1980 darbesi öncesi üniversite yıllarımdaki gençler “örgüt” iddiası ile tutuklanırken en azından birbirlerini tanırlardı ama anlaşılan yeni trend birbirini tanımayan insanların örgüt kurması, hem de Twitter üzerinde.
Gezi Eylemleri sırasında “Twitter üzerindeki insanları suça teşvik ettikleri” iddia edilerek tutuklanan 29 kişi için 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Dava’nın sanıkları gençler, mağduru ise Başbakan olarak gösteriliyor. Burda da yenilik var. Eskiden (askerler) örgüt kuranları “Anayasa’yı Tağyir, Tebdil, İlga Devlete Mülga” ile suçlarlardı. Şimdi devlet demek, başbakan demek olmuş herhalde.
İddianamede şu tweetler ve ifadeler suç delili olarak verildi;
- ‘Saat 19.00’da, Gezi Parkı için, yapılan haksızlık için, insanlık için Alsancak İskele’de buluşuyoruz’,
- ‘İzmir Alsancak Gül Sokak için gönüllü doktor telefonları’,
- ‘Karşıyaka Girne tarafında eve erzağa ihtiyacı olanlar bana ulaşsın’
- ‘Alsancak İskele’nin önünde binden fazla kişiyiz, müdahale çok sert, destek lütfen’,
- ‘Arkadaşlar Atatürk Lisesi’nde tıbbi destek yapılıyor, Kültürpark’ı kullanarak polisi atlatıp oraya gidebilirsiniz’,
- ‘Arkadaşlar Gündoğdu Meydanı’nda kalın, burası gece sonuna kadar çok güvenli’,
- ‘İzmir’de ara sokaklara, Basmane tarafına her ne sebep olursa olsun kimse gitmesin, meydanlardan ayrılmasın’,
- ‘Gündoğdu’dan ayrılma İzmir lütfen’,
- ‘Alsancak durulmuyor’,
- ‘İzmir Barosu kriz masası gözaltılar için’,
- ‘Alsancak’a akın var’,
- ‘Bugün daha kalabalık, daha güçlü, daha çoşkulu bir şekilde yine Alsancak’tayız biz. Sen nerdesin?’,
- ‘Ege İzmir’e yardıma gel’,
- ‘İzmir Alsancak wifi şifreleri lütfen yayalım’,
- ‘Otobüs durağına keyfi su sıkan toma’,
- ‘Kaçta yatacağımıza, kaçta içeceğimize, kaçta çocuk yapacağımıza karışan hükümet istemiyoruz.’
Gözaltılar ve Tutuklamalar Hukuksuz mu Yapıldı?
Mayıs sonu, haziran başında, İstanbul’da başlayan Gezi Parkı protestoları sırasında, bütün şehirlerde olduğu gibi, İzmir’de de eylemler yapıldı. Alsancak semtinde, Gündoğdu Meydanı’nda ve Basmane Meydanı’nda toplanan binlerce kişi, Gezi Parkı eylemlerine destek verip hükümeti protesto etti. 5 Haziran’da, Türkiye’de bir ilk olarak Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, örgütlü suçlar soruşturma bürosunda görevli savcının talimatıyla İzmir’de harekete geçtiler ve Gezi protestoları sırasında attıkları tweetlerle, insanları kanunlara uymamaya tahrik ettikleri iddiasıyla, örgüt olarak değerlendirilen ancak birbirlerini tanımayan 34 kişi gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen bu kişiler, daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı[1].
Bu kişilerin nasıl ve neye göre gözaltına alındıkları hukuki açıdan önemli bir tartışma haline geldi[2]. İzmir Barosu da bu konuda bir açıklama yaptı[3].
Operasyonun ardından savcının yaptığı soruşturma yaklaşık 7 ay sürdü. Gezi eylemlerinin yanı sıra atılan tweet’lere yönelik de hazırlanan iddianamede, 29 kişi hakkında, ‘halkı kanunlara uymamaya tahrik ettikleri’ iddiasıyla dava açıldı. Savcı diğer şüpheliler için ise kovuşturmaya gerek görmedi. İddianamenin en dikkat çeken yeri, ‘mağdur’ bölümü oldu. İddianamede tek mağdur olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ismi yer aldı. Davacının da, kamu hukuku olduğu yazıldı.
İddianame’ye göre, Gezi olaylarında kentte 33 banka, 17 ATM, 75 işyeri, 10 ikamet, 20 resmi ekip otosu, 31 otomobil, 27 belediye otobüsü, 10 resmi kurum binası, 16 çeşitli resmi kurum, 2 dershane, sanayi odası ile 8 parti binasında hasar meydana geldi ancak sanık olarak gösterilen kişilerin bu olaylara bizzat katıldıklarının tespit edileme. Bu nedenle de suç unsuru olarak sosyal medya üzerinden yazdıklarına yer verildi.
Twitter örgütü üyesi oldukları ileri sürülen kişilerin, önümüzdeki pazartesi günü de İzmir Sulh Ceza Mahkemesi’nde yargılanmalarına başlanacağı bildirildi.
[1] İzmir Polisinin Twitter Gözaltılarını Nasıl Gerçekleştirdiği Tartışılıyor
[2] İzmir Twitter Gözaltıları Mahkeme veya Savcılık Kararı Olmadan Gerçekleştirilmiş
[3] İzmir Barosu Basın Açıklaması

Kaynak : 