Bu hafta Amerikan basınında, yapay zeka bağlantılı teknolojik gelişmeler sonucunda, Amerikan firmalarının kârlarının adeta patladığı, temel nedenin ise işten çıkarmalar olduğu haberleri vardı. Buna göre, Amerikan şirketleri bu yıl (2025) ekim sonuna kadar, % 65 artış ile yaklaşık 1.099.500 işten çıkarma duyurdu. Kârlılığa gelince, yerel finans şirketlerinin kârlarının tek bir çeyrekte 69,4 milyar $ ve finans dışı şirketlerin kârlarının ise 53,1 milyar $ arttığı belirtildi.
Not edelim, bu haberlerde verilen işten çıkarma rakamları, gerçekleşenleri değil örneğin ekim ayında işten çıkarma duyurusu yapan yaklaşık 450 firmayı kapsıyor. Ayrıca, bu rakamın dışında kalan şirketlerden ve/veya duyuru yapmadan yapılan işten çıkarmalardan oluşanlar bu rakama dahil değil. Kârlılık rakamları da her firmanın en son çeyrek bilanço verilerine göre verilmiş durumda.
ABD’de İşten Çıkarmalar Sayesinde Kâr Artışı mı?
2023’den bu yana ABD’deki teknoloji şirketleri zaten hem ABD’de, hem de uluslararası çalışanları arasında büyük işten çıkarmalar yapıyor. Bunun Türkiye’ye yansımalarını da Intel, Microsoft, Amazon gibi firmalarda gördük ve duyduk.
ABD’de sadece Ekim ayında işten çıkarma duyuruları yaklaşık 153.074’e ulaştı; bu, 2003’ten bu yana en yüksek Ekim ayı toplamı ve yıllık bazda yaklaşık %175 artış anlamına geliyor. Bu durum, bazı analistlerin “işsizlik patlaması (Jobless Boom)” olarak adlandırdığı bir olguyu ortaya çıkarıyor. Yani bu veriler, Amerikalı şirketlerin büyük çaplı iş gücü kesintileri duyurduğu alışılmadık bir “işsizlik patlaması” durumunu gösteriyor.
Buna karşılık şirket kârlarında patlamalı artış raporlanıyor. St. Louis Federal Rezerv Bankası’na göre, ABD’deki şirket kârları (envanter değerlemesi ve sermaye tüketimi ayarlamalarıyla birlikte) 2024 sonunda yaklaşık 4 trilyon ABD doları olarak gerçekleşti. Bunun, 2010’daki seviyenin iki katından fazla olduğu raporlanıyor.
Trading Economics verileri ise 2025’in sadece ikinci çeyreğinde ABD’deki şirket kârlarının yaklaşık 3,259 trilyon ABD doları olduğunu ve geçen yılın çeyreklerine nazaran önemli oranda yükseldiğini gösteriyor.

Bu kâr artışlarının illa işten çıkarmalar kaynaklı olduğuna dair bir araştırma ya da veri olmasa da, işten çıkarmaların çok büyük rakamlara ulaşması, kâr patlamalarının büyük oranda kaynağının bu olduğunu düşündürüyor. Diğer ülkelerdeki şirketlerin kârlılığına bakılınca da (yazının üzerindeki grafik) benzer bir durum olmadığı, kâr patlamalarının sadece Amerikalı şirketlerde olduğu anlaşılıyor.
Hangi Şirketler Büyük İşten Çıkarma Yaptı?
