turk-internet.com : Sizi tanımayan yoktur ama tekrarlayalım. Kendinizi tanıtır mısınız?
A.T.Özdemir : 1953 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdum.İlk ve orta öğrenimimi Konya’da tamamladım. 1973 yılında Ankara Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi’nde üniversite öğrenimime başladim.1977 yılında Makine Mühendisi olarak mezun oldum. 1987 yılında Makine Yüksek Mühendisi oldum.
Yüksek lisans öğrenimini yaptığı dönemde siyasete yakın ilgi duydum, 1984 yılında yapılan yerel seçimlerde Konya-Ereğli’den Belediye Baskanı seçildim.
İki dönem Ereğli Belediye Baskanlığı görevimi sürdürdüm, 1987 genel seçimleri için bu görevinden ayrılarak, Konya Milletvekili olarak parlamentoya girdim.
Milletvekili olduktan sonra bir süre Turgut Özal döneminde ANAP Genel Baskan Yardımcılığı görevinde bulundumve TBMM’de kurulan Çevre Arastırma Komisyonu Baskanlığı’na getirildim.
1991 yılına Mesut Yılmaz’ın Basbakanlığı’nda kurulan kabinede Çevreden Sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yaptim.Çevre Bakanlığı’nın kurulmasıyla da ilk Çevre Bakanı ünvanına sahip oldum.
1992 yılında yapılan ara yerel seçimlerde İstanbul – Bakırköy Belediye Baskanlığı’na aday oldum ve iki dönem bu görevimi sürdürdüm. Bakırköy Belediye Baskanlığı yanısıra Marmara ve Boğazlar Belediyeleri Birliği Baskanlığı’nı da yürüttüm , Avrupa Belediyeler Birliği 1995 erken genel seçimlerinde İstanbul’dan üyeliğinde de bulundum. İstanbul’da milletvekili seçildim, ANAP ve DYP’den olusan 53. Hükümetinde Basın ve Enformasyondan sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yaptım.
“Kentleşme, İstanbul ve Çevre” konularında doktoram var , evli ve 3 çocuk babasıyım.
turk-internet.com : Neden Adaylığınızı Koyuyorsunuz?
Özdemir : İnsanların hayatlarında gerçek bir fark yaratmak istiyorum.
Asıl önemli olan, arasıra yaptıklarımız değil, sürekli davranışlarımızdır.
Ben 16 yıl siyasetin değişik kademelerinde halkıma hizmet ettim. Son 3 yıl kendimi geri çektim ve geçmişte yaptıklarımın bir muhakemesini yaptım.Neleri daha iyi yapabilirdim, insanların hayatını nasıl daha güzelleştirebilirdim? Hatalarım var mıydı ? Varsa nelerdi ? Hatalarımdan dersler çıkardım. Çok okudum, başarılı ülkeleri inceledim. Ve önüme yeni hedefler koydum. Ben bir Türkiye sevdalısıyım, ülkeme hizmet etmezsem, geceleri gözüme uyku girmiyor desem inanır mısınız…Yeni hedeflerim doğrultusunda Türkiyeyi ve Türk insanını layık olduğu yere getirmeye çalışmaya devam etmek istiyorum. Zor bir dönemden geçiyoruz ve yolumuzun üzerinde taşlar var, elimi taşın altına koyuyorum.
Önümüzdeki yıllarda Türkiye’ de bir KATILIM DEVRİMİ olacak. Çünkü bireyler adil bir katılımcı sistemin ürettiği, yani kendilerinin de oluşumuna adil biçimde katıldıkları kararlara daha çok uyma eğilimindedir. İşte ben de tekrar katılıyorum diyelim.
Temsil edenle temsil edilen arasındaki ilişkinin temeli olan “güven” kavramı yokolma noktasına gelmiştir. Tekrar güveni oluşturmalıyız. Halkımın güvendiği bir siyasetçi olmaya devam edeceğim ve bu güveni Türkiye için faydalı projeler gerçekleştirmede kullanacağım.
turk-internet.com : Mevcut politik sistem içinde yararlı olabileceğinize inanıyor musunuz?
Özdemir : Başarı ve başarısızlık çoğunlukla tek bir olayın sonucu değildirler. Başarısızlık son adımı atmaktan alıkoyulmanın, bir sonraki km’ ye gitmemenin bir sonucudur. Başarısızlık, bu ufak kararların alınmaması ile ortaya çıkarken, başarı ise başlangıç adımını atma ve sebat etme ile kazanılır.
Sadece sonuca ulaşmaya yeltenmekle kalmayıp, bunu kesinlikle başarabileceğimizden de emin olursak, her tür arenada başarıya ulaşabiliriz.
Gerçekçi, bilinçli, hukukun üstünlüğüne ve etik değerlere bağlı, bilgiye dayalı sivil toplum örgütleri aracılığıyla halkın katılım ve sorumluluk paylaşımının esas olduğu ve dünya ile entegre bir siyaset tarzı. oluşmasını istiyorum.
Tabii ki “Siyasi Partiler Kanunu” ve “Seçim Kanunu”nun elden geçirilmesi ve “Yerel Yönetimler Reformu” gibi gerekli reformların yapılması da şart. Bunlar için çalışacağım.
