Bu makalenin giriş bölümünü 4N ve 5N Tartışmalarına Uzman Katkısı 5N’ye Bir Kala… – I başlığı altında okuyabilirsiniz.
3N İHALESİ VE BTK’NIN 3N YAKLAŞIMLARININ SONUÇLARINDAN ÖĞRENDİKLERİMİZ
3N ihalesinde BTK bazı ilklere imza attı. Hatırlanacağı üzere; 3N işletmecileri ve altyapı cihaz ve sistem tedarikçilerine yönelik bazı yükümlülükler getirilmişti. Kısaca hatırlamak gerekirse BTK’nın bu isterleri; 150 ARGE ve destek mühendisi istihdamı ile başlayıp üçüncü yılda 500 ARGE ve destek mühendisi istihdamına karşılık gelmekteydi.
Hiç şüphesiz bu hem çok olumlu hem de çok doğru bir yaklaşımdı.
Bu tür isterler dünyanın pek çok ülkesinde farklı şekil ve oranlarda olmaktadır. Hatta Savunma sektörümüzde mevcut gelişmişlik sürecinin arkasında 1975’de Savunma sektörümüzün temelerinin atılışından ve daha sonra 1985’de Savunma Sanayii Müsteşarlığının kuruluşunu takip eden süreçten itibaren başlayan yeni tedarik yaklaşımı bulunmaktadır.
Ancak, BTK doğal olarak Mühendisler için İş ve İşçi Bulma Kurumu değildir. Öyleyse, BTK’nın 3N ihale sürecinde belirlediği bu talebin gerçek hedefini iyi kavramak gerekmektedir. “500 Mühendis istihdamı sonrasında beklenti nedir? Ne elde edilmek istenmektedir? Nasıl ölçülecektir?” gibi sorular ilk akla gelenlerdir.
Bu soruların cevapları da henüz açıklıkla ortaya konulup tartışılmış değildir. Bugün özellikle bazı yabancı menşeili bazı şirketlerde ARGE mühendisi olarak istihdam edilen mühendislerin sahada ARGE dışında kullanıldığına yönelik söylentiler duyulmaktadır.
Nitekim bu şirketlerde yapılan ARGE çalışmalarının çıktıları bu kuşkuları doğrulamaktadır. Ayrıca, bu çalışmalar yeteri kadar ve yeteri yetkinlikte denetlenip denetlenmediği konusu da tartışmalıdır.
Bu noktada en temel sorulardan biri şu olmalıdır;
- 3N İhalesinde istihdam elde edilen Mühendisler eli ile Türkiye’de Teknoloji üretiminde, Patent sayısında artış ne derece olmuştur?
Bu yeterli görülüyor ise söylenecek bir şey yok ama yetersiz ise sayılara takılmak yerine niteliksel dönüşümü sağlayacak yaklaşımlar ve yöntemler üzerine yoğunlaşacak derslerin çıkarılması ve uygulanması gerekir.
Bu ve benzeri soruların mutlaka sorulması, cevaplarının tartışılması ve 4N yol haritasında bunların sıkı şekilde takip edileceği mekanizmaların oluşturulması gerektiği de açıktır.
4N KONUSUNDA BİLDİKLERİMİZ ve YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ
Birçok ülkede halen 4N hizmeti verilmekte olduğu biliniyor. Hatta 4N teknolojisinin birkaç yıldır sunulduğu da ifade edilmekte. Böyle bakınca Türkiye’nin geç kalan birkaç ülkeden birisi olduğu sık sık vurgulanıyor.
Ama acaba gerçek gerçekten böyle mi?
- Türkiye geç kaldı mı? Türkiye geç kalarak önüne geçilemez zararlara uğradı mı veya uğratıldı mı?
Acaba biraz geç kalmak (eğer geç kaldı isek) Türkiye için 3N de olduğu gibi yeni bir fırsat ve faydalar oluşturabilir mi?
gibi yukarıda değindiğimiz ve hala arttırabileceğimiz bir dizi soruya cevap bulmak gerekir mi?
Öncelikle halen birçok ülkede sunulan hizmetin gerçekten 4N mi sorusuna net cevap verilmeli. Halen birçok ülkede hizmete 4N olarak sunulan teknoloji aslında 3N’in LTE ile zenginleştirilmiş ve 300 Mbps hızı destekleyen sürümü. Bu sürüm bazı uzmanlar tarafından 4N olarak adlandırılsa da aslında değil. Bilindiği üzere 4N standardı ise 1000 Mbps hızı destekleyen LTE Advanced olarak tanımlanmakta.
Bu nedenle ülkemizde gerçekleştirilen çalışmalar dünyadaki çalışmalardan geri değil ve aslını söylemek gerekirse birçok çalışmadan daha ileri seviyede.

Şekil-1 Prof. Dr. İlhan Fuat AKYILDIZ – Georgia Institute of Technology
Bu makalenin son bölümünde burayı tıklayarak 5N Konusunda Bildiklerimiz ve Yanlış Bildiklerimizi okuyabilirsiniz.



Kaynak : 