Ülkemizde hukuk işliyor ama geç işliyor. Yine de, şikayet etmeyi bırakıp, herşey için hukuk yolunu denemek lazım. En azından yanlış işlemleri görmek açısından. Ama yine de Türkiye’nin milli serveti ile ilgili bir konuda Danıştay’ın kararı bu kadar geç bağlaması da üzücü.
Danıştay, eski bir Türk Telekom çalışanı ve Telekomcular Derneği Samsun temsilcisi olan elektronik teknikeri Hüseyin Sezen’in 2010’da açtığı imtiyaz sözleşmesindeki şerh’e dayalı olarak “usul hatası nedeniyle iptal” başvurusu üzerine 5 yıl sonra açıkladığı kararında davaya gerek olmadığını belirtti[1]. Çünkü ilginçtir, BTK, Türk Telekom ile 2010 yılında yeni bir sözleşme imzalamış.
İmtiyaz Sözleşmesi, Ojer Telekomünikasyon (Oger Telecom) firmasının, özelleştirme ile 6,55 milyar $ karşılığında satın aldığı Türk Telekom’un özelleştirmesi sırasında, kendisine Türk halkı adına verilen hakları yani imtiyazları içeriyor ki, bu imtiyazların başında Türkiye’de 175 yıldır halkın paraları ile kurulmuş veya döşenmiş olan altyapının kullanımı geliyor. İmtiyaz sözleşmesi 2026’ya kadar geçerli[2].
Yani 2026 yılından sonra Ojer hala Türk Telekom hisselerinin % 55’ine sahip olabilir[3] ama altyapıya dair imtiyaz başka bir şirkete de geçebilir, Türk Telekom’un yeni sözleşme imzalaması durumunda onda da kalabilir[4].
Ama bu konu bayağı çetrefilli bir durumu gösteriyor. Öyle ki, halkın malı olan bir altyapının, Danıştay’ın verdiği birden fazla karara rağmen 2010 yılına kadar düzeltilmediği görülüyor. Düzeltilen sözleşmede neler olduğunu da bilemiyoruz. Çünkü ticari sır denilerek saklanıyor.
Sadece BTK Başkanı Tayfun Acarer, 2011 yılında bir toplantıda altyapıların sonunda devlete döneceğine dair bir bilgi verdi[5]. Bu nedenle artık sözleşme bu şekilde imzalanmış olmalı diye düşünüyoruz.
Telekom Altyapısı Kimin?
Bu konu ülkemizde pek çok insan tarafından bilinemiyor. Yani Türk Telekom’un % 55’inin satışı sırasında “satılanın ne olduğu”, daha doğru “satılmayanın ne olduğu” çoğu kişi tarafından bilinmiyor.
Kısaca anlatalım; hangi ülke olursa olsun, Fransa Almanya ya da İngiltere’de özelleştirme yapıldığında, yıllardır kurulan, döşenen altyapının satılması düşünülmedi. Çünkü bu altyapı bir ülke için can damarı anlamına gelir. Kurulması bile yıllar ve çok çok paralar almıştır. Bu paralar da bazen halkın vergileri ya da aşırı ödenen fiyat tarifeleri [6] ile karşılanmıştır.
Üstelik bu rakamı karşılayacak düzeyde bir alım yapacak babayiğit firma var mıdır? Örneğin, Telekomcular Derneği tahminine göre, Türk Telekom’un özelleştirilmesi sırasında 30 milyon km kadar bakır hattı olduğu raporlandı. Bu rakamın döşenmesi ya da para kazanma potansiyelini bir kenara bırakıp, bakır değerini bile hesaplasanız 100 milyar $ düzeyinde bir rakam tutuyor. Bunu satın alacak bir babayiğit firma dünya yüzeyinde var mıdır?
Dolayısıyla bütün ülkelerde “can damarı” durumundaki altyapı satılmadı. Onun yerine “imtiyaz sözleşmesi” ile belli bir süre boyunca kullanım hakkı verildi.
