Çin Uluslararası Radyosu – “Ulusal Halk Meclisi (ÇUHM)” ve “Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı (ÇHSDK)” toplantılarının tamamlanması ile birlikte yeni normal olarak adlandırılan döneminde Çin’in 2017 yılı gelişme yönünün ne olacağı ve nasıl ilerleneceği önemli ölçüde belirlendi. Toplantılarda Başbakan Li Keqiang Ulusal Halk Meclisi’nin (ÇUHM) yıllık toplantısında hükümetin çalışma raporunu sunumu, rapor üzerinde yapılan görüşmeler ve öneriler ile birlikte Çin’in 2017 ekonomik ve siyasal perspektifi ortaya konuldu. “İki toplantı” Trump sonrası dönemde kürselleşmenin sürdürülmesi konusunda Çin’in üstleneceği rolden, iklim değişikliği ile mücadelede Çin’in katkılarına ve küresel büyümeye kadar farklı konularda ortaya koyduğu sonuçlar nedeniyle tüm dünya tarafından büyük ilgi ile izlendi.
Toplantıda sunulan hükümet çalışma raporunda 2017 yılı büyüme hedefinin %6,5 olarak belirlenmesi büyüme sıkıntıları çeken dünya ekonomisi açısından önemli bir iyimserlik kaynağı oldu. Zira Çin 2016 yılında %6.7 büyürken Almanya %1.9 ABD %1.6, Japonya ise %1 oranında büyüme kaydetmiş ve Çin’in dünya ekonomisinin büyümesine 1.2 puan katkıda bulunurken, ABD’nin ise 0,3 puan, Avrupa’da ise 0,2 puanlık katkıda bulunmuştu.2017 için Çin’in yine küresel büyüme büyük ölçüde katkı vermesi bekleniyor.
Bu yazı kapsamında asıl üzerinde durulacak konu Çin’in orta gelir tuzağından kurtulmak ve küresel ölçekte rekabetçiliğini sürdürebilmek için uygulamaya koyduğu inovasyon temelli ekonomi vizyonu olacak. Başbakan Li Keqiang sunduğu hükümet raporunda Çin’in uzun vadede rekabetçi üstünlüğünü korumak için sanayisinde teknolojik temelli bir yapısal dönüşümün gerekli olduğunu belirtmişti. Çin hükümeti için böyle bir teknolojik dönüşümün stratejik yol haritasını “Made in China 2025” inisiyatifi oluşturuyor.
2008 krizi sonrası dönemde imalat sanayini güçlendirmek ve küresel rekabet gücünü devam ettirmek isteyen Almanya kendi Endüstri 4.0 stratejisini geliştirdi. Endüstri 4.0 kavramı ilk olarak 2011’de Almanya’daki Hannover Fuarı’nda kullanıldı. Endüstri 4.0 Almanya’nın “Yüksek Teknoloji Stratejisi 2020” Eylem Planı’ndan çıkan gelecek projelerden biriydi. Bu tür gelecek projeleri 2008 krizinden sonra sanayinin öneminin farkına varan diğer gelişmiş ülkelerde de yaygınlaşmaya başladı. Örneğin Avrupa Birliği’nin “Horizon 2020” planında “Geleceğin Fabrikaları” adlı bir programı var. Fransa “Geleceğin Sektörü” başlıklı bir girişim geliştirirken, İngiltere “Yüksek Katma Değerli Üretim Programı’na” sahip bulunuyor. Diğer taraftan da ABD’de 2014 yılında önde gelen Amerikan teknoloji firmaları bir grup hükümet ve akademi ile birlikte teknolojilerin geliştirilmesi ve eşgüdümü ile uğraşan “Endüstriyel İnternet Konsorsiyumu’nu ” kurdu.
