Bu söyleşi Türk Geniş Bant İnternet Pazarında 2010 dosyası kapsamında yayınlanmaktadır.
Turk Internet olarak ülkemizde geniş-bant kullanımı ve gelişimini önde gelen firmalarımızla yaptığımız röportajlarla masaya yatırıyoruz. Röportaj dizimizin ilk ayağında Borusan Telekom firması Genel Müdürü Mehmet Başer ile yaptığımız söyleşi yer alıyor. Röportajımızın ikinci bölümünü aşağıda, ilk bölümünü ise Mehmet Başer: 2009 Yılında 2008’e Nazaran Yüzde 15 Büyüdük bağlantısından okuyabilirsiniz.
Turk Internet: Borusan Telekom olarak sektöre bakışınız nasıl acaba? Hem Telekom hem de geniş-bant sektörünün belirli bir doygunluğa eriştiğini düşünüyor musunuz yoksa sektör hala aç mı, yeni oyuncuları kaldırabilir mi?
Mehmet Başer: Ben yeni firmaların katılımının olacağını çok fazla zannetmiyorum bu dakikadan sonra çünkü herkes bir pozisyon aldı.
Doygunluk anlamında enteresan bir rekabet var piyasada. Alternatif işletmeciler olarak bakacak olursak, yani bizim gibi yeni işletmeci olarak piyasaya giren şirketler açısından aslında pazar kesinlikle bir doygunluğa ulaşmış durumda değil. Çünkü ortalama olarak bakıldığında hem ses hem de data tarafı yeni oyuncuları kaldırabilecek düzeyde.
Ses tarafında alternatif işletmecilerin payı belki yüzde 12’lerde, data tarafında ise, geniş bant mesela, alternatif işletmecilerin pazar payı yüzde 6-7 civarlarında. Bu yurt dışındaki örneklere göre çok çok düşük bir oran.
Data tarafında baktığınızda serbestleşmenin üzerinden 6 yıl kadar geçmesine rağmen bu oranlar başka ülkelerde yüzde 20-25’leri bulurken biz oldukça yavaş ilerliyoruz diyebilirim. O yüzden alternatif işletmeciler olarak pazarda bir doygunluk söz konusu değil, yapılacak daha çok şey var.
Fakat regülasyonel olarak bakarsak nispeten yavaş ve zorlayıcı şartlardan geçildiği için ilerleme hızı bir parça düşük kaldı. Yine de en azından olumlu bir gelişme olarak bunun her sene arttığını söyleyebilirim. Alternatif işletmeciler bazında durum böyle
İkinci olarak, daha geniş anlamda ise şunu söyleyebilirim telekomünikasyon sektörünün hiçbir zaman doygunluğa ulaşacağını düşünmüyorum. Doygunluk meselesine TL bazında toplam pazar büyüklüğü olarak bakmak çok doğru değil. Evet, önemli bir göstergedir ama bir yandan da kullanım inanılmaz artıyor. Fiyatların düşmesine rağmen pazar büyüklükleri artıyor çünkü hacimsel olarak inanılmaz bir talep var. Örneğin dün 1 Mbps kullanırken, bugün 2 Mbps bağlantı kullanıyoruz. Aynı şekilde 2 yerine 4, 4 yerine 8 Mbps kullanılıyor. Bu hızlar böyle böyle sürekli artacaktır çünkü yeni uygulamalar ve içerik bu hızları sürükleyen faktörler.
Bunun için her zaman daha fazla yatırım, daha fazla uygulama, daha fazla içerik ve daha fazla bant-genişliği talebi telekomünikasyon sektöründe doygunluğun sürekli önüne geçecektir diye düşünüyorum. Telekomünikasyon sektörü hiçbir zaman doymayan bir sektör çünkü kullanıcı doymuyor. Aslında teknolojinin işin içine girdiği pek çok sektör de böyle. Bugün aldığımız hard disklerin kapasitelerine, yazma hızlarına vb. baktığınızda sürekli bir artış görüyoruz. Ya da örneğin kameralara bakarsanız sürekli daha fazla pikselli, daha fazla özellik sunan yeni modeller piyasaya çıkmakta. Bu teknolojiyle ilgili her alanda böyle.
