Çevremizde sessiz sedasız “Siber savaş” başlamış gözüküyor. Henüz akan bir kan yok ama anlaşılan yeni çağın savaşları böyle olacak. Bankaların içinin boşaltılması ya da endüstriyel tesislerin, elektrik, su şebekelerinin internet yoluyla durdurulduğunu, hayatın felce uğradığını filan göreceğiz.
Amerikalı eski istihbarat yetkilileri, Flame’i ABD ile Israil’in birlikte geliştirdiklerini açıkladılar. Verilen bilgiye göre, Flame, İran’ın nükleer silah geliştirmesini yavaşlatmak ve siber-sabotaj için istihbarat toplamak amacını taşıyor. Bu amaçla Iran’ın bilgisayar networkünü gözlediği ve haritaladığı belirtiliyor.
Nükleer teknolojiye sahip olmak isteyen İran uzun süredir bu konuda baskı altında. İran yönetimi ise uranyum zenginleştirme santrifüjleri ve dolayısıyla yerel yakıt üretimi konusunda yeni geliştirmeler yaptıklarını açıklıyorlar.
Washington Post gazetesinde dün yayınlanan bir habere göre, buna karşın Amerikan ulusal güvenlik kurumu (NSA), CIA ve Israil ordusu birlikte, İran’ın nükleer zenginleştirme tesisinde sorun yaratacak, Stuxnet benzeri yıkıcı etkiye sahip bir yazılım geliştirmek istediler. Gerçi her 3 grubun konuyla ilgili sorulara cevap vermediği de not ediliyor.
Ortaya çıkan detaylara bakılırsa, Amerikalılar kendilere yönelecek gizli hareketlere karşı hazırlanırken, bu yolda İran’a nükleer programına karşı siber istihbarat toplama yolunu düşündüler.
Yetkililer Flame’in “Olimpik Oyunlar” kod adlı bir operasyon çerçevesinde en az 5 yıl önce yaratıldığını söylüyorlar.
Flame, İran’ın petrol endüstrisine yönelik bir dizi siber saldırı tespit etmesiyle ortaya çıktı. Washington Post’a bilgi veren birden fazla anonim kaynağa göre, kesintilerin İsrail tarafından ve ABD’nin bilgisi olmadan, tek taraflı gerçekleştirildiği belirtiliyor. ABD’liler bu durumu eleştiriyor ve Israil’in operasyonunun sınırlı kaldığı bir yana, İran’ın olayı tespit etmesi sonucunu yarattığını söylüyorlar.
Ama yetkililer, Flame’in geliştirilmesinde ABD’nin de rolü olduğu iddiasındalar. Zaten geçen hafta yayınlanan Kaspersky raporuna göre Flame ile Stuxnet arasında bir ilişki var[1].
Flame virüsünün bugüne kadar görülen en karmaşık virüs olduğu ve çok yüksek güvenlikli networklere bile kendisini kopyaladığı ve bu networklerden yaratıısına bilgi gönderdiği belirtiliyor. Virüsün bilgisayar mikrofonlarını ve kameralarını aktive edebildiği, vurulan tuşları kaydedebildiği, ekran görüntüsü alabildiği ve coğrafi bilgileri toplayabildiği, bluetooh üzerinden veri alıp, verebildiği bildiriliyor.
Flame’in rutin bir Microsoft yazılım güncellemesi gibi davrandığı da açıklanan bilgiler arasında. Uzmanlar bu virüsün ancak çok üstün kriptocu matematikçiler tarafından geliştirilebileceği düşüncesinde.
İran üzerinde etkili olan ilk siber silah, Natanz’daki uranyum zenginleştirme tesisinin endüstriyel kontrollerini etkileyen Stuxnet’ti. En az 1000 adet santrifüjün kontrolden çıktığı raporlanıyor. Ancak sorunun bir anda değil, aylar boyunca oluştuğu ve ilk başta İran’lılar tarafından anlaşılmadığı belirtiliyor.
Bu araçları ABD’de geliştiren 2 casusluk örgütü var. Bunlardan NSA, elektronik dinleme, zararlı kod geliştirme ve kod kırma fonksiyonları ile tanınıyor. CIA ise siber kampanyaları yönetiyor. Bu 2 teşkilatın ortaya çıkan bu araçlar dışında, bilgi çalma, dinleme ya da takip amaçlı araçları yönetebileceği de düşünülüyor.
Ancak ABD’de karşı terör merkezi, bilgi teknolojileri operasyonları alanında her ikisinden daha büyük. IOC olarak bilinen merkez, ele geçirilen laptoplardaki bilgilerin geri kazanılması, casus kullanılarak hedefe yakın noktalara bilgisayar yerleştirilmesi gibi konularda çalışıyor.
Flame’in ortaya çıkması, şebekelerin topolojisinin ve kapalı networklerin önemini gösterdi. Yetkililer herhangi bir networke sızma oranını % 99 olarak veriyorlar.
Ancak eski bir NSA direktörüne göre, bir networke sızmaktan daha zoru, orada sürekli kalmak ya da tespit edilmemek.
[1] Kaspersky Lab Araştırmalarına Göre Stuxnet ile Flame Geliştiricileri Birbiriyle Bağlantılı

Kaynak : 