Endüstri 4.0’ün ana konseptine göre üretim sürecinde fabrikalardaki makineler, bilgisayarlar, sensörler ve diğer bütünleşmiş bilgisayar sistemleri birbirleriyle bilgi alışverişinde bulunacak, insanlardan neredeyse tamamen bağımsız olarak kendi kendilerini koordine ve optimize ederek üretim yapabilecek. Yaklaşımın en önemli unsuru üretim sürecinin bütünüyle robot teknolojisine dayanacağı için Almanya’nın işgücü maliyetleri nedeniyle yurtdışına kaydırdığı imalat faaliyetlerini yeniden ülkeye çekebilecek olması. Örneğin ortalama bir üretim robotunun saatlik maliyeti 5 dolar civarında bulunuyor. Ayrıca her geçen yıl robotlar daha karmaşık üretim süreçlerini yürütebilir hale geliyor. Bu gelişme ise dünyanın fabrikası olan Çin’in imalat sanayinin gelişmesi üzerinde bir kısıt oluşturacak. Diğer taraftan da Çin’in imalat sanayi, inovasyon kapasitesinin yeterli olmaması, fazla enerji tüketimi ve kirlilik olmak üzere farklı problemler ile karşı karşıya bulunuyor. Ayrıca, başta demir-çelik olmak üzere geleneksel sanayilerde üretim fazlası sorunları ortaya çıkmış durumda. Bütün bu faktörler Çin’i “yeni normal” olarak adlandırılan dönemde daha yavaş fakat daha kaliteli bir büyüme için yeni bir motor aramaya itmektedir. Çin hükümetinin bu sorun alanlarını son derece doğru tespit etmesi sonucu Çin ekonomisinde iki önemli yapısal değişimin önü açıldı. Bunlardan birincisi ekonomide sermaye birikimi temelli ağır sanayiye dayalı büyüme rejiminden tüketimin ve hizmetler sektörünün merkezde yer aldığı bir rejime doğru geçişe olanak sağlayan yapısal dönüşüm. İkincisi ise işgücü maliyetlerinin belirleyici bir rekabet unsuru olduğu düşük, orta teknoloji yoğun sektörlerden yaratıcılık ve inovasyona dayalı yüksek teknolojili sektörlere geçişi sağlamayı amaçlayan teknolojik uzmanlaşmaya dayalı bir yapısal dönüşüm. Bu yapısal dönüşümlerin başarılı olması teknoloji ve sanayi politikalarının etkinliğini artıracak arz yönlü yapısal reformların başarısına bağlı bulunuyor. Bu nedenle Beijing’de 16-17 Aralık 2016 tarihinde gerçekleştiren Çin Merkezi Ekonomi Çalışma Toplantısı’nda 2017 yılında arz yönlü yapısal reformların devam etmesinin büyüme için gerekli olduğu vurgulanmıştı. Yine bu nedenle yapısal reformların tamamlanması 13.Beş Yıllık Kalkınma Planı (2016-2020) döneminin de en önemli öncelik alanlarından birisi durumunda. Başbakan Li Keqiang da, hükümet çalışma raporu sunumunda Çin’de reform sürecinin devamının sürdürülebilir bir büyüme için ne derece önemli olduğuna vurgu yaptı. Bu bağlamda arz yanlı yapısal reform gündemi ve inovasyona dayalı teknolojik uzmanlaşma stratejisi “Made in China 2025” Çin’in orta gelir tuzağından kurtulmasının en kritik iki unsurunu oluşturuyor.
“Made in China 2025”
Dünya Bankası’nın tanımına göre, orta-gelir tuzağına yakalanan ülkeler, düşük ücretli, fakir ülkelere karşı standart imalat sanayi ürünlerinde rekabet gücü zayıflayan; diğer taraftan, inovasyona dayalı büyüyen zengin ülkelere ise yakınsamakta zorlanan ülkelerdir. On yıllar boyunca çift haneli rakamlarla büyüyen Çin gösterdiği bu büyüme performansı ile düşük gelirli bir ülkeden orta gelirli bir ülke konumuna gelmiştir. (Bkz Şekil) Bugün için büyümesi geçmiş on yıllara göre yavaşlamış bile olsa hala dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden biridir. Orta gelir düzeyine ulaşan ülkelerde başlangıçta büyüme sürecine destek veren geleneksel ile modern sektörler arası kaynak aktarım süreci yavaşlar, kırsal işgücü kaynakları azalır, kentlerde ücret düzeyleri yükselir ekonomideki üretkenlik artışı yavaşlamaya başlar. Bu durum orta gelirli ülkelerin yeni bir itkiye olanak sağlayacak politika çerçevesi geliştirmesini zorunlu kılar. Bu orta gelir düzeyinden çıkarak yüksek gelir düzeyine sahip ülkeleri yakalamak orta gelirli ülkeler için ancak teknoloji üretebilen ülke konumuna gelmeleri ile mümkün görülmektedir. Çin’in orta gelirli bir ülke konumundan yüksek gelirli bir ülke konumuna taşıyacak plan “Made in China 2025” stratejisidir.
“Made in China 2025” Alman “Endüstri 4.0”, planının Çin versiyonu olarak kabul edilebilir. Bu strateji “Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı (MIIT)” tarafından hazırlanmış ve Mayıs 2015’te Çin Devlet Konseyi tarafından açıklanmıştır. Bu ulusal planın hedefi, Çin’i imalat merkezinden bir dünya teknoloji gücü haline dönüştürmektir. “Made in China 2025”, kaliteye ve internet entegrasyonuna odaklanarak yeşil, yenilikçi ve akıllı üretim gerektiren, ilk on yıllık dönemi kapsayan bir eylem planıdır. Bu planı, Çin devriminin 100. yılı olan 2049’a kadar Çin’i lider bir teknoloji gücü haline getirmek için başka iki plan daha izleyecektir. Bu bağlamda Çin ekonomisinin bu büyük dönüşümü 2049 yılına kadar izlenecek üç aşamalı bir eylem planından oluşmaktadır.
