1 ay kadar Türk pazarına giren CrossOver, insan kaynakları alanında farklı bir model. Şirketin Türkiye Genel Müdürü ile bu modeli konuştuk :
turk-internet.com : Bize kendinizi tanıtır mısınız?
Sinan Ata : Crossover Türkiye operasyonlarını yönetiyorum. Dünyanın 6 ülkesinden Türkiye de onlardan bir tanesi şu anda yetenek arıyoruz Amerika’daki teknoloji şirketleri için.
turk-internet.com : Buradaki “yetenek” kelimesi ne anlama geliyor?
Sinan Ata : Yetenek kelimesi… şöyle; biraz daha derinine inelim. Yüzde 65’i aslında yazılım işler, teknik işler. Geri kalanları finans var, muhasebe var, iş geliştirme var, pazarlama var, yani farklı farklı alanlara dağılıyor ama tabii farklı bölgelerdeki yeteneklerden bahsediyoruz aslında. Yani, deneyimli, kabiliyetli, 5 yılın üzeri artık senior level dediğimiz seviyeye ulaşmış, insan kaynağını arıyoruz.
turk-internet.com : Bir de uzaktan çalışma diyorsunuz. Onu da açar mısınız?
Sinan Ata : Remote- working hadisesi. Evet uzaktan çalışma konusu dünyada yeni bir trend. Bir araştırmaya göre, Amerika’da 2020 yılında çalışan nüfusun yarısının uzaktan çalışacağı söyleniyor. Bu çok büyük bir adım, büyük bir hareket, dev bir trend demek.
Biz de aslında bunun temsilcilerinden bir tanesiyiz ve global anlamda iş geliştiren ilk remote- working şirketiyiz. Bu, şu demek: Bir teknolojimiz var, bir platformumuz var, çalışanlarımızın tamamı – şu anda bin 500’e yakın çalışanımız var, tam zamanlı- yüzde 100 uzaktan Crossover üzerinden Amerikalı teknoloji şirketleri ile çalışıyorlar. Haftada 40 saat çalışmaları gerekiyor fakat bunun için nerede çalıştıkları, hangi saat dilimlerinde çalıştığı kimseyi ilgilendirmiyor.
turk-internet.com :Sinan Bey, 1.500 elemanımız var ne demek? Bu elemanlar, bu yetenekler sizin elemanınız mı oluyor, şirketlerin mi?
Sinan Ata : Bu yetenekler aslında bizim elemanımız oluyor. Crossover hizmetlerini de şöyle hızlıca açmak gerekir ise: Crossover Amerikan teknoloji şirketlerine sadece kabiliyet sağlamıyor. Diyor ki, “evet, ben bu adamları bulacağım. Bunu bulmak bir maliyet bu arada. Yalnızca geçtiğimiz çeyrek, 2015’in son çeyreğinde 2 buçuk milyon dolar harcadı Crossover, doğru insanlara ulaşmak için.
Crossover doğru insanları bulmak için yatırım yapıyor. Bunları çeşitli testlerden geçiriyor çünkü diyor ki, “ ben kabiliyetin sadece yüzde 1’lik en üst dilimini arıyorum” diyor; bu da cepte. Yani, testlerden de geçiriyor. Daha sonra Amerika’daki teknoloji şirketlerinin ihtiyaçlarına göre bu çalışanları işlerine yerleştiriyor ve diyor ki, “İstanbul’un Üsküdar’ına ya da Levent’ine nasıl para gönderileceğini bilmek zorunda değilsiniz, onu da ben halledeceğim” ve bunun üzerine platformu ile, teknolojisi ile performansı ve takım yönetimini, ekip yönetimini de yine Crossover sağlıyor. Dolayısıyla aslında Crossover 360 derece paket ile müşterinin karşısına çıkıyor.
turk-internet.com : Ben sizinle görüşürken, bir insan kaynakları şirketi ile görüşeceğim zannediyordum.
Sinan Ata : Daha fazlasıyız.
turk-internet.com : Daha fazlası, yeni bir iş modeli. Peki, bu yeni model kimin yararına? Firmanın yararına mı, çalışanların yararına mı?
