Kısa süre önce apar topar TBMM’den geçen ve ufak makyajlar sonrasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından da onaylanan yeni internet yasasının AB Parlamentosu’nda endişe yarattığını okuyucularımıza iletmiştik [1]. Dün bu konuda yeni bir gelişme yaşandı ve Avrupa Parlamentosu, 2013 Türkiye ilerleme raporunu 153’e karşı 475 oyla kabul etti. Avrupa Parlamentosu üyesi Ria Oomen-Ruijten’in raportörlüğünde hazırlanan 2013 İlerleme Raporu’na verilen değişiklik önergeleriyle birlikte yeni internet yasası ve Başbakan Erdoğan’ın Facebook ve YouTube’ü kapatabileceklerine dair tehditleri de eklendi. Raporda bu gelişmelerin endişe verici olduğu söyleniyor.
Avrupa Parlamentosu dün gerçekleşen Genel Kurul oturumunda, 2013 Türkiye ilerleme raporunu 153’e karşı 475 oyla kabul etti. Raporla ilgili bir konuşma yapan AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle Avrupa Birliği’ne üye olmak için özgürlüklerin artırılması, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığının zorunlulu olduğunun altını çizdi. Füle, son yolsuzluk soruşturmalarına karşı hükümetin tutumunun yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını derinden etkilediğini belirtti. Ayrıca Füle’nin konuşmasının sonunda önceki gün yaşamını yitiren ve dün geniş katılımlı bir törenle uğurlanan Berkin Elvan vurgusu yapması dikkat çekiciydi.
Ancak asıl enteresan gelişme, Ekim ayında hazırlanan 2013 Türkiye Raporu’na yapılan eklentiler oldu. 17 Aralık sonrasında yolsuzluk soruşturmasının engellenmeye çalışıldığı yönündeki iddialar, HSYK düzenlemesi ve yeni internet yasası bu eklentiler arasındaydı ve bu gelişmelerin Türkiye açısından kaygı verici olduğunun altı çizildi. Türkiye’nin bu düzenlemelerle birlikte giderek Kopenhag kriterlerinden uzaklaştığına dikkat çekilirken AB parlamenterleri Türkiye’deki demokratikleşmenin AB’ye üye olmak için değil ülkenin kendi refahı için yapılması gerektiğine vurgu yaptılar. Raporda ayrıca Fasıl-23 Yargı ve Temel Haklar bölümünde internetle ilgili şu ifadeler öne çıkıyor:
“İnternet sitelerinin orantısız kapsam ve süreyle yasaklanması devam etmiştir. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), yasaklanan internet siteleri ile ilgili olarak, Mayıs 2009’dan bu yana bir istatistik yayımlamamıştır. Yasaklanan internet sitelerini takip eden bağımsız bir internet sitesinin Eylül ayında yaptığı açıklamaya göre, Türkiye’de 32.000’den fazla internet sitesine erişim sağlanamamaktadır. İfade özgürlüğünü sınırlayan ve vatandaşların bilgi edinme hakkını kısıtlayan, İnternet”Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”un Avrupa standartlarına uygun olarak revize edilmesi gerekmektedir….
Üst düzey yetkililer, çeşitli vesilelerle sosyal medyayı topluma bir tehdit olarak göstermek suretiyle eleştirmiştir. Gezi Parkı protestolarına ilişkin olarak, Twitter üzerinden paylaştıkları mesajlar nedeniyle bazı vatandaşlar daha sonra serbest bırakılmış olmakla birlikte gözaltına alınmıştır…
…Ceza Kanunu ve Kabahatler Kanunu, transseksüellere yönelik ayrımcı ve keyfi bir tarzda uygulanmıştır. İnternet kullanımını düzenleyen kanun, siyasi ve ahlaki olarak uygunsuz bulunan bazı LGBTI ve diğer bazı internet sitelerine karşı kullanılmıştır. Görevi yaptırmamak için bir memura karşı direnmeye ilişkin Ceza Kanunu hükmü, taciz suçlamalarına karşı çıkmak amacıyla sık sık kullanılmıştır…”
Bu arada, Avrupa Parlamentosu’nda yapılan oylamanın ve 2013 Türkiye Raporu’nun onaylanmasının hemen ardından Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu imzasıyla bir açıklama [2] yayınlandı. Söz konusu açıklamada Çavuşoğlu özetle rapordaki bazı maddeleri memnuniyetle karşılarken bazı maddeleri ise önyargılı bulduklarını söylüyor. Çavuşoğlu’nun açıklamasında yeni internet düzenlemeleriyle ilgili şu ifadeler yer alıyor:
“1 Mart 2014 tarihinde Hükümetimizce kabul edilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı’nın Karar’da yer alması tarafımızca olumlu olarak değerlendirilmektedir. Eylem Planı ile Hükümetimiz, Yargı ve Temel Haklar Faslı’nın önemli gerekliliklerinden birini daha karşılamış ve siyasi olarak engellenen fasıllarda dahi reform kararlılığını sürdürdüğünü bir kez daha göstermiştir.
Ancak söz konusu kararda, gerek yargı reformu, gerekse temel hak ve özgürlükler alanında çıkardığımız bazı önemli reformların yer almaması tarafımızca üzüntüyle karşılanmıştır.
Bunun yanısıra, HSYK ve İnternet ile ilgili birçok AB üyesi ülkeyle paralellik arz eden kanun değişikliklerinin uygulamaya yansımaları dahi görülmeden eleştirilere maruz kalması, Türkiye’ye karşı var olan önyargılı bakış açısının açık bir örneği olmuştur.”
[2]- AB Bakanlığı Resmi Açıklaması

Kaynak : 