- 2025 yılına kadar: Çin önemli sanayi ülkeleri arasında yer alacaktır.
- 2035 yılına kadar: Çin’in imalat sanayi dünyadaki gelişmiş üretim merkezleri arasında orta seviyeye ulaşacaktır.
- 2049’a kadar: Çin’in dünyanın önde gelen imalat ülkelerinden biri olarak gösterdiği tutum sağlam bir şekilde tesis edilecektir.
Made in China 2025 stratejisinin amacı Çin sanayinde kapsamlı bir şekilde teknolojik tırmanmayı (upgrading) sağlayarak Çin ekonomisini düşük katma değerli ve emek yoğun üretimden yüksek katma değerli ve yenilik odaklı imalata doğru kaydırmaktır. “Made in China 2025” planında ana hatları verilen bazı temel hedefler şunlardır:
- 2020 yılına kadar temel bileşenlerin ve temel malzemelerin % 40’ı yurtiçinde imal edilecek ve bu oran 2025’te % 70’e yükseltilecek.
- 2020 yılına kadar İşletme maliyetleri, üretim döngüleri ve ürün kusur oranlarında % 30 oranında azaltılacak ve bu oran 2025’te % 50 olacak.
- 2020 yılına kadar 15 yenilik merkezi kurulacak bu sayı 2025 yılına kadar 40’a yükseltilecek.
Hedeflerin gerçekleştirilmesini sağlamak için “Made in China 2025” planında, 8 alanda stratejik reformlar yer almaktadır. Bu alanlar şunlardır:
- Sistem ve mekanizmalardaki reformları derinleştirmek
- Adil rekabet ortamında bir piyasa ortamı yaratmak
- Mali destek politikalarını iyileştirmek
- Maliye ve vergi politikasına dayalı destekleri güçlendirmek
- Çok katmanlı personel eğitim sistemlerini mükemmelleştirilmesi
- Küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler) için politikaları iyileştirmek
- İmalat sanayinde dışa açılmanın artması
- Örgütsel uygulama mekanizmalarını geliştirmek
“Made in China 2025” planı kapsamında 10 sektör öncelikli sektörler olarak tanımlanmıştır. Bu sektörlerin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu sektörler şunlardır.
- Yeni Gelişmiş Bilgi Teknolojisi
- Son Teknoloji Ürünü Sayısal Kontrol Takım Tezgâhları Ve Robotları
- Havacılık Ekipmanları
- Okyanus Mühendisliği Ve İleri Teknoloji Gemiler
- Modern Demiryolu Nakliye Ekipmanları
- Enerji Tasarrufu Ve Yeni Enerji Araçları
- Elektrik Donatımı
- Yeni Malzemeler
- Biyofarmakoloji Ve Yüksek Performanslı Tıbbi Cihazlar
- Tarım Makineleri
Orta gelirli bir ülke konumundan yüksek gelirli bir ülke konumuna geçmek, düşük gelirli bir ülkeden orta gelirli bir ülke konumuna geçmeye göre daha zor olan bir süreçtir. Bu nedenle daha farklı ve iyi tasarlanmış gelişme stratejilerine gereksinim duymaktadır. Orta gelirli ülkelerin büyüme stratejileri düşük gelirli ülkelerden biraz farklılaşmaktadır. Orta gelirli ülkelerde geleneksel ihracat, ücret artışlarının neden olduğu maliyet dezavantajları nedeniyle önceki dönemlere göre kolayca arttırılamamaktadır. Bu nedenle ihracat yeni pazarlara ulaşmaya, yeni süreçlere ve ürünlere dayalı olarak gelişmektedir. Bu dönmede orta gelir tuzağından çıkış ekonominin bütün olarak inovasyon kapasitesinin yükseltilmesine bağımlı hale gelmektedir. Bu aşamada arz yönlü yapısal reformlar, yetenek birikimine dayalı teknoloji politikaları, bilime yapılan yatırımlar, kurumsal kalitede iyileşme önem kazanmaktadır. İşte Çin “Made in China 2025” stratejisi ile bu dönüşümü başaracak kapasitede olduğunu göstermektedir.
*Doç.Dr. Cem Okan Tuncel

Kaynak : 