Ankara’da 11-15 ocak 2010 tarihlerinde yapılan Uluslar arası Hukuk Kurultayında[1] Bilişm Hukuku konusuna, Enerji Hukuku ile birlikte özel bir önem ve bölüm verilmişti. Bu bölüm içinde yer alan ve moderatörlüğünü yaptığım “5651 sayılı kanunla ilgili analiz” başlıklı çalıştay ilginç geçti.
Çalıştay’a Telif hakları ve 5651 ve diğer konularda çeşitli olaylara müdahil olan pek çok kuruluştan uzmanlar katıldı. Telif hakları konusunda Müyap Genel Sekreteri Ahmet Asena ve Fikri Haklar Mahkemesinden Hakim Türkay Alıca, Yargıtay Tetkik Hakimi Servet Yetim, Ankara Cumhuriyet Savcısı Kürşad Kayral, yine Ankara Cumhuriyet Savcısı Muhittin Kaya, Askeri Cumhuriyet Savcısı Dr.Mehmet Ali Uzun, Bilkent Üniversitesinden Doç.Dr.Mustafa Akgül, Başkent Üniversitesinden Volkan Sırabaşı, Bilgi Üniversitesi Bilişim Teknolojileri Hukuku Merkezi’nden Avukat Tuğrul Sevim, İstanbul Barosu’ndan Avukat Erdem Türkekul ve Avukat Gökhan Ahi ve TİB yetkilileri katılımcılar olarak sayılabilir.
9:00-12:30 arasındaki 3:30 saatlik çalıştayda sadece bazı sorunlar dile getirilebildi. Çözüm anlamında bir çalışma olamayacağı zaten baştan belirtilmişti. Ancak katılanların çoğunluğunun sözbirliği ettiği konu 5651 sayılı kanunda bulunan sorunlardı.
Abant’ta 1 yıl önce yapılan ve turk-internet.com-Ankara Barosu işbirliği ile gerçekleştirilen 3 günlük 5651 çalıştayında[1] tespit edilen 70 maddenin bir kısmının hatırlanmasıyla başlanan çalıştayda, yeni ortaya çıkan sorunlar da konuşuldu.
İlk sözü alan TİB yetkilileri, yaptıkları çalışmalara yönelik bilgiler verdiler. Katıldıkları Uluslar arası toplantılarda, diğer ülkelerin engellenen site sayısı konusunda rakam vermediklerini, bu nedenle mayıs 2009’dan itibaren rakam vermeyi bıraktıklarını, sadece engelleme nedeni ile ilgili yüzde verdiklerini belirttiler.
Doç.Dr.Mustafa Akgül TİB yetkilileri ve savcıları eleştirdiği konuşmasında, TİB ya da mahkemeler tarafından engellenen site sayılarının verilmesi gerektiğine işaret etti. Akgül şöyle dedi :
Marjinal problemlere odaklandık ama internet ülkemize neler kazandırır ona bakmalıyız. 5651 sayılı kanun yangından mal kaçırır gibi yapıldı.
Kayral : İnternet’e Erişim İnsanlık Hakkıdır, Anayasa’ya Konulmalıdır
Çalıştay’ın en ilginç kişilerinden birisi şüphesiz YouTube’ün hala süren engelleme kararını talep eden Cumhuriyet Savcısı Kürşat Kayral’dı.
Kayral 5651 konusuna “anayasaya aykırı olan yerler var” diyerek yaklaşırken “çağdaş olan tek madde 9cu madde” dedi. Akademisyen ve Uygulayıcıların yanlış olduğunu bile bile uygulama yaptıklarını söyleyen Kayral, diğer tarafta da sivil toplum örgütlerinin bir şeylerin nasıl uygulandığı konusunu bilmeden sadece bir takım yazılar yazıp, bildiriler yayınladıklarını söyledi ve “Yasa değişmediği sürece” durumun değişmeyeceğini iletti. Kayral bir yandan da “Atatürk’e saldırı konusunun koruma altına alınıp alınmaması” sorunu olduğuna da işaret etti.
Kürşat Kayral, Abant çalıştayında da konuyla ilgili sorunlara ve savcı ve hakimlerin karşılaştıkları çelişkilere dikkati çekmişti. Burada da aynısını yaptı. “Savcı tarafım, kanuna uygun şekilde davanmak zorunda ama vatandaş olarak kendi verdiğim karara üzülüyorum” dedi.
Buna karşılık Kayral, içerik çıkarma taleplerinde, yabancı ülkelere yaptıkları bazı başvurularda aldıkları olumsuz cevaplardan da örnekler verdi. Cumhurbaşkanı eşine hakaret konusunda yapılan bir başvuru için Amerikan hükümetinden “fikir özgürlüğü” cevabı aldıklarını belirten Kayral, Türk bayrağına hakaret şeklindeki bir videoya karşı yine aynı tavrı gördüklerini, Obama’nın eşine ya da Amerikan bayrağına benzer bir hakaret durumunda ne yapılacağını merak ettiğini söyledi.
Kayral’ın daha ilginç bir cümlesi ise, İnternet’e Erişim Özgürlüğü’nün Anayasa’da yer alması gerektiğine işaret etmesi oldu.
5651 sayılı kanun şurda düğümleniyor; internet erişim hakkı bir insanlık ve erişim hakkıdır. Anayasaya konulmalıdır.
Kayral, halen uygulanan YouTube engellemesindeki sorun giderilse bile arkada bekleyen çeşitli mahkemelere ait 31 karar daha olduğunu söyledi ve mevcut karar için süre aşımının 8 yıl olduğunu hatırlattı.
Kayral, URL engelleme konusunda da örnek verdi.
Bazı konular kamuoyunda yanlış anlaşılıyor. 20 şubat 2008 de Geocities erişime engellenmesi için şikayet yapıldı. Mahkeme kararını talep eden benim. URL bazlı talep ettim. Sadece ilgili sayfanın erişimden çıkarılmasına karar verdi. Karar TİB’e gönderildi. TİB tarafından mahkeme kararı teknik uygulanma açısından incelendi. Yapılamayacağı belirtildi. TİB kararı mahkemeye geri gönderdi. İşte o zaman mahkeme mecburen tüm siteye erişim kararı verdi.
YouTube’den de istenen, bu videoaların nereden yüklendiği konusunda IP bazlı cevap vermesi. 3.defadır yazdık ve hiç cevap bile vermiyorlar.
Kayral’ın sözleri gerçekten ilginç. Hukuki makamların sanıldığı gibi boş durmadığı görülüyor. Aksine çözmeye çalışıyorlar. Konuyu araştırıyorlar.
Bu arada TİB URL bazlı engelleme konusuna açıklık getirdi. Bu şekilde engelleme durumunda ISS’lerin interneti yavaşlatacağı nedenini öne sürdüklerini, bu nedenle URL bazlı engelleme yapılamadığını anlattı.
Çalıştay’dan ilginç notları aktarmaya yarın devam edeceğim…
[1] Ankara Barosu – Uluslararası Hukuk Kurultay’ı 2010

Kaynak : 