Bilgi Teknolojileri Kuruma (BTK) bağlı olan TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) bir basın açıklaması yayınladı ve geçtiğimiz hafta bazı yayın organlarında çıkan HTTPs bloklama istendiği haberlerini yalanladı.
Bu haberlerin temelinde, nisan sonunda operatörlere TİB tarafından gönderilen bir mail var. TİB bu mailde, HTTPS engellemeye yönelik bir şey yapılıp, yapılamayacağı soruluyordu. Operatörler ise bunun yapılması durumunda hangi hukuki ve teknik sorunlara neden olacağını bildiren cevaplar vermişlerdi. Biz bu cevapları 1 hafta sonra yani mayıs başında uzun ve her yönü ile değerlendiren bir yazı ile haberleştirmiştik (Bkz : URL Bloklama, HTTPs Bloklama ve ‘Ben Kapatırım Ulan….’ Üzerine).
Özetle; TİB bir soru sormuş ve operatörlerden yapılamayacağı, yapılırsa neler olabileceği yönünde bir cevap almış ve bu cevaplar sonrasında da uygulama yapılmamıştı. Yani medyada geçen hafta çıkan haberler yanlıştı. TİB de bugün yayınladığı açıklamada buna işaret ediyor. Açıklama şu şekilde :
BASIN AÇIKLAMASI
Bazı basın yayın organlarında Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından erişim sağlayıcılara https iletişimin içeriğini izleme amaçlı yatırım yapmaları için talimat verildiği yönünde iddialar yer almıştır.
Söz konusu iddialar, gerçekleri çarpıtma ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik maksatlı girişimlerdir.
TİB tarafından erişim sağlayıcılara gönderilen yazı ile 5651 sayılı Kanunun ilgili maddeleri gereği erişim engelleme kararlarının uygulanması ile ilgili yasal sürecin işletmecilere resmi olarak bildirimi yapılmış ve konuyla ilgili görüşleri sorulmuştur.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Hassas Konularda Haberlerin de Hassas Çalışılması ve Verilmesi Gerekli
AKP hükümeti internet konusuna hep olumsuz yaklaştı. Bunu çeşitli politikacıların yıllardan beri verdiği beyanatlarda görebileceğiniz gibi, 2012’de TBMM’de İnternet Araştırma Komisyonu kurulmasına neden olan araştırma önergelerinin gerekçelerine bakarak da görebilirsiniz.
Ancak “Arap Baharı” olarak tanımlanan olayların arkasından ülkemizde meydana gelen Gezi Parkı olayları ve 17 aralık operasyonları sonrasında, AKP hükümeti, internet’ten çok daha fazla korkmaya başladı. İnterneti engelleme konusuna çok daha fazla eğildi ve bunun yollarını hem kanun olarak, hem de teknik uygulamaları olarak görüyoruz.
Buna karşılık, toplumda da “komplo teorisi yaratma” ya da “her komplo teorisine inanma” potansiyeli var. Felsefede Antik Çağın yerini Klasik Çağın almasının en önemli işaretlerinden birisi, “Bilgelerin yerini Düşünürlerin” alması olarak yorumlanır ve Klasik çağı “düşünüyorum o halde varım” diyen 1596 doğumlu Dekartın başlattığı kabul edilir. Aradan 4 asır geçmiş; biz halen her önümüze gelen komplo teorisine inanıyor ve düşünmüyorsak, geriye ne kalır??
Demek istediğim şu; BTK/TİB son zamanlarda gurur duyulmayacak pek çok uygulamaya imza atıyor. Ama yapılması nelere yol açacağı yukarıda linkini verdiğimiz haber içinde bulunan bir uygulamayı yapıyorlar diye vermek de başka bir yanlışlık olur.
Haberleri verirken, hassas olunmadığında, insanlar yalan/yanlış haberlere alışıyor, kanıksıyor, doğru haberlerin içeriğine de inanmamaya başlıyor. Giderek, aslında 4cü kuvvet olması gereken ve devletin bir denge unsuru olan medyaya karşı aldırmazlık başlıyor.
Gazeteciler olarak görevimiz; haberleri doğru yazarak, yanlışlıkları araştırarak vermek olmalıdır ki, iktidarların ya da şirketlerin, kamuoyuna karşı olan hataları ortaya koyabilelim ve kamuoyunun bilinçlenmesine ve bu hataların düzeltilmesi için çabalamasına yol açalım. Kısacası 4.Kuvvet olmayı bilelim. Kamuoyunu yanıltmayalım. Neye inanacağını bilmez hale gelmesinler.

Kaynak : 