Sinan Ata : Crossover’in üzerinde çalıştığı bir konsept var: “Cloudwages” dediğimiz, “Bulut Maaş” diye bir konsept var. Crossover diyor ki, yani ülke sınırları, yerel regülasyonların anlamını yitireceği bir dünyaya doğru gidiyoruz. Yani, örnek veriyorum. Almanya’daki, Polonya’daki, Türkiye’deki şirketlerin kendi içlerinde belirlediği maaş ortalamasının aslında çok bir anlamı kalmayacak kısa bir zaman sonra çünkü uzaktan çalışma hadisesi hayatımıza girmeye başlayacak.
Bu ne demek? Eğer kabiliyetli bir Java programcısı ise bir insan, dünyanın her yerinde aynı maaşı alabilecek demek. Aslında Crosssover biraz bunu getiriyor. Tabii bu bazı şeyleri zamanla değiştirebilir pazarda. Fakat bunun yanında bir de Crossover’in kendi bu performans yönetim araçları ile eleman tarafına sağladığı verimli çalışma ve aslında bir challenge yani bu çalışan için çünkü hepimiz aslında gün içerisinde 2,5-3 saat çalışıyoruz.
Fakat Crossover ile çalıştığınız bir dünyada hafta içi 8 saat çalışmak zorundasınız ve bu bir kondisyon gerektiriyor. Çok öğretici bir şey bu. Eleman tarafında da böyle bir şey var yani yalnızca para değil motivasyon; çok ciddi de bir katkısı var.
turk-internet.com :Şimdi ben şöyle bir şey anladım söylediklerinizden: Türk elemanları da Amerika’daki projelerde siz yönlendiriyor olabilirsiniz yetenek olarak öyle mi?
Sinan Ata :
turk-internet.com : Tam tersini soralım: Türkiye’deki şirketler müşteriniz midir? Ya da olacaklar mı?
Sinan Ata : Biz bunu CEO’muz ile sık sık konuşuyoruz. Türkiye’deki şirketler elbette bir gün müşterimiz olacak. Fakat Crossover’in şöyle bir sözü var, insan kaynağını ikna edip bünyesine katarken, diyor ki, “ şu seviyede maaş alacaksınız” ve Crossover bunu esnetmemekte çok ısrarcı. Şayet Türk şirketleri bir gün bu seviyelerde ödeme yapmayı kabul ederler ise, elbette onlar da bizim müşterimiz olabilirler.
turk-internet.com : Yani sizin maaşlarınız Türkiye için yüksek mi kalıyor?
Sinan Ata : Bu pazarın biraz yukarısında kaldığı doğru.
turk-internet.com : Peki, biliyorsunuz freelance çalışmada da insanlar şey kaybedebiliyorlar motivasyonu, ciddiyeti. Bunları nasıl kontrol ediyorsunuz? Ya da nasıl oluyor, mesela birisini yerleştirdiniz, gereklerini yerine getirmedi yapması gerekenleri. Nasıl kontrol ediyorsunuz?
Sinan Ata : En baştan alayım biz hâlâ Da Vinci’nin 1400’lü yıllarda bulduğu rezümeler ile insan bulmaya çalışıyoruz, anlatabiliyor muyum? Bu, baştan bir problem zaten. Hepimizin evlerinde yüksek teknolojili arabalarımız var ama bir yere bisiklet ile gitmeye çalışıyoruz. Biz aslında bu teknolojiye sahibiz.
Teknoloji bugün uzaktan çalıştırdığınız elemanı yüzde 100 ölçmeye yarıyor. Bunu çok rahat yapabiliyor teknoloji. Dolayısıyla biz bunu kullanıyoruz. Yani, Amerika’yı yeniden keşfetmiyoruz. Yani “better than physical” dediğimiz bir güvenlik konseptimiz var. Güvenlik bir sözümüz durumunda.
Bir yazılımcı örneği veriyorum. Sizin projenizde çalışıyor iken sizin kaynak kodunuzu alıp başka bir şey yapması çok mümkün değil bizim sistemimizde ve bunun üzerine bir de elemanın motivasyonunu kaybetmemesi için gereken haftalık toplantılar, tamamen çıktıya odaklanma var.