Bir fikir edinmek için büyük işten çıkarmalar yapan bir kaç büyük Amerikan firmasına daha yakından bakalım;
| Şirket | 2025 işten çıkarma duyurusu | Son kâr rakamı (raporlama dönemi) |
|---|---|---|
| UPS | 2025 yılı başından bu yana yaklaşık 48.000 kesinti (operasyonel + yönetim) | 1,31 milyar dolar net gelir (3. çeyrek 2025) |
| Amazon | 30.000’e kadarplanlanıyor (Ekim sonu) | 21,2 milyar dolar net gelir (2025’in 3. çeyreği; büyük yatırım kazançları dahil; ayrıca bilançoya yaklaşık 1,8 milyar dolar tutarında kıdem tazminatı maliyeti eklendi) |
| Intel | İşgücü azaltma programı (birden fazla dalga; çift haneli yani binlerce kişinin dosyalandığı doğrulandı) | Maliyet kesintileri/yeniden yapılandırma sonrasında4,1 milyar dolar net gelir (2025’in 3. çeyreği) |
| Target | ~1.800 kurumsal rol (artı 800 boş pozisyonun dondurulması) | 1,3 milyar dolar işletme geliri (2025’in 2. çeyreği) |
| Paramount-Skydance | ~2.000 ABD işi (birleşme sonrası) | Reuters’a göreişten çıkarma raporu sırasında birleşme sonrası birleşik kuruluşun son kârı henüz açıklanmadı (3. çeyrek dosyalanması bekleniyor) |
| Salesforce (SaaS) | 1.000+ ve daha sonra ~4000’e ulaşacak (yapar zeka temsilcilerine geçiş ve maaliyet kontrolü) | Gelirlerde ve kârlılıkta %8-9 artış raporlanıyor. |
ABD’deki şirketlerin işten çıkarma duyurularındaki nedenlere baktığımızda şunlar göze çarpıyor;
- Maliyet kısma ve verimlilik, işten çıkarmaların en çok dile getirilen nedenleri.
- Yapay zeka ve otomasyon teknolojilerinin hızlanması.
- Zayıflayan talep (tüketici ve kurumsal) ve makro belirsizlik.
Sektörel bakarsak, yapay zeka altyapısında faaliyet gösteren firmalar (veri merkezleri, bulut, yapay zeka araç sağlayıcıları), geleneksel işlevlerdeki personel sayısını azaltıyor. Bu, özellikle alt ve orta kademe istihdamın gerilemesi anlamına geliyor. İstihdamı azaltırken, güçlü kârlar elde ettiği anlaşılan şirketler, tasarrufları sermaye harcamalarına (otomasyon, robotik, bulut) yönlendiriyor.
Ama uzmanlar “daha yalın bir iş gücü” modelinin, riskleri artırabileceğine (sürdürülebilirlik, siber güvenlik, bilgi birikimi kaybı) dikkat çekiyor. Özellikle denizaltı kabloları, IXP’ler, telekomünikasyon sektörlerinde, işgücü derinliği altyapı güvenliği ve jeopolitik hazırlık açısından önem taşıyor.
Türkiye’de Durum
Maalesef Türkiye’de dosdoğru rakam (veri) bulmak mümkün değil. Ne devletin, ne de şirketlerin buna dikkat ettiğini göremiyoruz. Oysa, bu rakamlar —özellikle devlet ve ekonomi için— erken uyarı ve önlem almak açısından önemli. Aşağıda ülkemizdeki Amerikalı firmaların temsilcilikleri açısında yakaladığımız bazı verileri sunalım. Bu noktada hatırlatalım, Türkiye’deki Amerikan temsilciliklerinde satış, pazarlama, iş ortaklıkları ve kamu politikası konularında çalışanlar var. Teknik kadrolarda çalışan sayısı son derece sınırlı ;
- Amazon Türkiye : Ekim sonunda işten çıkarma duyurusu yapıldı, Türkiye operasyonları da etkilenecek. Ancak rakam verilmedi.
- Microsoft: 2025’te iki büyük küresel dalga (≈6.000 Mayıs, ≈9.000 Temmuz) yaşandı. Bu rakamların içinde Türkiye’de var ama Türkiye’ye özgü sayı açıklanmadı. Not edelim; 2024 sonunda zaten çok önemli bir tasfiye yapılmıştı (Tam sayıyı vermiyorlar ama 500’lerden 50 kişilere inmek gibi).
- Google/Alphabet: 2025 içinde çeşitli birimlerde yüzlerle ifade edilen küresel kesintiler yapıldı. Türkiye’ye özgü sayı yine açıklanmadı.
- Meta yapay zeka bölümünde Ekim’de ≈600 kişilik küresel kesinti raporladı. Ama Türkiye sayısı bilinmiyor.
