Sanırım sonunda birileri bu Facebook’u kapattırmayı başaracak ama bakalım ne zaman..
1 ay önce çıkarılmış bir içerik için, Facebook’a mahkemeden kapatma kararı verildiği[1] şeklindeki komik bir haberi yayınlayalı henüz 5 gün olmuştu ki, bugünkü internet kurulu sırasında başka bir “komik” diyeceğim olay kurul üyelerinin dikkatine, bizzat TİB Başkanı Fethi Şimşek tarafından getirildi.
Komik diyorum çünkü olay bir kördöğüşü. 2 yıldır devam eden bir mahkeme karmaşası var ama karmaşanın nedeni olan içerik ortada yok. Hatta ilk günden yayından çıkarılmış durumda.
Çünkü Facebook, 500 milyon üyesi arasında 22 milyon civarı Türk üyesi olan bir platform ve Google/YouTube’ün aksine, özellikle kişisel gizlilik-hakaret gibi konularda mahkemelerin kararlarına, fazla sıkıntı yaratmadan saygı gösteren bir site.
Şimdi gelelim olayın detaylarına;
İlk paragrafta hatırlattığımız habere benzer bir olay CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu konusunda yaşanıyor. Özetlersek; geçen yıl, İstanbul Belediye Başkanlığı adaylığı sırasında, aleyhine açılan bir Facebook grubunun kapatılması konusunda CHP Başkanı Kılıçdaroğlu’nun açtığı davada verilen Facebook’u kapatma kararının uygulanmadığı, yani TİB’in Facebook’u kapatmadığı iddiası ile TİB Başkanı hakkında görevi kötüye kullanma istemiyla açılan davada 1-3 yıl hapis cezası isteniyor.
Kılıçdaroğlu’nun avukatlarının geçen yıl açtığı davanın nedeni, Facebook üzerinde “Kılıçdaroğlu PKK’lıdır” isimli bir grup açılmasıydı. Avukatlar mahkemeye başvuru yapmışlar ve “grubun engellenmesini ve eğer yapılamıyorsa sitenin tamamen kapatılmasını” istemişlerdi.
Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi, Kılıçdaroğlu’nun talebini kabul ederek Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan sözkonusu sayfa ve gruba erişimin engellenmesini istedi.
Karar TİB’e gönderildiğinde, 2 olay meydana geldi.
-
Birincisi, TİB, 5651 konusunda yetkili olduğunu, gönderilen kararın 5651 kapsamına girmediğini ve dolayısıyla işlem yapamayacağını bildirdi.
İkincisi ise, yine de, aynı gün içinde TİB yine de Facebook ile ilişki kurdu ve içeriğin (yani grubun) yayından alınması sağlandı. Bunun nasıl ya da neden yapıldığı sorusuna TİB yetkilileri, “görevimiz olmadığı halde konunun hassasiyeti (politik olması) nedeniyle araya girdik” diyorlar. (Not : burada eksik olan nokta; avukatların mahkemeden asil bu talebi yani içeriğin çıkarılmasını istemeleri gerekirdi ama onlar doğrudan erişimin engellenmesini istemişlerdi)
Gerçek hayatta içeriğin yayından kaldırılmasına karşın, TİB’in karara “resmi olarak” verdiği cevap, Kılıçdaroğlu avukatlarının mahkemeye gitmesine neden oldu. Kılıçdaroğlu’nun avukatı suç duyurusunda bulundu.
Dosyayı inceleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Şimşek’in yargılanması yönünde karar verdi. Adalet Bakanlığı bu kez Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na itirazda bulundu. Ancak bu itiraz da reddedildi. Bunun üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da Şimşek hakkında Ankara 20’nci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı. Şimşek’in, “Mahkeme kararının gereğini yerine getirmediği” gerekçesiyle 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi isteniyor.
Konuya ait düşüncelerini sorduğumuz Telekomünikasyon İletişim Başkanı Fethi Şimşek ‘kişisel hakaret nedeniyle yetkimiz içinde değildi’ diyor. 5651 kapsamına bakıldığında gerçekten de bu konu kapsam içinde değil. 5651 kapsamında 9 adet suç var. Bunlar intihara yönlendirme, uyuşturucu madde satışı, müstehcenlik, Atatürk aleyhine içerik gibi konular.
Dolayısıyla, hem davanın o günden bugüne boşuna sürdürülmesi (çünkü içerik çıkarılmış durumda), hem mahkemeye başvuru tarzı (içeriğin çıkarılması için başvuru yapılması yerine, grubun ya da sitenin engellenmesi talep edilmiş), hem kararın 5651 kapsamında olmamasına rağmen itiraz yapılması ve mahkeme tarafından da kabul edilmesi, bize hukuki mercilerin hala interneti tam anlayamadığını gösteriyor. Bu hem avukatlar için geçerli, hem mahkemeler için.
Başvuru nasıl olmalıydı ?
-
1. Gruba erişimin engellenmesi ya da sitenin kapatılması istenmiş oysa “İçeriğin çıkarılması” istenmeliydi
2. Suçlu durumdakilerin yani içeriği oraya koyanların kim olduğunun bulunması talebi yok
Bu olayda varsayalım ki, içerik çıkarılmamış olsun. O zaman mahkemeden verilen kapatma kararının uygulanması söz konusu olacaktı. Ancak bu karar 5651 kapsamında olmadığı için burada TİB’in kapatması yerine mahkemenin kararı tüm ISS’lere göndermesi gerekirdi.
Bu arada Kılıçdaroğlu’nun da bu olayın detayını tam inceleyemediğini düşünüyoruz. Acaba kendisine sorsak, Facebook’un kapatılmasını istiyor mu? Avukatı kendisini yukarıda belirttiğimiz konularda tam aydınlatmış mıdır? Bu site kendisi nedeniyle (hem de içeriğin kaldırılmasına rağmen) kapatılmış olsa, genç nesil çevresinde meydana gelecek deprem riskini acaba farkında mı? Anlaşılan CHP internet neslini pek umursamıyor.
[1] Çıkarılan İçerik İçin Facebook’a Mahkemeden Kapatma Kararı

Kaynak : 