Peki, şu senaryo olmuyor mu? Yani çalışanlar işlerini yapamadıkları için Crossover’dan ayrılmıyorlar mı? Tabii ki bu da oluyor ve şöyle mesela bir istatistiğimiz daha var: Biz iyi bir para ödediğimiz için aslında çalışanlarımıza, bu 100 iş alımlarımızdan 3’ü bizi kandırmaya çalışıyor. Yani, sistemimizi manipüle etmeye çalışıyor. Böyle bir istatistiğimiz var. Yüzde 3 işe aldığımız çalışanlar, bir şekilde farklı botlar ile, scriptler ile bizim sistemimizi manipüle edip çalışıyormuş gibi görünmeye çalışıyorlar. Böyle bir gerçeklik de var ama tabii Crossover bunun üstesinden geliyor.
turk-internet.com : Ya da tersini soralım? Yani, şirket o elemana söz verdiklerini yerine getirmiyor ise? Ya da çok fazla iş veriyor ise? Hani, 40 saat dediniz, 50 saat iş veriyor ise?
Sinan Ata : 50 saat iş veriyor ise, üzerini öder.
turk-internet.com : Ödemiyor ise?
Sinan Ata : Üzerini ödemiyor ise… Zaten şöyle bir bağlılık yok arada: yani, eleman sonsuza kadar orada çalışmak zorunda değil. Şirket de sonsuza kadar o eleman ile çalışmak zorunda değil. Ben bunun bir vizyon olduğunu düşünüyorum. İş güvenliği dediğimiz hadisenin en azından yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Yani, sonsuza kadar az ödeyen ve sizi geliştirmeyen bir işte iş güvenliğinizin olması neyi ifade ediyor? Ben buna bakıyorum.
Crossover da muhakkak sizi zorlayacak, size yeni şeyler öğretecek bir ortam ve “sizin gibi dahi insanlardan oluşan bir ekip” sözü veriliyor; bu kadar. Ve bunun ötesinde size sonsuza kadar bizimle çalışacaksın gibi bir söz verilmiyor.
turk-internet.com : Peki. Tabii çalışanlar için biliyorsunuz en önemli konulardan biri de, sosyal güvenlik. Yani, Sosyal Sigortalar’dan bahsediyorum. Veya ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, vs vs. Bunlar ne oluyor?
Sinan Ata : Klasik anlamda baktığınız zaman, tabi bunların hepsi hayatın bir parçası. Fakat Crossover zaten pazar ortalamasının 3 kat üzerinde ödediği için ve bütün çalışanlar contractor dediğimiz seviyede olduğundan bunlar kişinin kendisindeki sorumluluklar. Bizim Crossover ile yasal ilişkileri o seviyede.
Crossover onlara haftalık olarak yıllık gördükleri maaşı dilimler halinde gönderiyor. Üzerine hangi özel sağlık sigortasını alacakları, SGK primlerini nasıl ve nereden yatıracakları falan tamamen onların kendi inisiyatiflerine kalıyor. Yani, biz şöyle düşünüyoruz ve CEO’muz Andy de bunu böyle anlatıyor sık sık; “bunlar koca insanlar. Hangi sağlık sigortasını alacakları, hangi arabayı kiralayacaklarını falan kendileri daha iyi bilirler. Dolayısıyla biz onlara daha iyi ödeyelim, onlar kendileri ne alacaklarına karar versinler” diyor. Yaptığımız iş bu.
turk-internet.com : Peki, vergilendirme?
Sinan Ata : Vergilendirme zaten Amerika’da yapılıyor ve biz onlara bu ödemeyi uzaktan gönderiyoruz. Onlar doğacak gelir vergilerinden şahsi olarak kendileri sorumlular.
turk-internet.com : Benim sorularım bu kadar. Sizin eklemek istediğiniz, benim sormadığım bir şey var mı?
Sinan Ata : Yani, şöyle söyleyebilirim. Özellikle adaylara buradan belki sizin vasıtanız ile kısaca seslenebilirim: Java üzerinde çok ciddi talep var Amerika tarafında ve biz bunu doyurmak için çok çalışıyoruz. O yüzden bizi deneyebilirler ve bizden memnun kalacaklarından eminim.
turk-internet.com : Teşekkür ederiz!
Sinan Ata : Ben teşekkür ederim!

Kaynak : 