Anonim, ön-ödemeli (kontörlü) cep telefonu dönemi sonu yaklaşıyor olabilir, çünkü tüm dünyada mobil sektör yetkilileri, ön-ödemeli cep telefonu kullanıcılarının kayıt altına girmeleri için baskı yapmaya hazırlanıyorlar. Dünya çapında sayısı 2,5 milyarı bulan ön-ödemeli abonelerinin kayıt altına alınması için ortaya çıkartılan bu girişimin altında pek çok neden yatıyor ancak en önemli neden elbette ki güvenlik gerekçesi yani terörizm ve sahtecilik ile savaş.
Ancak zorunlu kayıt sistemi teoride iyi bir fikir olsa da, kullanıcılar üzerindeki zorlayıcı etkisi, ön-ödemeli hat pazarında yaşanan güzel büyüme oranlarında bir düşüşe neden olabilir.
Portekiz Telekom firması TMN dünyanın ilk ön-ödemeli cep telefonu hizmeti olan MIMO’yu Eylül 1995’te hizmete sunduğundan beri ön-ödemeli mobil iletişim tüm dünyada adeta patlama yaptı ve astronomik bir biçimde büyüdü. Haziran 2008 itibarı ile ön-ödemeli hatlar tüm dünyadaki cep telefonu hatlarının yüzde 70’ini teşkil ediyor.
Ön-ödemeli yani kontörlü servisler, cep telefonu operatörlerinin ödeme konusunda şüpheye düşmeden, neredeyse herkesi abone yapmalarına olanak tanıyor. Kullanıcılar açısından bakıldığında da ön-ödemeli hatlar, hem kişisel mahremiyetlerini daha kolay korumalarını, hem de mobil bir networke kolaylıkla bağlanabilmelerini sağlıyor.
Ama artık tüm dünyada ön-ödemeli hat sahiplerini kayıt altına almak eğilimi ağır basıyor. Kişisel gizlilik endişelerini bir kenara bırakan ve zorunlu kayıt sistemini savunan ülke sayısı her geçen gün artıyor. Bu ülkelerden bazıları kayıt sistemini zorunlu hale getirmiş durumdayken, bazıları da söz konusu sistemi zorunlu hale getirmeye hazırlanıyor.
Hazırlık yapan ülkeler arasında Cezayir, Avustralya, Bahreyn, Brezilya, Çin, Hindistan, Malezya, Nijerya, Singapur, Güney Afrika, Sudan, İsviçre, Tayland ve Vietnam yer alıyor. Bu ülkelerin planı, mevcut ön-ödemeli hat abonelerine kayıt yaptırmaları için belirli bir zaman aralığı sunmak ve yeni kullanıcılar için ise kayıt yaptırmadan hatlarını aktif hale getirmemek.
Yetkililer, zorunlu kayıt sistemi sayesinde, suç (terörizm ve adam kaçırma dahil), yasadışı göçmenlik, spam ve telefonla satış ile vergi kaçakçılığı konularında azalma olabileceği düşüncesindeler.
Ancak bu sürecin, operatörler açısından sorunlu olabileceği düşünülüyor. Zorlayıcı faktörlerden en önemlisi, ister kayıt sürecine fon sağlamak aracılığı ile doğrudan olsun, ister potansiyel müşteri havuzlarını kısıtlamak suretiyle dolaylı yoldan olsun operatörlerin gelirlerinin zarar göreceği açık. Gerçekten de, kayıt altına alınma sürecinin yaşandığı Sudan ve Malezya’daki operatörler bazı müşterini kaybetmiş durumdalar.
Bazı operatörler zorunlu kaydı reddedebiliyor ama operatörler genellikle, bu konudaki talepleri kabul etmek ve kayıt sürecine dahil olmak durumunda kaldılar. İşin ilginç yanı, kayıt sürecinin getirdiği yan ürünlerden birisinin, aktif olmayan abonelerin ayıklanması oluyor.
Böylece, dünya üzerinde uzun yıllardan beri mobil sektörde oynanan bir oyunun sonu gelecek ve operatörlerin veritabanlarını temizlemeleri ve abone sayımı ile penetrasyon oranlarını daha iyi tespit etmeleri mümkün hale gelecek. Ayrıca bu sayede toplanacak verinin, özellikle de kişisel gizlilik yasalarının güçlü olmadığı ülkelerde pazarlama amaçları ile kullanılma olasılığı da, operatörlere yeni bir potansiyel sunuyor.
Günümüzde pek çok ülke hat satışı sırasında ulusal kimlik belgelerinin (pasaport, nüfus cüzdanı, ehliyet ve sosyal güvenlik numaraları gibi) ibrazını talep ediyor olsa da, bu güne dek bu alanda güvenlik sağlayabilecek bir sistemin kurulması tam anlamıyla mümkün olmadı.
Bu kayıt sürecinin sürdüğü ülkelerde şimdiden sahte kimlik ve adres ibraz eden abonelerle ilgili pek çok şikayet mevcut. Hindistan İç İşleri Bakanlığı bu sorunun üstesinden gelinebilmesi için hat satışı için iki adet referans onayı alınmasını teklif etti ki bu da ülkede adeta isyan yarattı. Ayrıca her bir ön-ödemeli hat numarasının bir birey ile eşleştirilmesinin şantaj, çalıntı kimlikler ve adalet sisteminde yaşanabilecek çeşitli hatalar için bir potansiyel oluşturacağı da belirtiliyor.
Uygulanabilir bir kimlik tespit sistemi olmayan bir toplumda zorunlu bir kayıt süreci getirmek oldukça zor ve mantıksız bir uğraş. Kullanıcıların ulusala bir kimlik belgeleri veya doğrulanabilir bir adresleri olmadığında, otoriteler bu kişilerin networke bağlanmalarını engelleyebilirler ki bu durum da pazarın belirli bir segmentten mahrum olması demektir. Bunun alternatifi olarak ise otoriteler bu kullanıcılar için yeni bir veritabanı açma yoluna gidebilir ancak bu da potansiyel olarak oldukça hantal ve yönetilmesi zor bir uğraş demek olacaktır.

Kaynak : 