CHP Bursa Milletvekili ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu üyesi Doç.Dr. Aykan Erdemir bugün TBMM’de bir basın toplantısı düzenleyerek, internet kullanıcılarını yakından ilgilendiren “İnternet Erişimi Birliği” konusuna değindi. Yatırım ikliminin zarar gördüğünü ifade eden Erdemir, BTK’nın tüzük konusundaki tavrını eleştirdi ve yanısıra Kişisel Verilerin Korunması Kanunun bir an önce çıkarılmasını istedi. Erdemir’in konuşma metni şu şekildeydi.
Bugün Erişim Sağlayıcıları Birliği’nin kurulması sürecinde yaşanılmakta olan sıkıntıları dile getireceğim.
Türkiye’nin bilişim ve bilgi ekonomisi geleceğinin nasıl karartıldığını, yatırımcı ve girişimcilerin önüne hangi engellerin çıkarıldığını paylaşacağım.
Türkiye’de özgürlükler iklimiyle beraber yatırımın ikliminin de nasıl zarar gördüğünü anlatacağım.
17 Aralık’tan bugüne sıklıkla tekrar ediyorum: 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk skandalının Türkiye’ye en büyük zararı çalınan milyonlar ya da milyarlar değildir. 17 Aralık, Türkiye’nin özgürlükler geleceğini, bilgi ekonomisi vizyonunu ve bilgi toplumu hedefini çalmıştır.
Rüşvet ve yolsuzluğu örtbas etmek için aceleyle çıkarılan kanunlardan biri olan ve 19 Şubat 2014 tarihli Resmi Gazete’de ilan edilen 5651 Sayılı Kanundaki Değişik ile Türkiye İnternet’i karartmıştı.
Bu yasakçı ve baskıcı düzenlemeyle Erişim Sağlayıcıları Birliği kurulmuştur.
Erişim Sağlayıcılar Birliği, İnternet Jandarması olarak görev yapacak bir Erişim Engelleyiciler Birliği olarak öngörülmüştür.
Bu Birliğin kuruluşu süreci, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yetkilendirilmiş olan erişim sağlayıcıların en az %25’inin kurucu iradesi ve imzasıyla onaylanacak bir tüzükle tamamlanacaktır.
Türkiye’de büyük, orta ve küçük ölçekli 325 erişim sağlayıcı bulunmaktadır. BTK’nın ilk tüzük toplantısında kamuoyuyla paylaşılan sayı budur.
19 Mayıs 2014 tarihine kadar dörtte bir imza olan 82 imzaya ulaşılarak Erişim Sağlayıcıları Birliği’nin kurulması gerekmektedir. Aksi takdirde tüm erişim sağlayıcılarına yıllık cirolarının yüzde biri oranında ceza kesilecektir. Demokles’in kılıcı erişim sağlayıcı şirketlerin üzerinde sallanmaktadır.
Bu süreçte büyük, orta ve küçük ölçekli erişim sağlayıcıları farklı kümelenmeler oluşturdular ve tüzük taslağı çalışmaları yürüttüler. Örneğin orta ve küçük ölçekli işletmelerin oluşturduğu İnternet Erişim Sağlayıcıları Topluluğu yaptıkları basın açıklamasında İnternet Jandarması olmadıklarını, mesleki birlik olduklarını beyan ettiler. Erişim Engelleyicileri Birliği değil Erişim Sağlayıcılar Birliği olma kararlılıklarını ifade ettiler.
Belki de bu tavırdan olsa gerek, BTK’nın 10 Nisan’da düzenlediği toplantıya 325 erişim sağlayıcıdan yalnızca 45’i çağrıldı, 280’i yok sayıldı. Böylece 325 olan erişim sağlayıcı sayısı 45’e inmiş olacak ve bu yolla da Birliğin kurulması ve tüzüğün kabulü için yalnızca 13 imzanın yeterli olmasına mümkün olacaktır.
Kanunda böyle öngörülmemesine rağmen, “sadece aboneleri olan” firmaları erişim sağlayıcı saymak formülüne gidileceği iddia edilmektedir. Sektörün az sayıda ve büyük işletmelerde konsolide edilerek, İnternet Jandarması olmayı reddeden orta ve küçük ölçekli şirketlerin devre dışı bırakılacağı kaygıları bulunmaktadır. TİB ve BTK’nın bu sektörde fazla sayıda oyuncu istemediği ve kullanıcı verilerini az sayıda kurum üzerinden denetlemeyi hedeflediğine ilişkin duyumlar bulunmaktadır.
Bugün Türkiye’nin önünde iki seçenek vardır: BTK’nın dayatmaya çalıştığı tüzük mü? Büyüklerin yanı sıra orta ve küçük ölçekli erişim sağlayıcıların da katıldığı ortak aklın ürünü bir tüzük mü?
Biz tavrımızı şeffaflıktan, katılımdan, yönetişimden ve ortak akıldan yana koyuyoruz. Biz tavrımızı serbest piyasadan, girişim özgürlüğünden ve rekabetçi ekonomiden yana koyuyoruz. Müdahaleci devlet kapitalizmi ve otoriterliği birleştiren modele karşı yurttaşlarımızı uyarıyoruz.
Bu hafta görüştüğümüz bir sektör temsilcisi halihazırda istihdam ettiği personelin yarısının sürekli değişen mevzuata uyuma ve bunun getirdiği regülasyon yükünü sırtlamak için çalıştığını belirtti.
Financial Times gazetesinde geçtiğimiz günlerde çıkan bir haberde 2010 yılında Silikon Vadisi’nden Türkiye’ye gelen bir bilişim yatırımcısının bugün durumu hiç iç açıcı bulmadığını ve Türkiye’de sosyal medyaya yönelik yasakların olumsuz etkisinden kaygılı olduğu belirtiliyor.
Twitter’ın Küresel Kamu Politikasından Sorumlu Başkan Yardımcısı Colin Crowell da “Burada (Türkiye’de) yatırım yaparak işimizi büyütmenin hizmetimizin sürekliliğine güvenmekle ilişkisi var. Hizmetimizin kapatıldığı bir yatırım ikliminde herhangi bir şirket hemen yatırım yapmak konusunda çekinceli davranır.” şeklinde bir açıklamada bulundu.
Tüm bu ifadeler göstermektedir ki Türkiye’de yatırım ikliminin olmazsa olmazı özgürlükler iklimidir.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bir an önce çıkarılmalıdır.
CHP’nin Türkiye’nin bilgi toplumu olması önünde büyük bir engel olan 5651 sayılı İnternet düzenlemesini Anayasa Mahkemesi’ne taşıma gerekçelerinin üzerinde hepimiz düşünmeliyiz.
Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) kişisel verilere ilişkin aldığı son kararı da göz önünde bulundurularak, Türkiye’nin AB üyeliği, bilgi ekonomisi ve bilgi toplumu vizyonu ve hak ve özgürlükler geleceği önündeki otoriter ve yasakçı zihniyetle mücadele için harekete geçme zamanıdır.

Kaynak : 