İnternet-in hayatımıza getirdiği pek çok değişiklikten bir tanesi de çalışma koşulları olsa gerek. Ofiste var olmak gereken işler gitgide yokoluyor. Onun yerine uzaktan çalışma koşulları gelişiyor. Geçtiğimiz günlerde Telekom cihazları üreticisi Ericsson bu tür bir duyuru yaptı ve Maslak ofislerine ilaveten Anadolu yakasında da ofis açtıklarını, bazı çalışanların oradan çalışacağını duyurdu.
Ericsson, dünya çapında ofisleri olan ve güncel iş hayatını takip eden dev firmalardan birisi. Kendilerine bu ofisi sorduk, Genel Müdür Ziya Erdem bize, önümüzdeki dönemin iş hayatının nasıl olacağını gösteren açıklamalar yaptı.
Turk-internet.com : Ziya Bey, merhaba! Geçenlerde yolladığınız basın bülteni çok ilgimi çekti. Neredeyse size, ‘beni de işe alın!’ diyecektim! Ofisler değişiyor galiba? Ericsson da bunun öncülüğünü mü yapıyor? Ericsson-un Anadolu Yakasında yeni açtığı bu ofis ile ilgili bilgi alabilir miyiz?
Ziya Erdem : Tabii ki! Aslında belki bunun öncesinde bizim çalışma prensiplerimiz ile ilgili biraz bilgi vermekte fayda var. Artık özellikle içinde bulunduğumuz teknoloji çağında herhangi bir şekilde mekâna bağlı olmak zorunda değilsiniz. Dolayısıyla bizim de Ericsson’da esnek çalışma saatleri uygulamamız var. Yani, insanlar belli saatlerde ofiste olmak kaydı şartıyla, haftanın istediği zamanında evlerinden veya farklı yerlerden çalışabiliyorlar.
turk-internet.com : Bunu biraz açar mısınız? ‘Belli saatlerde ofiste olmak’ ne demek? Yani, hangi saatler ve niçin?
Ziya Erdem : Sonuç itibariyle, tabii ki bir takımın parçasısınız. O takımın icraatlerini en iyi şekilde yapabilmesi için de, takımın zaman zaman bir araya gelmesi gerekiyor. Dolayısıyla bunun için de belli kurallar var. Bu kurallardan bir tanesi, mesela ofise gelmediğiniz zamanlar günün 8 saati içerisinde online olarak erişilebilir olmak durumundasınız. Onun dışında line- manager’iniz ile birlikte haftanın1- 2 günü belli saatlerde bir araya gelmek durumundasınız.
turk-internet.com : Toplantı mı yapıyorlar?
Ziya Erdem : Toplantı anlamında ve birlikte zaman harcamak durumundasınız. Onun dışındaki saatlerde istediğiniz yerde çalışabilirsiniz. Bu ev de olabilir, herhangi bir kafeterya da olabilir.
turk-internet.com : Çalışanları nasıl kontrol ediyorsunuz?
Ziya Erdem : Bu kontrol takıntısından kurtulmak gerekiyor. Biz elemanlarımıza güveniyoruz. Bizim şirketimizin en önemli varlıklarından bir tanesidir insan kaynağı. Çalışanlarımızın yüzde 99’u üniversite mezunu hatta master sahibi belki alanlarında. Belli bir yaşa gelmiş, belli tecrübe edinmiş insanlara kontrol getirmenin abesle iştigal olduğuna inanıyorum ben açıkçası. Biz sonuç odaklıyız. Yani insanlara verilen görev neyse, o görevi sonuç olarak bize teslim ediyorlar. Biz ölçümlerini yapıyoruz. Bunu ölçümleyen de müşterilerimiz. Onlarda bir sıkıntı çıkmadığı sürece, insanların nerede olduğunu kontrol etmek gibi bir sorumluluğumuz yok yani. Öyle bir şey yok açıkçası.
turk-internet.com : Buna yeni çağın “trend”i dememiz lâzım herhalde. Son 10 yılda ofisler mobilleşmeye başladı. Siz de mobil sektörü şekillendiren firmalardan birisi olarak, geleceği nasıl görüyorsunuz?
