Bir süredir tartışılan “Bilişimde Örgütlenme” konusu Ankara’daki Bilişim Kurultay’ında yer alan panellerden birisi oldu. Benim de moderatör olarak katıldığım panelde siyaset, bakanlık, sendika çevrelerinden katılan panelistler çeşitli yönleri, katılımcıların dikkatlerine sundular. 2 saatlik panel dolu geçtiği için, sorulara fazla yer kalmadı, ama yine de katılımcılardan bazı ilginç sualler alındı.
“Taşeron”, “fason” ya da “outsource” olarak tanımlanan iş modelinin ilk defa ABD’de başlatıldığı 1980’ler sonrasında, uzunca bir süre sönük devam eden sendikal hareketlerin, 2000 sonrasında yeniden başladığına dikkat çekilerek açılan panelde, katılımcıların ortak fikri yeni nesil sendikacılığın gelmekte olduğuydu.
Bu sendikacılığın önemli bir özelliğinin beyaz yaka ya da fikir işçisi olarak adlandırılan kesimi içine alması nedeniyle farklı bir boyutta oluşacağı da öngörüldü.
Panelde ilk sunumu, IBM Türk’te yılbaşından beri sürmekte olan sendikalaşma hareketinin lideri olduğu halde[1] geçtiğimiz hafta çeşitli nedenler ileri sürülerek işten çıkarılan Nedim Akay yaptı. Akay IBM’deki sendikal süreci anlattıktan sonra, genel anlamda bilişimde örgütlenme çalışmalarına dair bilgiler verdi. Akay “sendikal örgütlülüğün, o ülkedeki gelişmişliğin de göstergesi” olduğuna işaret etti.
Akay’ın sunumunda özellikle sendikal hareketin, beyaz yakalı kişilerce nasıl görüldüğüne dair notlar ilgi çekiciydi. Bu notları ayrı bir makale olarak vereceğiz.
IBM Türk’teki sendikal çalışmaları destekleyen Global Union yetkilisi Lorenzo de Santis, “global ekonomiler, global sendikaları gerektirir” şeklinde özetlediği sunumunda dünyadaki çeşitli gelişmelere yönelik durumu aktardı. Santis artık global firmalarla “Global Agreement” yaptıklarını da belirtti. Bu notları da ayrı bir röportaj şeklinde veriyor olacağız.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Sadettin Akyıl ise Türkiye’deki sendikacılığın Tanzimat döneminden bu yana gelen tarihçesini anlattırken, Osmanlı İmparatorluğu zamanında kurulan Ameleperver Birliği ve Atatürk’ün Cumhuriyet döneminde maden işçilerinin çalışma sürelerinin limitlenmesine yönelik emirlerini hatırlattı. Mevcut kanuna değişiklikler öneren ve TBMM’de gündeminde bulunan gelişmeleri de aktaran Akyıl “sendikal faaliyetler insan haklarıdır” derken, panel sonunda da bazı soruları cevapladı.
Petrol-İş Sendikası ve Elektrik Mühendisleri Odasının Avukatı olan Gökhan Candoğan, “beyaz yakalıların hem sendika hem de derneklerle ilişkileri iyi değil.” derken bir eksikliğe işaret etti. Ancak günümüzde işçi azaltmak için “mobbing” dahil pek çok yönteme başvurulduğunu anlatan Candoğan “örgütlenmede hukukilik yerine meşruluğun önemli olduğuna” dikkati çekti. Avrupa Sosyal şartında örgütlenme ve ücrette adalet yükümlülüklerinin olduğunu belirten Candoğan, Santis’in belirttiği Global Anlaşma’nın bir çözüm olduğunu da düşünüyor.
Haber-İş Sendikası adına panele katılan Serkan Mercimek, Türk Telekom’un çağrı merkezi şirketi olan Assist’teki çalışmaları aktardı. Özelleştirme ve taşeron firma ilişkisini özetledi.
CHP Milletvekili Osman Coşkunoğlu ise, “Bilişimde personelin yatırım olarak görülmesi” gerektiğini söyledi. IBM’deki sendikal hareketleri desteklediğini belirten Coşkunoğlu, örnek olarak ekonomi alanında Dünya’nın en liberal kürsülerinden birisi olan Chicago Üniversitesi ekonomi bölümünden Gary Becker’in nobel ödülü aldığı çalışmasını şöyle özetledi :
Bir fakir ailenin çocuğunu okula göndermek yerine çalıştırmak zorunda kalıyor. Oysa devlet bu aileyi çocuğu okula göndermesi için sübvanse ederse, o ülke daha çabuk kalkınıyor.
Coşkunoğlu’nun panelde aktardığı önemli notlardan birisi ise, demokratik haklar konusunda ülkemize baskı uygulayan AB’nin çalışan hakları ve sendikal özgürlükler konusunda aynı baskıyı uygulamamaları ve hatta kaçınmaları olmuş. Coşkunoğlu, ülkemizde sendikal haklar konusunda 20 yıldır değiştirilmeyen hususlar olduğuna işaret ediyor ve AB’nin başka konularda yaptığı baskıyı, neden burada yapmadığını soruyor.
Panelin sonunda çok az kalan zamanda sorulan bir kaç sorudan en önemlisi, teknoparklarda proje boyunca çalıştırılan, proje sonunda işten çıkarılan kişilere yönelikti. Bu soruya cevap veren Akyıl, çağrı usülü, proje bazlı, kısmi zamanlı (part-time), home-ofis gibi çeşitli şekilde çalışanların hepsinin haklarını korumak için ilgili sendikalara üye olabileceklerine dikkati çekti. 1 kişi bile olsa, bu sendikalara üyelik yapılması ile haklarının korunabileceğini belirtti. Bu konuda da detaylı bir başka haber yapacağız.
Panel aynı katılımcılarla İstanbul’da da ileri bir tarihte tekrarlanacak. Panel tarih ve yerini bilahere bildireceğiz.
[1] IBM’deki Sendikalaşma Süreci Dosyası

Kaynak : 