Seçim sistemi, “tek-isimli, iki-turlu” çoğunluk sistemi yönünde değiştirilmelidir. En önemli avantajı, iki tur arasındaki dönemde benzer partilerin ittifak gerçekleştirebileceği, böylece seçim sürecinde işbirliğinde bulunan partilerin, parlamento ve hükümet düzeyinde de daha uyumlu ve istikrarlı koalisyonlar oluşturabilir. Böylece birden fazla bölünme çizgisinin olduğu (sağ-sol, merkez-çevre, dinci-laik, milliyetçi-etnik kimlik talepleri ) Türk parti sistemimiz toparlanır. Şu an 51 parti vardır. Bölünmeyi durdurmamız gerekmektedir.
turk-internet.com : Seçim sonrası elinizde yetki olursa, neler yapmayı planlıyor ya da umuyorsunuz?
Özdemir : Şu an Türkiye’ yi önemli ölçüde etkileyen 4 eğilim vadır:
Birincisi; “Hızlı nüfus artışı”.İkincisi; “Kaotik kentleşme”.Üçüncüsü; “Siyasi demokratikleşme”, Dördüncüsü ; “Tüketim toplumu olmamız”.
Türkiye’ nin siyasal ideolojisi nasıl “ demokrasi” etrafında örülüyorsa, toplumsal-ekonomik ideolojisi de “tüketim toplumu” ana kavramı çerçevesinde oluşmaktadır.
Tüketim toplumu büyük bir tüketim talebi yaratırken, ekonomik gelişme için de kamçı işlevi görür. Bugün yaşadığımız ekonomik krizin, toplumsal sıkıntıların temelinde küresel dünyanın gereklerine uyarak hızla tüketim toplumu olmamız yatmaktadır. Üretimle tüketimi dengeleyemedik.
Bence, çağımızın en önemli devrimlerinden biri “tüketim devrimi”, en önemli olumsuz güçlerinden biri de tüketim beklentilerinin gerçekleşmemesinden doğan hayal kırıklıkları ve kızgınlıklardır.
Gelir dağılımı, Türkiye’ nin en önemli sorunlarından biridir.Bozuk gelir dağılımının tüm toplumsal ilişkileri içinden çıkılmaz sorunlar haline getirdiği bilinen gerçeklerdendir.
Bugün yaşadığımız ekonomik sıkıntıların sonucu olarak orta direk kalmamıştır. Zenginler pozisyonlarını korurken, orta direk fakirleşmiştir.
Türkiye’yi ayaklandırmak için orta direğin güçlendirilmesi gerekmektedir.
KOBİlerin desteklenmesi Türkiye’ nin kurtuluşu olacaktır. KOBİler ayağa kalkıp, eski günlerine kavuşmadıkça ve daha da ileriye gitmedikçe, Türkiye gereken yaşam kalite standartlarını tutturamayacak ve komşularıyla arasındaki basamak sayısı artacaktır.
Bu sebeplerden dolayı YOKSULLUKLA MÜCADELE ve bozuk gelir dağılımını düzeltmek öncelikli hedeflerim arasında yeralıyor.
Ekonomisi zayıf bir Türkiye’ yi Avrupa Birliği arasına almak istemeyecektir. Stratejik konumunuz ne kadar önemli olursa olsun, İslam ülkelerine örnek teşkil edecek model bir ülke de olsanız, ekonominizi güçlendirmedikçe AB bizi üye yapmayacaktır.
AB düzenlemelerinin uygulanması için çalışacağım. Anavatan Partisi bu işin öncülüğünü elinden bırakmadı ve bırakmayacaktır.
Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçerken, “Vatandaş merkezli”, çözüm üretebilen ve şeffaf bir devlet için, e-devlet uygulamasının başlatılması ve yaygınlaştırılması gerekmektedir.
Yeni dünya düzeninde yeralmak isteyen ülkeler internet çağına ayak uydurmak zorundadır. Tüm dünyada klasik- bürokratik- merkeziyetçi devletten, e-devlet modeline doğru gidilmektedir. Bu işin de bir lideri olmalıdır .
KOBİlerin internetle dünyaya açılmasını sağlamalıyız. Ekonomik krizden çıkmak için güçlendirmemiz ve dünyaya açılmalarına yardımcı olmamız gerektiğinden, altyapı çalışmalarını geliştirmeli ve Anadolu’ lu işadamlarımızın dünyaya açılmalarını sağlamalıyız. Güneydoguve Dogu Anadolu’ya yatirimlari tesvik etmeliyiz. Gördüğünüz gibi bütün projeler birbirleriyle bağlı ve yapacak çok işimiz var.
Yurtdışında yaşayan Türkleri –Diaspora Türkleri’ ne de ülkemize bu zor dönemde destek olmaları için çağrı yapmalı, elbirliğiyle ülkemizi layık olduğu çağdaş seviyeye getirmeliyiz. Tersine beyin gözünü başlatmalıyız.
Hedef : Bölgesinde güçlü, lider ve refah bir Türkiye.



Kaynak : 