BTK bazı basın yayın organları ile internet sitelerinde yer alan iddialar üzerine açıklama yayınladı. Yapılan yayınlarda, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda (TİB) görevden ayrılan ya da görev yeri değiştirilen personelin bilgisayarlarının başka yerlere taşındığı ve bu bilgisayarlar üzerinde işlem yapıldığı yönünde iddialar yer almıştı. BTK açıklamasında bu konuda şunu söyledi :
Daha önce görev yapan veya görev yeri değiştirilen personelin bilgisayarları herhangi bir yere ya da kuruma gönderilmemiş, bina dışına çıkarılmamıştır. Bunun aksine, görev yerinden ayrılan personelin bilgisayarları tutanakla depolara kaldırılmış, hiçbir müdahalede bulunulmamıştır. Her bir bilgisayarın geçmişte kim tarafından kullanıldığı belli olup, devam eden soruşturmalarda ihtiyaç duyulması halinde incelenmek üzere muhafaza altında tutulmaktadırlar.
Yapılan haberlerde yer alan diğer bir iddia ise, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı’ndan (MİT) gelen kişilerin TİB’deki görevlilerin erişim şifrelerini aldığı şeklindeydi. BTK bu konuda ise şöyle bir açıklama yapıyor :
Ocak 2014 tarihinden itibaren Başkanlıkta çalışan hiç kimsenin şifresinin başka kurumlardan gelen birileri tarafından alınması ya da herhangi bir gerekçeyle şifrelerin diğer kurum personeliyle veya kurum dışı çalışanlarla paylaşması söz konusu değildir.
Diğer yandan, Ocak 2014 öncesi bazı firma personeline sistemlere erişim yetkileri ve kapı giriş kartları verildiği tespit edilmiş, bu tür kişilerin erişimleri derhal iptal edilmiştir. Ayrıca, anılan tarih öncesi kritik sistemlere erişimleri olan bazı personelin ortak (anonim) şifreler kullandıkları ve yaptıkları hiçbir işlemin kaydını tutmadıkları veya sildikleri tespit edilmiştir. Bu tespitler üzerine inceleme ve soruşturmalar devam etmektedir.
Geçmiş dönemdeki bazı personelin TİB’deki sistemlerde tutulan işlem ve log kayıtlarını yok ettiklerinin tespiti üzerine, son altı ay içerisinde Başkanlıkta yürütülen her türlü işlemin dijital kaydı noksansız olarak tutulmaya ve saklanmaya başlanmıştır. Tüm iş süreçleri ‘Denetlenebilirlik’ kriterlerine göre yeniden gözden geçirilmiştir.
Bir diğer iddiada, TİB sistemlerine MİT tarafından el konulduğu ve bu makinaların dışarıya çıkarıldığı belirtiliyordu. BTK böyle olmadığını söylüyor :
Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından herhangi bir sisteme el konulması ya da bina dışına çıkarılması söz konusu değildir. Devletin gizli kalması gereken bilgilerinin siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin edilmesi, Devletin güvenliğine ve siyasal yararına ilişkin gizli kalması gereken bilgilerin açıklanması, uluslararası casusluk yapma suçları şüphesiyle yürütülen soruşturma kapsamında, Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gözetiminde ilgili kolluk güçlerinin ve bilirkişilerin katılımıyla TİB’de teknik incelemeler yapılmaktadır.
Yine gazetelerdeki haberlerde TİB’in dinleme sistemlerinin çöktüğü ve bir hafta boyunca çalışmadığı ve bu süre zarfında sisteme müdahale edildiği iddiaları vardı. BTK, TİB sistemlerine sabotajlar olduğunu ama çökmediğini iddia ediyor :
Sistemlerin bir hafta boyunca çalışmadığı iddiası doğru olmayıp, son altı ay içerisinde TİB sistemlerine yönelik olarak farklı zamanlarda sabotaj girişimlerinde bulunulmuştur. Tüm bu sabotaj girişimleri, alınan teknik önlemler sayesinde bertaraf edilmiştir. Başkanlık sistemlerine yönelik koruma tedbirleri en üst seviyede sağlandığından hiçbir veri kaybı olmamıştır.
26/06/2014 tarihinde saat 23:30’da ilgili Kanunlar ve Mahkeme Kararları çerçevesinde istihbarat kurumlarına veri gönderen sistemlerde aynı anda bir sorun oluşmuş, sorun sonrası yedek sistemler devreye alınmıştır. Aynı görevi gören sistemlerin aynı anda arızalanması durumu şüpheli bulunmuş, bunun üzerine yapılan ayrıntılı incelemelerde, görev yeri değiştirilen personelin görevden ayrılmadan önce sisteme sabotaj amaçlı yıkıcı ve zaman ayarlı program yerleştirdiği tespit edilmiştir. Sabotaj ve veri silme şüphelisi üç personel hakkında derhal disiplin soruşturması başlatılmış ve bu kişiler açığa alınarak Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.
Bu tür sabotajların engellenmesi için, kritik birçok sistem üzerinde benzer programların bulunması ihtimaline karşı arama ve tarama çalışması yapılmıştır. Böylelikle zaman ayarlı bazı sabotaj hazırlıkları meydana gelmeden engellenmiştir.