Ancak yine aynı sebeplerden rekabet konusu da çok önemli ve zorlayıcı bir faktöre dönüşüyor. Ortada çok güzel büyüyen bir pasta var, tüketici kullanım alışkanlıkları değişiyor, ihtiyaçlar değişiyor ve sürekli bir talep var. Özellikle Türkiye’de oldukça talepli çok genç bir nüfus var diğer ülkelere göre. Dolayısıyla bazı ülkelerde belki doygunluk belirli bir yerden sonra bir ölçüde söz konusu olabilir ancak ülkemizde önümüzdeki 10 sene boyunca bir doygunluk olmayacağını düşünüyorum.
Turk Internet: Rekabetten yola çıkarak, ülkemizde düzenleyici kurumu ve regülasyonları nasıl gördüğünüzü sormak istiyorum. Diğer ülkelerle kıyaslarsak Türkiye regülasyonlarda nerede sizce?
Mehmet Başer: BTK kendisine biçilmiş tanım doğrultusunda çalışan bir kurum. Kurumun tanımlanmış birkaç önemli görev tanımı var ve bizim için yani hem Borusan Telekom hem de tüm operatörler için en önemli olanı etkin rekabetin sağlanması ve tüketicinin faydasının arttırılması. Bu iki konu birbiriyle çok alakalı çünkü nerede etkin ve adil bir rekabet sağlarsanız, tüketici de bundan çok büyük faydalar görmektedir. Dolayısıyla bu iki konuya birbiri ile çelişiyormuş gibi bakmak yanlış. Tek cümleyle özetlersek bizim kurumdan tek beklentimiz de bu: Bir firmanın diğer bir firmanın bileğini haksız yere bükmediği veya kayrılmadığı ve korunmadığı etkin ve adil bir rekabet ortamı sağlanması.
Aslına bakarsanız kurum son zamanlarda bu konuda birçok önemli adım da attı. Neredeyse verilmemiş lisans kalmadı WiMAX lisansı dışında. Ses, data, altyapı vs. her konuda lisanslar verilmiş durumda. Dolayısıyla kağıt üzerinde bakarsanız özellikle son 2 yıl içinde pek çok şey verildi, sabit ve GSM numara taşınırlığı dahil. Ama etkin rekabetin sağlanması için bu yetmiyor. Bunların uygulamasının da hızlı olması gerekli. Örneğin geçen sene yani 2009’da numara taşınabilirliğimizi aldık. Neredeyse bir yıl olacak ama daha hiç sabit tarafta taşınabilmiş bir numara yok. Sadece lisans vermek değil uygulamaları da gözetmek önemli. Bu niye olmuyor, nerde sorun var diye sorgulamak lazım.
Mobil tarafta 12 milyon abone taşındı. Zaten toplamda 70-80 milyon kadar abone var ve dünyada olmayan bir oranda başarılı bir biçimde numara taşınmış. Ama sabit tarafta başarıyla taşınan tek bir numara bile yok. Burada kurumun sorgulayıcı olması lazım niye bu olmuyor diye. Hem kendilerini hem de sektörü sorgulamaları lazım belki biz operatörlerin beceriksizliği de söz konusudur. Ama uygulamada çok ciddi bir eksiklik olduğu gün gibi ortada.
ADSL pazarına da bakarsanız, biz belki bireysel kullanıcı bazında çok aktif değiliz o tarafta ama, pek çok firma yatırım yapıyor, reklam yapıyor müşteri kazanmaya çalışıyorlar vs. ama alternatif operatörlerin pazardaki payı yüzde 7’yi geçmiyor. Bu alternatif operatörlerin içinde başka işlerde çok çok başarılı olmuş ve kendisini kanıtlamış firmalar da var. Dolayısıyla sadece rakamlara bakarak hepsinin beceriksiz olduğunu söylemek mümkün değil.
BTK’nın bu konuyu ciddi olarak sorgulaması, niye alternatif operatörlerin pazar paylarını büyütemediklerini araştırması gerekli bence. Etkin rekabetin sonucu en mantıklı şekilde dağılmış pazar paylarıdır. Bir grubun bu ortamda sürekli yüzde 90’larda yüzde 95’lerde pazar paylarını devam ettirmeleri çok mantıksız. Evet, sağlıklı pazarlarda belki serbestleşmeye ilk başlarken yerleşik operatörün payı yüzde 95’lerde olabilir, belki hiçbir zaman da yüzde 80’inin altına inmeyecektir ama alternatif operatörler sürekli de 5’te kalmaz. Bir ilerleme olur bir şekilde. Biz bunu göremiyoruz maalesef. Bunu sorgulamakta fayda var diye düşünüyorum.
Röportajın devamını Mehmet Başer : Penetrasyon Düşük Çünkü Bilgisayar Sahipliği ve Güvenlik Sorunu Var – 3 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 