Ziya Erdem : Ofis çok pahalı bir değer aslına bakarsanız. Yatırım yapmak anlamında, sürdürülebilirliği sağlamak anlamında. Dolayısıyla zaten hareket halinde yaşıyoruz.
Türkiye’den örnek velim; bizim müşterilerimizin ofisleri gerek Avrupa yakasında, gerek Asya yakasında olabiliyor. Gün içerisinde 2 yaka arasında farklı toplantılara gitmek durumunda kalabiliyorsunuz. Bir yakada 3- 4 toplantınız olabiliyor. Dolayısıyla arada en azından zamanınızı harcayabileceğiniz yerlere ihtiyaç var.
Onun için ne yapacaksınız, her yerde ofis mi açacaksınız? Böyle bir şeyi yapmaktansa bizim tercihimiz, bütün ofis hizmetini komple veren kuruluşlar ile anlaşmak. Urban Station bunlardan biri mesela. Urban Station, Arjantin’de geliştirilmiş bir fikir ve bir takım girişimler tarafından da Türkiye’ye taşınmış. Şu anda sanıyorum İstanbul’da 5- 6 tane ofis yerleri var. İçinde bulunduğumuz bu yakadaki ofisi biz onlarla beraber oturduk, konuştuk, ve dedik ki ‘biz bu alana yatırım yapmak istemiyoruz. Buraya 50- 55 kişilik bir yer istiyoruz. Bize ait bir bölüm olsun. Bizden başkası girmesin. Bunun için bize bir bedel çıkarın. Kira bedeli karşılığında anlaşalım.’
Ve nitekim de, yaptık. Biz bu yatırımı kendimiz yapsaydık neye mâl olurdu, Urban Station’u alırsak neye mâl olurdu? Onun bir karşılaştırmasını yaptık ve ikincisinin çok daha feasible (uygulanabilir) olduğunu gördük ve anlaştık. Üst katta kendimize ait 50 kişilik bir ofisimiz var. Burası (alt kat ise) aşağı yukarı 150 kişiyi barındırabilecek bir yer. Yani, (üst kattaki ofisimin dışında) aşağıda bulunan yerlerden de faydalanabiliyoruz. Burası toplantı odası, kafeterya, oturma gruplarının olduğu yer… ve sadece burası da değil, Urban Station ile bizim yatığımız anlaşmada, sonuç itibariyle kişi başı belli bir ücret ödüyorsunuz. Biz global bir şirket olduğumuz için güzel de bir indirim aldığımızı söyleyebilirim burada. Urban Station var olan her yerde biz bu alanımızı kullanabiliyoruz.
turk-internet.com : Burayı büyültebiliyorsunuz, küçültebiliyorsunuz değil mi?
Ziya Erdem : Fark etmiyor… Ofislerini çoğaltıyorlar. Türkiye’de yayılacaklar. Dolayısıyla biz böylelikle sadece kafeteryaları değil, bu tür var olan urban station alanını da ofis şeklinde kullanabiliyor olacağız.
turk-internet.com : Ne var bu ofis kavramı içinde? Mesela siz mobilya alıyor musunuz?
Ziya Erdem :
turk-internet.com : Siz sadece insan olarak giriyorsunuz?
Ziya Erdem : Evet, giriş kartımızla içeri girip oturuyoruz, çalışıyoruz.
Söyleşinin devamını Ziya Erdem : Sanal Takımlar Oluşturulabiliyor ve Takımlar Dünyanın Dört Bir yanından Çalışanlar Olabiliyor – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz, ayrıca bu söyleşiyi video halinde de izleyebilirsiniz.



Kaynak : 