BTK, TİB’in Hukuk Daire Başkanının hukukçu olmadığı iddialarına ise, “Başkanlığın Hukuk Daire Başkanı, hukuk fakültesi mezunu birinci sınıfa ayrılmış hâkimdir. “ yanıtını verirken, açıklamasını şu şekilde sonlandırıyor;
Sonuç olarak
TİB’de son altı ay içerisinde yapılan tüm iş ve işlemler kayıt altındadır ve bu kayıtlar da muhafaza edilmektedir.
TİB’deki yetkilendirme sistemi, titizlikle görevlerle bağlantılı hale getirilmiş ve personelin kendi görev alanı dışındaki sistemlere erişimi engellenmiştir.
Bazı basın yayın organlarında ve internet sitelerinde, bu tür maksatlı iddiaları yayanların iyi niyetli olmadıkları ve yürütülen soruşturmaları çarpıtmaya ve engellemeye çalıştıkları görülmektedir.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, kanunlarla çizilen çerçevede görevlerini yerine getirmeye devam edecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TİB’de Sistem mi Çöktü, Ya da Ne Oldu?
2 gün evvel bazı basın kuruluşları, TİB sistemlerinde bir çökme meydana geldiğini yayınlamışlardı. Mahkeme kararları kapsamındaki dinlemelere ilişkin numaraların girildiği KÜBİK isimli sistemdeki sorun, BTK açıklamasından da görülebileceği gibi, “sabatoj” olarak nitelendirildi. KUBİK adlı sisteme, TİB’de görevli bir uzman tarafından spyware (casus yazılım) yollandığı ama bu casus programın, sistemdeki verileri silerken fark edildiği; yedekleme sayesinde veriler ve telefon numaralarının kurtarıldığı belirtildi.
TİB sisteminde mahkeme kararıyla dinleme yapılan numaraların önce KUBİK’e girildiği, bu numaraların daha sonra HİTAB denilen ikinci bir sisteme düştüğü ve böylece iki farklı sunucudaki verilerin karşılaştırılıp denetlendiği, bu yolla da hukuki olmayan dinleme yapılmasının önüne geçildiği anlatılıyor. Casus yazılım yoluyla ise, KUBİK’teki numaraların silinmesinin, ikinci listede yer almayan, dolayısıyla yasadışı olarak sisteme girilen numaraların tespit edilmesini engellemeye yönelik olduğu iddia ediliyor.
Sistemdeki verileri silmeye yönelik bu “casus” girişiminin ardından TİB yetkililerinin sabotaj şüphelisi 3 personel için savcılığa suç duyurusunda bulunduğu da bildiriliyor.
Kapalı Kutu Haline Gelen TİB
BTK’nın bu ve diğer açıklamaları her ne kadar iddiaları yalanlasa da, TİB içersinde halen bir kör döğüş sürdüğünü gösteriyor.
Bu kör döğüş konusunda çeşitli iddialar var. Bazı iddialar 10+ yıl Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı yapan ve geçen yıl bu zamanlar son 10 yıllık dönemin en güçlü bakanlarından birisi, hatta 10+ yıl bakanlık yapması ile en güçlü olanı olarak tanımlanan Binali Yıldırım ile kabinedeki ya da AKP içindeki/yakınındaki bazı başka kişiler arasındaki –Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması durumunda doğacak olan fırsatlara yönelik– iktidar savaşından bahsediyorlar.
Yıldırım, bakanlığı döneminde çok sayıda projenin gerçekleşmesi ile “projeci bakan” olarak tanımlanıyordu. 17 aralık döneminde onun hakkında da bazı söylentiler çıkmakla birlikte, genel anlamda saygı duyulan bir kişi olarak görülüyor. Bu nedenle kendisini yıpratmak için TİB’in kullanıldığı iddiaları var. Özellikle de aralıkta ortaya çıkan ses kayıtlarının nasıl yapıldığına dair tespitler yapılamadığı bu dönemde, telefon dinlemelerinde koordinatörlük yapan TİB konusunda şüpheler var ya da yaratılıyor.
Diğer yandan, 17 aralık öncesinde, telefon dinleme ve internet konusunda bir uzmanlık merkezi haline gelen TİB’in bu haliyle MİT’i rahatsız ettiği de konuşuluyor. MİT’in bu nedenle TİB’in hallaç pamuğu gibi atılmasını istediği belirtiliyor. MİT konusunda ortaya çıkan çeşitli belgeler ya da iddialar –Oslo görüşmeleri, TIR olayı gibi-, MİT’in kendisini takip yeteneği olabilen ikinci bir merkez istemediği şeklinde yorumlara neden oluyor.
Bu iddiaların ya da malum cemaat operasyonu sonucunda, TİB’in iyeteneklerinin bir hayli azaldığı yorumları var. Bu yorumların bir nedeni teknik konularda ortaya çıkan bilgisizlik işaretleri.
Bunlar hem teknik uygulamalarda kendisini gösteriyor. Hem de, uygulamaya alınması uzunca bir süre alan internet kanununa ilave maddelerin, kanunu oluşturması için tartışıldığı günlerde de aynı izlenimi almıştık.
TİB son 6-7 aydan bu yana, kendisini dışarıya kapatmış durumda. İçeride 250 kadar insan çalıştığı belirtilmesine karşın, orada ne tür işler yapıldığı pek bilinmiyor. Telefon açtığınızda ise sadece santral ile görüşebiliyorsunuz. Ama bu santraldaki memur ise, herhangi bir konuda bilgi sahibi değil, sadece karşılayıcı ve yanısıtıcı görevi üstlenmiş durumda. Sizi en fazla BTK basın bürosuna yönlendirebiliyor.

Kaynak : 