotoğraf eylemi de duyguların, kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlara can vermek anlamına geliyor.”

Kaynak : 