Avrupa Birliği ile ABD arasında 27 Temmuz 2025’te açıklanan son siyasi anlaşma, büyük Avrupa operatörlerinin yıllardır teknoloji platformlarını dijital altyapı dağıtım maliyetine katkıda bulunmaya zorlamak için verdiği mücadelede kötü bir döneme işaret ediyor. Beyaz Saray’dan yapılan resmi açıklamaya göre, AB “ağ kullanım ücretlerini kabul etmeme veya sürdürmeme” sözü veriyor. Bu durum, çoğu Avrupa telekom operatörünün talep ettiği gibi, internet devlerine bant genişliği kullanımları için zorunlu katkı payı getiren mevzuatın olasılığını askıya alıyor, hatta ortadan kaldırıyor gibi görünüyor.
En az son 10 yıldır Avrupalı telekom operatörleri, “Big Tech” olarak adlandırılan firmalardan “şebeke ücreti” almaya çalışıyor. Yani “biz şebeke yatırımı yapıyoruz ama bu yatırıma hiç katılmayan Google, facebook gibi büyük teknoloji firmaları asıl parayı kazanıyor. Bu şebeke olmasa para kazanamayacaklar, o nedenle şebeke parası versinler” türü bir anlayış bu. Bir yandan mantıklı gözükse de, diğer yandan “ağ tarafsızlığı” olarak adlandırılan internet için bağlantı parası dışında girdiğin her site için ayrı para ödemeye kadar gidebilecek bir sistemin yolunu açacağı için tehlikeli.
Ama yıllarca bu konuyu işleyen AB’li operatörler sonunda 2022’de AB Komisyonunu da ikna ettiler. Deutsche Telekom, Orange, Telefonica, Telecom Italia ve diğer operatörler, önde gelen teknoloji şirketlerinin 5G ve genişbant yaygınlaşmasına katkıda bulunmaları için kulis yaptılar Çünkü, Avrupa’daki veri trafiğinin yarıdan fazlasını Google, Apple, Meta, Netflix, Amazon ve Microsoft oluşturuyor. Sonuçta bu konuda bir maliyet araştırma komisyonu kuruldu.
Ancak şimdi gelen haberlere bakılırsa, Avrupa Birliği’nin (AB) Amerika Birleşik Devletleri ile dijital ticaret anlaşmasında ağ ücretlerinden feragat ettiği, transatlantik teknoloji diplomasisinde stratejik bir değişim meydana geldiği anlaşılıyor. Yani AB, Avrupa telekom altyapısını kullanan ABD teknoloji şirketlerine ek “ağ kullanım ücretleri” uygulamamayı kabul etti.
Genellikle “Adil Paylaşım” veya “şebeke kullanım ücretleri” olarak adlandırılan ve AB’li operatörlerin, şebeke üzerinden kullanıcılara ulaşan büyük teknoloji şirketlerinin (örneğin Google, Meta, Netflix) oluşturdukları yoğun trafik için telekom operatörlerine ödeme yapıp yapmaması gerektiği konusundaki uzun süredir devam eden tartışmasında gelinen noktada taviz verildiğini gösteriyor.
AB’nin, ABD ile yaptığı ticaret anlaşmasında neden bu uygulamadan vazgeçtiği henüz açıklanmadı ama dijital ticaret çatışmasından kaçınmak olaarak değerlendiriliyor. Çünkü ABD, teknoloji şirketlerini hedef alan her türlü ağ ücretine karşı çıktı ve bunları ticaret engelleri olarak nitelendirdi. Ücret talebinin kaldırılması, AB-ABD teknoloji ilişkilerindeki önemli bir sürtüşme noktasını ortadan kaldırıyor.
Şebeke ücreti dışında, Trump eski döneminde de, AB’nin (ve de Türkiye’nin) bu büyük teknoloji firmalarına koyduğu internet vergisine karşı çıkmış ve misillemeden bahsetmişti.
AB, şebeke ücretlerini kaldırarak özellikle her iki tarafın Çin etkisine karşı koymak için yapay zeka, veri yönetişimi ve siber güvenlik konularında koordinasyon sağlamaya çalıştığı bir dönemde, Washington ile kavgadan kaçınıyor. Sınır ötesi dijital hizmetlerin basitleştirilmesi, Avrupa ve Amerikan şirketlerinin düzenleyici misilleme korkusu olmadan faaliyet göstermesini kolaylaştırıyor.
Ancak bu durum AB’li telekom operatörleri açısından kayıp gelir anlamına geliyor. Avrupalı operatörler (Deutsche Telekom, Orange, Telefónica gibi) içerik platformlarından milyarlarca dolarlık potansiyel ücret kaybediyor. Bu, yakın vadede hiçbir AB mevzuatının Büyük Teknoloji şirketlerini “ağ kullanımı için ödeme yapmaya” zorlamayacağını gösteriyor. Dolayısıyla AB Dijital Stratejisi Üzerindeki baskı yani telekom şirketlerinin yeni gelir akışları olmadan 5G ve fiberi nasıl finanse edeceği konusunda soruları gündeme getiriyor.
ABD’nin açıklamasının kategorik tonuna rağmen, Avrupa Komisyonu, anlaşmanın hukuki bir taahhüt teşkil etmediğini açıkladı . Brüksel, “Siyasi anlaşmanın hukuki bağlayıcılığı yok” diyerek, Avrupa yasama süreci kapsamında gelecekteki müzakerelere kapı araladı. Ayrıca, adil paylaşımı da içerebilecek düzenleyici paket olan Dijital Ağlar Yasası’nın nihai metninin henüz kesinleşmediğini vurguladı. AB sözcüleri, ağ ücretlerinin Avrupa mevzuatına dahil edilmesinin resmen reddedilmediğini söyledi. Ancak bu açıklama, hem operatörler hem de düzenleyici çevre arasında belirsizlik yarattı; çünkü bu ücretlerin hariç tutulması, dijital bağlantı finansman modellerini etkileyebilir .



Kaynak : 