IDC Sağlık Öngörüsü anketi, ülkemizdeki kentsel akut bakım hastanelerinde BT yatırımlarının daha çok sağlık hizmetleri sağlayıcıları arasında veri alışverişini mümkün kılma ve devletin politika ve yönetmeliklerine uyum sağlama ihtiyacından kaynaklandığını gösteriyor. Aynı zamanda, organizasyonel büyüme ve verimlilikle ilgili tipik faktörler de önemli rol oynasa da personel memnuniyetinin artırılması, hastanelerin BT yatırımlarının arkasındaki en güçlü itici güç olarak karşımıza çıkıyor.
IDC Sağlık Öngörülerinde araştırma analisti olarak görev yapan Nino Giguashvili’ye göre
“Bu ikinci konu [personel memnuniyetinin artırılması] ilk başta biraz şaşırtıcı gelebilir ancak daha yakından bakacak olursanız aslında çok mantıklı olduğunu görebilirsiniz. İnsan Kaynaklarıyla ilgili faktörler Türkiye’de sağlık sektöründeki BT pazarı gelişmelerinde ciddi anlamda önemli bir rol oynuyor. Çok hızlı büyüyen bir sağlık sektörünün ve sürekli artan sağlık hizmetleri çalışanları açığı karşısında motive olmuş bir personel topluluğunun Türkiye’deki sağlık hizmetleri sağlayıcıları için paha biçilemez bir varlık olduğunu söyleyebiliriz. Araştırmamızda tutarlı bir şekilde Türkiye hastanelerindeki BT yatırım kararlarını tespit etmede personel tutumlarının kilit faktör olduğunu gözlemlemiş bulunuyoruz. Diğer taraftan, beceri eksiklikleri ve organizasyonel değişime direnç gibi personellerle bağlantılı kısıtlamaların da BT inovasyonu önündeki en ciddi bariyerler olduğunu söylememiz gerekiyor.”
IDC’nin gerçekleştirdiği anket, Türkiye’deki kentsel akut bakım hastanelerinin, hastaların tıbbi kayıtlarını dijitalleştirmeye ve hastane yönetimi için temel bilgi sistemlerinin kurulmasına yönelik sağlam adımlar attığını gösteriyor. Ancak, klinik iş akışlarının ve entegre hastane çözümlerinin desteklenmesi için daha ileri çözümlerin daha geniş bir adaptasyon seviyesine ulaşması biraz daha zaman alacak gibi gözüküyor. Hastanelerin BT yatırımlarının sanallaştırma, mobil çözümler ve BT güvenlik sistemleri alanlarında artması beklenirken BT altyapı kısıtlamalarının, finansal kısıtlamaların ve beceri eksikliğinin bu süreci sekteye uğrattığını söylemek mümkün.
Konuyla ilgili görüşleri sorulan Giguashvili sözlerine şöyle devam etti:
“Sınırlı örneklem boyutuna rağmen bu anket hem anekdot yoluyla hem de tedarik boyutu araştırmamız aracılığıyla gözlemlediğimiz birkaç trendi de teyit eder nitelikte. Bu, hastalar için müjdeli bir haber diyebiliriz, zira elde ettiğimiz sonuçlar Türkiye’deki hastanelerde büyük bir ilerleme olduğuna işaret ediyor. Türkiye’deki sağlık sektöründe göreceğimiz en çarpıcı gelişmelerin ise mobilite etrafında odaklanacağını söyleyebiliriz. Mobilite, Türkiye’deki hastanelerin gelecek yıllarda muazzam bir hıza ulaşmasına sağlayacak 3D platformu teknolojileri arasında eşi benzeri görülmemiş bir öneme sahip olacak gibi gözüküyor.”

Kaynak : 