Bilişim suçları eskiden de vardı ama internetin gelişmesi ile birlikte önemli oranda arttı. Artık kolluk (polis-jandarma) ya da adli merciler, bilişim suçlarına özel bölümler ayırıyorlar. Ancak hem uzman sayısındaki azlık, hem de bilişim suçlarının hukuki karşılıkları konusundaki sorunlar nedeniyle hala bir geçiş dönemi yaşıyoruz.
Abant’ta ekim sonunda Microsoft sponsorluğu ile gerçekleştirilen [1] ve TBD’nin düzenlediği “Siber Suç Sözleşmesi” seminerinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Bilişim Suçları Bürosu Savcılarından Dr.Hakan Kızılarslan tarafından “uygulamada Bilişim Suçları Soruşturmaları” başlığı ile sunulan bilgiler bu açıdan önemliydi. Bu sunumda, adli mercilerin bilişim suçları konusunda yaşadıkları sorunlar ortaya konduğu için son derece faydalı bilgiler içeriyordu. Aldığımız notları, turk-internet.com okuyucuları için aktarıyoruz;
Dr.Kızılarslan, artan ihtiyaç nedeniyle, 1 ocak 2007 itibariyle Ankara’da Bilişim Suçları konusunda bir büro kurulduğunu ve bu bölümde Cumhuriyet Başsavcı Vekili;
Kemal DEMİRDÖN, Cumhuriyet Savcıları; Muhittin KAYA, Dr. Hakan KIZILARSLAN ve Mehmet YÜCESOY olarak görev yaptıklarını belirttikten sonra, Yaptıkları işi “Hayalet Avcılığı (Ghost Buster isimli filme gönderme) “ adlandırdı.
Dr.Kızılarslan büronun amacını;
Bilişim Alanında işlenen dolaylı ve doğrudan işlenen suçların tanımlamaları yapılarak bu suç türlerinin soruşturmasında uygulanacak yöntemleri belirlemek. Bu suçlarla mücadele etmek.
Belirttikten sonra, 5237 Sayılı TCK’nın 103, 107, 125/2, 134, 135, 136, 137, 142/2e, 158/f, 243, 244, 245, 246 ve 226 sayılı maddeleri ile 5651 Sayılı Yasayı kullandıklarını hatırlattı ve Bilişim Suçlarının ana ve ayırıcı unsurunu “Bilişim teknolojileri kullanılmadan işlenememesi” şeklinde tarif etti.
Bana göre, Dr.Kızılaraslan’ın sunumundaki önemli bir nokta, Bilişim Suçları Bürosuna gelen evrak sayısı ile çözümlenenler arasındaki ilişkiydi. Buna göre, 2008 Yılında büroya gelen 2,225 adet evraktan, sadece 356’sının yani% 16’sının iddianameye dönüştüğü, Buna karşılık % 28’e karşılık gelen 626’sının takipsizlik, % 29’a karşılık gelen 652’sinin yetkisizlik, Binde 2’ye karşılık gelen 4 tanesinin görevsizlik ve % 6’ya karşılık gelen 126 tanesinin birleştirme kararı ile sonuçlandığını öğrendik. Sonuç olarak giren evrağın % 80’inin sonuçlandığı görülüyor.
Dr.Kızılaraslan aynı rakamları 2007 yılı için de verdi. 1842 gelen evrağın sadece % 11’inin iddianameye dönüştüğü, 313 (%17) takipsizlik ve 573 (% 31) yetkisizlik, 7 (Binde 4) görevsizlik, 159 (%9) birleştirme yapıldığı ve giren evrağın % 69’una karar verildiği görülüyor.
Bu 2 yılı birbiri ile karşılaştırdığımızda ise, gelen evrak sayısında % 21 artış olduğu, karar verilme oranının yükseldiği, iddianameye çevrilen evrak sayısında % 81’lik artış olduğu, görevsizlik ve birleştirmede azalma olduğu, buna karşılık yetkisizlik (% 14) ve takipsizlik (%100) kararlarında da artış olduğu görülüyor.
Dr.Kızılaraslan da bu tablonun gösterdiklerini şöyle özetledi;
- Suçlar katlanarak artıyor
- Farklı birimlerce mükerrer soruşturmalar yapılabiliyor
- Yetki sorununun çözülmemesi iş yükünü artırıyor, soruşturmaların uzamasına ve delil kaybına yol açıyor
- Özünde Bilişim Suçu Olmayan suçların soruşturmaları ilgiyi dağıtıyor
Dr.Kızılarslan, bu tablolardan sonra siber suçların soruşturulma sırasında, TİB, Türk Telekom, GSM Firmaları ve Bankalar gibi kurumlardan istenen bilgilerin zamanında cevaplanmadığını belirterek, ortalama soruşturma süresinin bu nedenle 16-24 aya uzadığını açıkladı.
Dr.Kızılarslan’ın belirttiği bir başka husus da, kollukta çalışan uzman sayısının azlığıydı. Birim çalışan başına 2000-3000 arası iş düştüğünü belirterek, Ankara Emniyet Müdürlüğü KOM Şubesi Bilişim Suçları Büro Amirliğinde rütbeli personel sayısının 1 ve diğer memur sayısının 5-10 arasında değiştiğini örnekledi. Bu arada banka kartları soruşturmalarının bu bölüm tarafından değil, Asayiş Şube tarafından yürütüldüğünü de söyledi.
Dr.Kızılaraslan, Kolluk kuvvetlerinde, güçlü uzmanların var olduğunu belirtti ama hergün artan bilişim suçları karşısında sayısal yetersizliğe dikkatleri çekti. Dr. Kızılarslan sorunları :
- Bilişim Terminolojisinin Yetersizliği
- Normatif Yapıdaki Eksiklikler
- Pozitif Hukuktaki Eksiklikler
- Muhakeme Hukukundaki Yetersiz
- Eşgüdüm Yetersizliği
- Bilişim Kolluğunun Sayısal Yetersizliği.
- Teknik Alt Yapı ve Ekipman Eksikliği
Şeklinde özetledikten sonra, “SORUYORUZ” diyerek şu konuları vurguladı :
- ISS trafik bilgileri(log kayıtları) kimin malı sayılmalı?
- Banka hizmetlerinin sağlıklı yürütülmesi,
- internetin güvenliği sadece muhakeme makamlarının görevi ve sorumluluğunda mıdır?
- Ağ yöneticilerinin içerikle ilgili denetimi yetkisi var mıdır?
Dr.Kızılarslan son olarak Çözüm önerilerini de şu şekilde sıraladı :
- Sistemsel Çözümler Bulunmalı
- Uzmanlaşma Artırılmalı (Yargı Mercileri/Kolluk)
- Kurumlar Arası Eşgüdüm Sağlanmalı-7/24
- Sistemine Muhakeme Makamları Dahil Edilmeli
- Kişisel Verilerin Korunması Yasası Çıkarılmalı
- Siber Suçlar Sözleşmesi Konusunda Karar
- Netleşmeli- Ara Dönem İçin Karşılıklı Adli
- Yardımlaşma Anlaşmaları İmzalanmalı
- Yetki sorunu Pozitif Hukukta Aşılmalı
- Kollukta Bilişim Uzmanı Ara Kadrolar Yetiştirilmeli
Bu seminerden aktaracağım bir kaç sunum daha olacak.
[1] Siber Suç Semineri Abant’ta Gerçekleştirildi

Kaynak : 