3 Yılı aşkın bir süredir IoT’yi konuşuyoruz. Nesnelerin interneti, basitçe her nesnenin internet aracılığı ile birbiriyle iletişim kurmasını sağlıyor. Başlangıçta kulağa masum gibi gelse de, detaylara indikçe ve gelişimine bakıldığında şüphe uyandırıcı ayrıntılar var. Temelinden baktığımızda: Evinizdeki mikrodalga fırınının elektrik süpürgesi ile iletişimde olacağı kurgusu var.
İlk meyvelerini 4G’nin avrupa ve diğer kıtalarda kullanılmasıyla birlikte verdi. Firmaların bu konuyla ilgili izlediği strateji ise biraz daha farklıydı; eski fundamentalist yöntemlerden çok faydacı bir şekilde IoT kategorisinde start-up olarak beliren firmaları satın aldılar ve satın alınan firmalara yaptıkları yatırımlarla ürünlerine hız kazandırdılar. En somut örneklerini 2014’teki CES fuarında gördük ve resmen 2014’ten bu yana özellikle LTE teknolojilerinin güncellemeler almasıyla birlikte aktif olarak kullanılmaya başlandı. Artık IoT teknolojileri yavaş yavaş yapay zeka ile harmanlandığını görüyoruz ve mobil cihazlarda kullandığımız Siri, Cortana, Now, Alexa benzeri teknolojileri ev cihazlarında görmeye başladık.
Big Data’dan Veri Madenciliğine: Artık ürünlerin değil, verilerin ticareti dönüyor
2011 yılına geri dönelim. 2011 yılında Big Data daha yaygın bir şekilde konuşulmaya başlandı. Big Data’nın isimlerini ilk defa “akıllı şehirler” konferanslarında işitmeye başladık ve oluşturulan ütopyaya göre: Veri kullanımları petabaytları aşıyor, işgal edilen veri alanları ise gittikçe ufalıyor. Aslında gün geçtikçe veri saklanması konusunda rakamlar da artıyor.
Önemli olan ne kadar verinin kullanıldığı değil, veri-veri madenciliği ilişkisinin kurulması. Çünkü, yeni nesil ticaret prensiplerine göre artık ürün satışı gibi pazarlama, para kazanma yöntemleri gittikçe önemsizleşiyor, firmalar, daha doğrusu veriyi elinde bulunduran kurumlar verileri -veri madenciliği- yoluyla nakite dönüştürebiliyorlar. Bunun yanısıra artık nakit paradan daha değerli olan kriptolu para birimi e-coin’e dönüştürebiliyorlar. Çin’de çok yaygın kullanılmaya başlandı. Şöyle bir anektod geçelim; bitcoin ile kahve alan bir firma yetkilisi tanıyoruz.
IP Kameralar, buzdolapları ve evdeki her bir cihaz veri oluşturuyor
2016 itibariyle IoT çerçevesinde akıllı ev teknolojileri aktif bir şekilde kullanılmaya başlandı. IP Kameralar, küçük ev cihazları, TV’ler, beyaz eşya teknolojileri artık internete bağlanarak sürekli veri oluşturmaya başladılar. Aslında bu teknolojilerin sürekli hacklenmesiyle, çok da güvenli bir ekosistem olmadığı anlaşılsa da, yaşanan kayıplar şimdilik saklanıyor kamuoyundan.
Son yıllarda ülke yönetimleri veriyi elde bulundurabilmenin, “veriyi depolayan ülke olmanın” avantajlarından bahsediyorlar. Elbette bunun tek nedeni ticari kaygılar değil, artık verilerin birer ID numarası haline gelmesi ve verilerle kitlelerin her türlü detaylarını elinde bulundurabilme avantajı var. Türkiye’nin “yerli arama motoru” geliştirmesinin bir nedeni de budur. Üstelik T.C. Ulaştırma Denizcilik Ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan ‘yerli arama motoru’ konusunun önemine defalarca vurgu yaparak, Türkiye’deki verilerin yurtdışında depolanmaması gerektiğini söyledi.
Verilerin hangi ülkede ve nasıl saklandığı çok önemli ve diplomatik bir unsur olmaya başladı
Dünya çapındaki fuarlarda tanıştığımız IoT prensipli ev cihazlarıyla ilgili olarak unutulma hakkı, bilgilerin gizliliği ve 3. Taraf ile kullanıcı sözleşmeleri, bu verilerin gizliliğini kapsayabilecek yeterlilikte değil. Bu konuya daha basit bir taraftan bakacak olursak; 2 yıl önce Google, ‘unutulma hakkı’ konusunda defalarca ret verdi ve konu defalarca mahkemelere taşındı. Google şu sıralar unutulma hakkı sağlamıyor.
Üstelik, NSA’nin özel şirketleri de kullanarak ne şekilde veriler depoladığını ve nasıl bir gözetim ağı oluşturduğunu da Snowden belgelerinde kanıtlı bir şekilde gördük, her biri teker teker Wikileaks’te yayımlanmış durumda.
Ev IoT sistemlerinin oluşturacağı veriler, bu verilerin ne şekilde depolanacağı ve gizlilik sözleşmelerinin ne derecede olacağı henüz kağıt üzerinde çok net değil. Bununla birlikte siber saldırganların henüz hedefine aldığı bu teknolojiler 1 yılda yaklaşık 4 defa saldırıya uğradı ve birçok ev gizliliği ihlal edildi.
Bu konuda ürünler son kullanıcı nezninde evlere girmeye başladı ancak bu teknolojilerin oluşturduğu verilerin ne şekilde korunacağı ve hangi şartlar altında paylaşılacağı ise net olarak açıklanmış değil.

Kaynak : 