Türk Telekom, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından talep edilen “geçiş hakkı bedeli”ni taşıdığı mahkemeden tedbir kararı aldı. Türk Telekom’un “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Telekomünikasyon Alt Yapı Tesislerinin Kurulması, Mevcut Tesislerin Kullandırılması ve Düzenlenmesi ile Geçiş Hakkına İlişkin Yönetmelik” hakkında açtığı “yürürlülüğün durdurulması ve iptali” için açılan mahkemenin kararında, belediyelerin tarife belirleme hakkı olmadığı belirtildi. Oysa bugüne kadar tarifeleri belediyeler belirliyor. Bu karar bu nedenle, uygulamada bir değişikliğe yol açabilir.
Geçiş hakkı, operatörlerin fiber hat döşeyecekleri kamu ya da özel arazi sahiplerine, o araziden geçmek için ödedikleri bedele deniliyor. Bu bedel, kamu firmalarınca, vatandaşa hizmet kapsamında, bazı ülkelerde alınmıyor ya da bazı ülkelerde teşvik de edilebiliyor. Ancak ülkemizde belediyeler bu durumu yeni bir “gelir kapısı” olarak görüyor ve öyle ki, İstanbul Belediyesi gibi bazı belediyeler, 1 sene içinde 10 kat zam yapılabiliyor.
Bunun bir nedeni de, hükümetin, daha doğrusu Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın ve tabi ki BTK’nın bu konuda çok kararlı davrandığı görülmemesi. Bu nedenle de konuyla ilgili pek çok belirsizlik söz konusu. Örneğin;
- Geçiş hakkı bedellerinin mantıklı rakamı nedir?
- Bu rakamı hangi makam belirleyecek (yeni değişen bakanlık yönetmeliğinde bakanlık yetkili gözüküyor ama henüz uygulama böyle değil)
- Türk Telekom geçiş hakkı ödeyecek mi
- Kazı izni süreci yürümüyor. Geçen yıl verilen izin yoktu. Bu süreci mantıklı sürede işletecek mekanizma nedir?
Bu belirsizlikler sürerken, İzmir Belediyesinin, Türk Telekom’dan “geçiş hakkı bedeli” talep etmesi, diğer telekom firmaları tarafından “olması gereken” şeklinde karşılandı.
Türk Telekom kamu şirketi olduğu dönemde döşediği telekom hatları için doğal olarak geçiş hakkı ödemedi. Ancak özelleşmesi ve de telekom sektörünün serbestleşmesi sonrasında, diğer firmalar Türk Telekom’un da geçiş hakkı ödemesi gerektiğini iddia ediyorlar. Rekabet eşitliği açısından yaklaşılan konu, sektörün en çok tartışılan konulardan birisi haline geldi.
Türk Telekom’un geçiş hakkı ödemediği illerin yanında, İstanbul Belediyesi ile özel bir anlaşma yaptığı da konuşuluyor. Diğer telekom firmaları bu konuyu, “rekabete aykırı” ifadesiyle karşılıyor.
Diğer telekom firmaları, rekabetin eşitliği açısından Türk Telekom’un da ödeme yapması gerektiğini söylüyorlar. Ancak çok büyük bir omurgaya sahip olması nedeniyle, Türk Telekom’un bu tür bir ödemeye muhatap olması durumunda, tam rakam bilinmese de, 300-500 milyon TL benzeri ve hatta milyar TL’ye ulaşan bir yükle karşılaşabileceği düşünülüyor.
Ya da bir diğer çözüm, hiçbir firmadan geçiş hakkı alınmaması olacaktır. Zaten belediyelerin aldığı geçiş hakkı, bir nevi hava parası gibi bir şey. Kazı yapan firmalar, kazılarının yol açtığı tüm masrafları (kazmak, kapatmak ya da yol açılan zararlar) ödemek zorunda. Geçiş hakkı ise, oradan geçme karşılığında verilen bir para.
Vatandaşlarına daha hızlı bir internet sağlamak isteyen yerel (belediye) ya da merkezi yönetimlerin böyle bir para almaması daha iyi olmaz mı? Zaten telekom firmalarından istenen bu para eninde sonunda vatandaşın cebini etkilemeyecek mi?
Dediğimiz gibi bu konuda devlet kararlı adım atıyor gözükmüyor. Daha çok zamana bırakılmış gibi bir görüntü var.
Neden Geçiş Hakkı
Bilmeyenler için kısa bir özet de verelim; Tarihte bilirsiniz, yontmaş taş-cilalıtaş vs gibi devirler vardır. Bunları telekoma uygulasak, 20ci yüzyıl “bakır çağı”, 21.yüzyıl ise “fiber çağı” olur desek pek de yanılmış olmayız. Ama Türkiye o fiber çağının neresinde derseniz, cevap vermekte zorlanırız. Dünya’da 10 yıldan beri döşenen FTTx yani ofise ya da evlere fiber için ülkemizde aynı eğilim yok.
Gerçi Superonline geçen yıldan beri, Türk Telekom da bu yıldan itibaren fiber yılı ilan etmiş ve buna yönelik planlamalar yapmış durumdalar ama belediyelerin bu “kazık” tarife merakı ve kazı izni vermekte çok yavaş davranmaları, fiber döşeme hızını düşürüyor.
Fiber hatlara sahip olmanın yolu, bunları toprağın altına döşemekten geçiyor. Ülkemiz bugüne dek, 100 yılın üzerinde bir zamandır döşenen bakır kabloların oluşturduğu omurgaya sahip. Bu nedenle de, diğer ülkelerle kıyasllandığında hız açısından zayıf kalıyor. Çünkü bu bakır kablolar ses geçişi için uygun, veri geçişi için uygun değil. Veri geçişi için mecburen xDSL gibi teknolojiler geliştirilmiş de olsa, bunları hem veri taşıma limiti var, hem de bakır kablonun kalınlığı ya da santrala uzaklığı gibi özellikler nedeniyle bağlantının kalitesi hayli kötü olabilir.
İşte bu nedenle 21.yüzyıl fiber devri olarak tanımlanacaktır. Artan veri ihtiyacını ve hızını sağlayabilecek yapı fiberdir.
Diğer yandan bunu defalarca ifade ettim; “haberleşme anayasal bir hak”tır. Dolayısıyla, merkezi ya da yerel yönetimlerin, vatandaşlarına haberleşme için en iyi olanakları sunmaları beklenir. Burada hem belediyelere ama daha önemlisi Ulaştırma, Denizclik ve Haberleşme Bakanlığı ile BTK’ya görev düşüyor.
Ama kullanıcılara da görev düşüyor. Talepte bulunmadıkları sürece hızlar pek de artmayacak gibi gözüküyor.
Twitter ve Microsoft güncellemeleri gibi servisleri veren Akamai firmasının 196 şehirde, kendilerine gelen bağlantıların hızlarını ölçerek yarattıkları “Dünyanın En Hızlı 100 Şehri” sıralamasına, ülkemizden hiçbir şehir giremiyor[1]. Hatta listenin 100cü sırasındaki şehrin ancak 1/2’sinde bir hız yakalayabiliyoruz.
[1] Akamai’ye Göre Türkiye’nin Ortalama Hızı 2,7 Mbps’e Çıktı



Kaynak : 