Türkiye sayıları açıklanmıyor ama Linkedin’e ya da bilişim gruplarına bakıldığında, işten ayrıldığını ve yeni iş aradığını belirten çok sayıda insan görüyoruz.
Türkiye’de gelir odaklı kadroların korunduğu, buna karşılık orta kademede, özellikle satış ve müşteri rollerinin azaldığı gözlemleniyor. Yabancı şirketlerden bu yıl 150-900 arasında istihdam azaltılma tahmini var. Çok uluslu firmaların çalışan sayısını azaltarak, bayi-entegratör ağını büyüttüğü de not ediliyor.
Konuyu BT Ekosistem Platformu Yöneticisi olan Nevin Çizmecioğulları’na sorduk. Şunları söyledi :
“Pandemi öncesinde başlayan “Future Enterprise” söylemleriyle birlikte, küresel danışmanlık firmaları şirketleri otomasyon, RPA ve yapay zekâya yönlendirirken; “iş gücünü azaltın, kısa vadede maliyet artsa da uzun vadede kârlılık artar” mesajı verdiler. Ancak bu dönüşüm sadece operasyonel süreçleri değil, yönetim katmanlarını da etkiledi.
Giriş seviyesinden çok, yerel üst düzey yöneticilerin görevleri merkez ofislerce dikte edilen standartlarla ortadan kalktı. Yetişmiş kadroların yerine daha düşük maliyetli, esnek ama tecrübesiz ekipler getirildi.
Kurumlar, çalışan beklentilerini karşılayamaz hale gelirken; yetenekli ama dışlanan birçok profesyonel, kendi küçük şirketlerini kurarak eski kurumlarının müşterilerine çok düşük fiyatlarla hizmet vermeye başladı. Bu da hem hizmet kalitesini hem de sektörel fiyatları dibe çekti.
Türkiye artık ne yüksek maaşlı üst düzey profesyoneller için bir hedef, ne de sürdürülebilir rekabet için sağlıklı bir zemin sunuyor. Türk firmaları dahi “Türk” imajından uzaklaşarak Körfez ve Orta Asya pazarlarına yöneliyor. Ne yazık ki 25+ yıl tecrübeli, 50+ yaşındaki deneyimli profesyoneller için iş yok Bazı büyük gruplarda, 50 üzeri yöneticilere iki yıllık maas paketi verip emekli edenler var.
Türkiye açısından değerlendirildiğinde, teknolojik dönüşümün iş gücü piyasası üzerindeki etkileri dikkatle izlenmelidir. Özellikle yapay zekâ, otomasyon ve dijitalleşme süreçleri; bazı meslek gruplarını dönüştürmekte, bazılarını ise ortadan kaldırma potansiyeli taşımaktadır. Bu durum, yalnızca teknolojik altyapıya değil, aynı zamanda nitelikli insan kaynağına yapılan yatırımı da zorunlu kılmaktadır. Türkiye’nin bu değişime yalnızca kullanıcı olarak değil, aynı zamanda üretici ve yönlendirici aktör olarak dâhil olması büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde, istihdamda yaşanabilecek kayıplar; ekonomik büyüme ve verimlilik artışı gibi olumlu göstergeleri gölgeleyebilir. Bu nedenle, teknoloji odaklı kalkınma stratejilerinin merkezine insanı koyan, sürdürülebilir ve kapsayıcı politikaların yerleştirilmesi elzemdir.”
Sonuç olarak, ABD basınındaki veriler ABD merkezli olsa da, benzer dinamikler küresel çapta da dalga dalga yayılabilir. Çünkü gerek yapay zeka, gerekse bulut üzerinden hizmetlerin gelişmesi sonucunda, çok uluslu şirketler işlevlerini yeniden konumlandırıyor, rolleri otomatikleştiriyor, dış kaynak kullanımını azaltıyor veya yeniden yerelleştiriyor. Bu durum, Türkiye’nin küresel teknoloji tedarik zincirlerindeki rolü ve altyapı yatırımları üzerinde etkilere sahip. Şirketlerin ve devletin bu değişimi gözlemlemesi ve önlem alması önemli.



Kaynak : 