TÜBİTAK Başkanı Prof.Dr.Arif Ergin ulusal güvenlik alanında çok yakında “kuantum kriptoloji” teknolojisine geçileceğini açıkladı. Böylece devlet adamları arasındaki telefon görüşmelerinin dinlenmesinin olanaksız hale geleceği belirtiliyor.
Prof. Dr. Ergin, çok yakında hayata geçirilecek projeyi şöyle özetledi:
“Kuantum kriptoloji denilen yeni bir alan ortaya çıktı. Fiber optik üzerinden aktardığınız fotonlar (bir birim ışık), ışık parçacıkları, birisi tarafından gözlendiğinde karakteristiklerini değiştiriyorlar. Dolayısıyla, bu fotonlarla, kuantum kriptoyla yolladığınız şeyler üçüncü birisi tarafından görüldüğü anda yapısını değiştiriyor.
Böylece dinlenip dinlenmediğini anlayacağınız bir yapı var ve şu anda TÜBİTAK’ta Kriptoloji Enstitüsü içerisinde kuantum kriptolu cihazlar üretimi gerçekleştiriliyor deneysel boyutta. İnşallah önümüzdeki anahtar dağıtım sistemlerinde Türkiye’nin ana altyapılarından bir tanesi kuantum kriptolu iletim hatları olacak.”
Prof. Dr. Ergin sözlerine şu şekilde devam etti :
“Dünyada kendi kriptoloji altyapısını çip bazı da dahil olmak üzere A’dan Z’ye üreten sadece 6 ülke var, bunlardan biri de Türkiye. Sıralama olarak çok net bir şey söyleyemeyeceğim ama NATO’da hatırı sayılan birkaç ülkeden bir tanesiyiz.
Siber güvenlikte paradigma değişikliği yapmaya çalışıyoruz. Artık bu sahada özel sektörde pek çok oyuncu var. TÜBİTAK’ın bu oyuncuların sağlıklarını sertifikalandırma yoluyla takip eden bir yapıya çıkması gerekiyor.
Türkiye’nin kendine has bir veri tabanı gelişecekse eğer, onun sıhhatini ve korumasını üstlenmek yine TÜBİTAK’ın siber güvenliği üzerinde olabilir. Dolayısıyla TÜBİTAK’ı merkezi planlayıcı bir role çekmeye doğru bir atılımımız var.”
Kuantum Kriptografi şifreleme konusunda quantum mekaniği prensiplerini kullanan bir bilimdalı. İlk defa Columbia Üniversitesinde (New York) Stephen Wiesner tarafından kuantum eşlenik kodlama kavramını olarak tanıtıldı. Halen RSA ya da EIGamal gibi imza ya da popüler şifreleme sistemlerinde kullanılmaktadır.
Şifreleme teknikleri genellikle bir anahtarla çalışır. Gün geçtikçe daha yüksek şifrelemeler kullanılsa da, anahtarı ele geçiren ya da tahmin edebilen, haberleşmeyi okuyabilir. Kuantum şifreleme ise Heisenberg’ün “belirsizlik”ilkesine dayanıyor. Şifreleme fotonlar kullanılarak yapılıyor. Kodlanan fotona erişmesi gerekenler dışında birisi eriştiğinde ise foton polarizasyonunu değiştiriyor. Yani bilgi kullanılamayacak hale geliyor.



Kaynak : 