Bizde de durum bu olmalıydı. Ancak ilk hazırlanan sözleşmeye Danıştay’ın verdiği tepkiye bakarsak[7], pek de öyle olmadığı ve daha ilk sözleşmede altyapının Türk Telekom’a ve onu alacak olan firmaya verilmeye çalışıldığı görülüyor[6]. Zamanın TK başkanı Tayfun Acarer de bu düşünceye yol açacak bir yorum yapmış[8].
Şerh Neden Kondu?
Ancak Danıştay’ın görüşüne rağmen ve Oger Telekom’un sözleşmeyi imzalarken şerh koyduğu ortaya çıktı[9].
Oger, Türkiye’de lisans alarak hizmet veren sabit ve mobil telefon operatörlerine uygulanan “25 yıl sonra, bütün altyapı Telekomünikasyon Kurumu’na geri verilir” maddesi ile ilgili olarak, dava açma hakkını saklı tutmak üzere, imtiyaz sözleşmesine şerh koyduğu anlaşıldı.
Oger, sözleşmedeki, “Sözleşme süresinin sona ermesi veya yenilenmemesi halinde Türk Telekom, sistemin işleyişini etkileyen tüm teçhizatı bütün fonksiyonlarıyla çalışır vaziyette ve bu teçhizatın kurulu bulunduğu kendi kullanımında olan taşınmazları, Telekomünikasyon Kurumu’na veya Kurum’un göstereceği kuruluşa bedelsiz olarak devreder.” ibaresini mevcut haliyle kabul etmedi.
Şerh Neden Önemli
Şerh neden önemli derseniz, bazı söylentiler var. Örneğin, Oger’in bu şerh’i kullanarak büyük oranlı krediler kullandığı[10] [11] ve hatta ilk 4,5 milyar $’lık peşin ödemesini de bu yolla yani Türk Telekom altyapısını göstererek alabildiği iddia ediliyor[12].
Bu noktada Standart & Poors firmasının değerleme notu ile ilgili gelişmeyi de yine Türk Telekom’un kendilerinin borsaya yaptığı açıklama notu ile hatırlatalım[13];
Uluslararası derecelendirme kuruluşu Standard & Poors Ratings, yaptığı rutin gözden geçirme çalışmaları sonucunda şirketimizin TL ve yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notunu “BBB-” (yatırım yapılabilir seviye), görünümünü olumsuz, Öncelikli Teminatsız Borç Notunu (senior unsecured rating) da “BBB-” olarak teyit etmiştir.
Devlet Denetleme Kurulu, 2010’da BTK’nın Sözleşmeyi Şerh ile Sürdürmesindeki Sorumluluğun Araştırılmasını İstedi
Bu şerhin iptaline yönelik başka davalar da açılmasına ve Danıştay tarafından iptal verilmesine rağmen[14], BTK Danıştay’ın istediği şekliyle düzeltmediğini ise, 2010 yılında yayınlanan Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı sırasında yayınlanan Devlet Denetleme Kurulu raporundan anladık[15].
Raporun 44cü maddesi şu şekilde;
TESPİT VE ÖNERİ 44 ‐ Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi ile Kurum arasında imzalanan imtiyaz sözleşmesine; Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi temsilcisi tarafından şerh konulduğu, söz konusu şerhin Danıştay kararı ile iptal edilmesine rağmen mahkeme kararının gereğinin henüz yerine getirilmediği ve sözleşmenin şerhsiz olarak imzalanmasının henüz yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, söz konusu işlemler nedeniyle ortaya çıkan sorumluluğun ve sorumluların belirlenebilmesi amacıyla konunun Başbakanlık Müfettişleri tarafından araştırma ve incelemeye tabi tutulması gerekmektedir.
O günden bu yana bir şey yapıldı mı, bilemiyoruz. BTK açıklama yayınlarsa memnun oluruz. Çünkü bu durum Türk halkının malı olan ve değeri çok milyar $’larla ifade edilen bir altyapının varlığı ile ilgili.
Arkasından gelen madde de çok önemli;
TESPİT VE ÖNERİ 45 Hisse rehni uygulamalarının niteliği ve uygulanabilirliği hususu netleştirilmelidir.
