Patron şirketlerinde çalışanlar bilir, herşey patronun 2 dudağı arasındadır. Bugün varsınızdır, yarın yok. Ama hiç olmazsa bu şirkette çalışmayayım şu şirkete gideyim dersiniz. Ya “patron devletleri”nde nereye gideceksiniz?
Patron devletleri diyorum çünkü, ses kayıtlarına doğruysa AKP ülkeyi bir “şirket” mantığında götürüyor. Mesela, “sana şu işi buldum, ver bakalım şu kadar komisyon” ya da “partnerim olarak şu yatırımı yapmak zorundasın” gibi kayıtlar dinledik. Sonra beğenilmeyen eleman yer değiştiriyor (savcı, polis vs). Giderek şirketler neyi görüp, neyi göremeyeceğinize de karar verir. Mesela mesai saatleri içinde Facebook ya da başka bir şeye bakamazsın.
Başbakan’ın 2 gün evvel bir TV’daki konuşmasında bunu da duyduk. “Dünya ne diyor bakmayız, Facebook, YouTube filan kapatırız” dedi ve ilave etti “bunlar para kazanmak için her türlü ahlaksızlığı yapıyor”.
Biz tabi bu sözleri, diğer liderlerin düşünceleri ile birlikte dinlemek isterdik. Sosyal medyada dolaşan bir resim var. 1991’deki seçimlerde bir TV programında eşit şartlarda konuşan liderler (yani oturma sırasıyla Mesut Yılmaz, Erbakan, Perinçek, Demirel, Ecevit ve Erdal İnönü) ile 2014 seçimlerinde tek başına konuşan ve karşısına 4 (yandaş diye yorumlanan) gazeteciyi alan Tayyip Erdoğan. Bu gerçekten de kabul edilebilir bir görüntü değil. Keşke, 4 parti lideri (ve diğerleri) hep birlikte konuşacak cesareti gösterseler, eskiden olduğu gibi.
Tayyip Erdoğan’ın sözlerinin nedenini diğer bir haberde vermiştik. Alelacele çıkarılan kanuna rağmen, hem ses kayıtlarının yayını, hem de sosyal medya sitelerindeki konuşmalar engellenemiyor. Engellenen sadece Sümeyya Erdoğan’ın resimlerini yayınladığı için bloklanan “www.Jonturk.com” türü siteler.
Sosyal medyanın engellenememesinin ana nedeni, ülkemizde Türk Telekom dışında henüz URL bloklama alt yapısı bulunmaması ama yanısıra, engellenen 1 URL yerine aynı ses kaydı 5 kere daha yükleniyor. Arka planda Erdoğan’ın TİB’e yeni atanan başkana da kızdığı ve “elinize kanunu da verdik, ne bekliyorsunuz” dediği konuşuluyor. Anlaşılan gözü kara Erdoğan, madem öyle kapatılamıyor, tümden fişi keserim diye düşünüyor.
Bu konudaki tepkilere baktık. Ama önce Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan’ın ortayı toparlama sözlerine bakalım (bir yandan kendisi ve BTK yetkilileri için üzüldüğümüzü de belirtelim, çünkü ne söylediklerine kendileri de inanmıyorlar muhtemelen);
Bakan Elvan : Sosyal Medya şirketlerimizin çok daha dikkatli, çok daha hızlı hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum
Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Youtube ve Facebook’u kapatabiliriz açıklamasıyla ilgili olarak, gerçek hayatta suç olan her şeyin sanal hayatta da suç olduğunu belirtirken, gazetecilerin ‘süreç içinde kapatılma olabilir mi?’ şeklinde soruyu ise cevapsız bıraktı.
Başbakan ve Bakanların, özel hayatları ve onlara yapılan hakaretlerin yayınlanmasının dünyanın hiçbir yerinde kabul edilemeyeceğini ifade eden Elvan,
“Sayın Başbakanımızın ifade ettiği husus şu: Dünyanın hiçbir ülkesinde görülmeyen alçakça saldırılar var. Dünyanın hangi ülkesine gitseniz, bu ülkenin başbakanına, bakanlarına, ailesine, küfürler hakaretler, ağza alınmayacak ifadeler olmaz. Maalesef bunların hepsi internet ortamında yer alıyor.
Dünyanın hiçbir ülkesinde bu tür uygulamaya müsaade edilmez. Bu konuda, bu tür şirketlerimizin çok daha dikkatli, çok daha hızlı hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Düşünün sizin ailenizin, özel yaşantınızın hemen her şeyi konu oluyor. Bunun ötesinde ağza alınmayacak, hatta okumaktan bile utanacağınız ifadeler yer alıyor. Bizim şahsımızla alakalı bu tür şeyler söz konusu oluyor. Bunları yadırgıyoruz. Bunlar gerçekten bizlere yakışmayan şeyler, hele hele bu milletin ahlaki değerlerine yakışmıyor bu hususlar.”