Hisse rehnine ilişkin Kurul gündemine alınıp karar verilmesi gereken konuda yetki aşımı yoluyla değerlendirme yapıldığı ve görüş beyanında bulunulduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, söz konusu işlemler nedeniyle ortaya çıkan sorumluluğun ve sorumluların belirlenebilmesi amacıyla konunun Kurum Başkanlığı tarafından araştırma ve incelemeye tabi tutulması gerekmektedir.
Elektronik Haberleşme Yasası Altyapıyı Az Kalsın Türk Telekom’a Hediye Ediyordu
Bu konuda bir acaip notumuz daha var. 2005 yılında hazırlanan ama sonra geri çekilen bir “Elektronik Haberleşme Kanun Taslağı” bulunuyordu[16]. Bu taslakta da çok acaip bir madde vardı. Bu acaip maddeyi okuyup anlamak çok zordu çünkü 406’ya atıf yapıyor ama bu atıfı da karmaşık bir şekilde, şunlar şunların dışında kalanların vsvs gibi akıl karıştırıcı bir ifadeyle sunuyordu. Atıf yapılan madde şu şekildeydi;
b) (Değişik: 01/8/2003 – 4971/13 md.) Türk Telekom’un telekomünikasyon hizmetlerini yürütme ve telekomünikasyon altyapısını işletme ile ilgili hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenleyen görev sözleşmesi ve/veya görev sözleşmeleri, düşüncesi alınmak üzere Danıştay’a gönderilip, Anayasada belirtilen süre kadar beklendikten sonra akdedilir. Söz konusu sözleşmeler, sürelerinin bitiminde, benzer konudaki imtiyaz sözleşmeleri ile aynı şartlarda yenilenebilir. Türk Telekom’un; ana telekomünikasyon şebekesi üzerinde sahip olduğu mülkiyet hakkı görev sözleşmesi süresinin bitiminden sonra da devam eder. Türk Telekom’un, hangi telekomünikasyon veya GSM mobil telekomünikasyon hizmetlerini, kuracağı ya da iştirak edeceği şirketler eliyle ve hangi şartlarda yürüteceği görev sözleşmelerinde düzenlenir.
Bu madde altyapının, o zaman henüz “görev sözleşmesi” ile çalışan ve “imtiyaz sözleşmesi”ne geçmemiş olan Türk Telekom’a hediye edileceği yorumlarına yol açmıştı. Telekom sektöründe ve de siyasi partiler çerçevesinde çok tartışılınca, bu maddeyi bir sonraki taslağa koymadılar. Bunu da not edelim.
İmtiyaz sözleşmesi Nedir?
Kamu idaresi, kurumu ya da kuruluşlarının idare hukuku kurallarına dayanarak yaptıkları sözleş-
melere idari (yönetsel) sözleşme denir.
Bir sözleşmenin idari sözleşme sayılabilmesi koşulları;
- Sözleşmenin taraflarından birinin kamu idaresi, kurumu ya da kuruluşu olması,
- Sözleşmenin kamu hizmetinin yürütülmesi ile ilgili bulunması,
- İdareye (yönetime) özel hukuk yetkilerini aşan yetkiler tanınması koşullarının varlığı gereklidir.
[1] Danıştay Kararı
[2] Telekom Alt Yapısı 21 Yıl Sonra TK’ya Bırakılacak
[3] Türk Telekom Satış Sözleşmesi İmzalandı
[4] İmtiyaz Sözleşmesini, TT Adına Ekinalan İmzaladı
[6] OECD’nin Uluslarası Telefon Ücretleri Raporu
[7] Danıştay, ‘İmtiyaz Sözleşmesi’ne Görüş Bildirdi
[8] Acarer: ‘Türk Telekom, Malı ve Mülküyle Satıldı’
[9] Oger, Altyapının 21 Yıl Sonra Devrine Şerh Koymuş
[10] Ojer Telekomünikasyon 4,75 milyar $ (~10 Milyar TL) Civarı Kredi Aldı
[11] Öjer Telekomünikasyon 750 Milyon $ Üst Limitli Kredi Sözleşmesi İmzaladı
[12] Oger Telekom 4,31 Milyar $’ı Ödedi
[13] Türk Telekom Kredi Derecelendirmesi



Kaynak : 