Muhalefet partilerinin bu konudaki yaklaşımlarını da eleştiren Bakan Elvan, şöyle konuştu:
“Böyle bir şey yok. Dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin, bu tür hususlarla karşı karşıya kalmak mümkün değil. Eğer böyle bir şey olsa, anında bunun engellenmesi yapılır. Düşünün Başbakan’a, Cumhurbaşkanı’na küfür edilecek, olmadık hakaretler yapılacak, yasa dışı bir takım görüntüler alınıp ve bunlar servis edilecek, bunları da biz içimize sindireceğiz. Böyle bir şey mümkün değil. Böyle bir şey olamaz. Sadece bizim değil, muhalefet partilerinin de bu konuda tepki göstermesi gerekir.
Ama maalesef onlar bunu siyaset aracı olarak kullanıyorlar. Bu son derece yanlış. Elimizde malzemeler geçti biz bu malzemeleri kullanalım, eh yarına Allah kerim, böyle bir anlayış olamaz. Gerçek hayatta suç olan her şey, sanal hayatta da suçtur.
Dünya’daki Tepkiler
Aynı konuya ABD’den de açıklama Geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Sözcüsü Jen Psaki, sosyal medya sitelerinin kapanmasına ilişkin sözleri dolayısıyla kaygı duyduklarını ifade etti. Mevcut uygulamadaki internet yasasında olduğu gibi Türkiye’den ifade özgürlüğüne saygı duyulmasına yönelik taahhütlerini sürdürmesini beklediklerini ifade eden Psaki şöyle konuştu :
“Özgür ve bağımsız medya açık toplum ve hesap sorulabilir sistematik bir hükümetin gereğidir.”
Diğer yandan BBC “Türkiye sosyal medya sitelerini kapatmakla tehdit ediyor” başlığıyla duyurduğu haberinde şunları belirtti :
“Türkiye’nin güç durumdaki Başbakan’ı giderek sarmallaşan yolsuzluk skandalına hız veren online sızıntıların ardından Youtube ve Facebook’u kapatabilir uyarısı yaptı”
Yurtiçindeki Tepkiler
Muhalefet liderleri konuyla ilgili açıklamalarda bulunduklar. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli şöyle konuştu :
“Kalkmış kendisini gündeme taşıyan interneti, Facebook’u yasaklayacağım diyor. Daha evvel olurken aklına gelmiyordu da şimdi Facebook’ta Recep Tayyip Erdoğan ve oğlunun dizisi başladı diye mi yapıyorsun?
17 Aralık’ta bir olay oluyor. 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvetin sorgulandığı gündür. Türkiye için yüz karasıdır. Bugün 81 gün oldu. Türkiye’de hala bunun üzerine gidilmiyor üzeri örtülmeye çalışılıyor. Yolsuzluğun bugünkü gelişimi içinde göbeğinde kimin olduğu anlaşılıyor. Sayın Başbakan’ın evladı ile ilgili konuşmada da bunlar bana yapılan montajdır diyor. Sayın Başbakan bir operasyon var o operasyonda 41 kişi tutuklanmış. İran’dan gelen bakanları avucunun içine almış hepsine rüşvet veriyor, yolsuzluk yaptırıyor.
Bir banka müdürünün evinde 4,5 milyon dolar para yakalanıyor. Çocuğa kalkıp bir ayakkabı aldınız, getirdiniz evde kendisine verdiniz çocuk o gün ayakkabıyı giymez yatağın başına koyar bekler. Ayakkabı kutusunun içine bir şey koymak gelir mi? Bunların aklına kutunun içine 4,5 milyon dolar koymak gelmiş. Bu kişi tahliye edildi. Nasıl mahkeme ise ileride davan görülecek diyor. O da ayakkabı kutusu orada kalınca kolluk kuvvetleri diyor ki şu ayakkabı kutularını da al git. Şimdi herkesi suçluyor. Kimisine ininize gireceğiz diyor, kimine haşhaşi diyor. Sanki kendisi sütten çıkmış ak kaşık. Bir de televizyonda basın mensupları ile konuştu.
Kalkmış herkesi doğruyor. Bilmem neyi şöyle böyle yaparım. Kalkmış kendisini gündeme taşıyan internet Facebook’u yasaklayacağım diyor. Daha evvel olurken aklına gelmiyordu da şimdi Facebook’ta Recep Tayyip ve oğlunun dizisi başladı diye mi yapıyorsun. Başbakan yolsuzluğun üzerine gitmesi lazım.”
Aynı konuda CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise “Bu memlekette CHP var, diktatörce konuşmasın, kapattırmayız” diye yanıt verdi ve şunları söyledi :
Dün bu adam Facebook’u kapatacağız demiş. Gençler size söylüyorum: Kapatabilir mi? Kapatamaz. Diktatörce konuşur ama konuştuğu ile kalır. Çünkü bu memlekette CHP var. Neymiş orada hoşuna gitmeyen haberler çıkıyormuş. O zaman oğlunu alıp bu işlerin içine sokmayacaksın. Ben o çocuklara acıyorum.

Kaynak : 